We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Referanduma Dönmüş bir Mahalli Seçim ve Sonrası Üzerine

7 1 1
30.03.2019

Zengin dağdan aşırır, fakir düz yolda şaşırır” diye bir söz vardır. Olanaklarınız ve rezervleriniz fazlaysa, dağdan aşırırsınız, ama çok kısıtlı olanaklarla çok dar bir hareket alanında bir şeyler yapmak zorunda olduğunuzda düz yolda şaşırırsınız. Yoksulluk yoksulluğu besler. Para parayı çeker.

Erdoğan-Ergenekon ittifakı baskı ve hileyle de olsa kazanılmış seçim ve referandum zaferlerinin adından, işler iyice sapa sarmadan, bu mahalli seçime iyice yüklenerek ellerini rahatlatmak ve en azından uzunca bur süre seçim olmayacağından, daha rahat hareket etmek üzere, mahalli seçimi bir genel seçim, hatta “beka sorunu” diyerek bir referandum havasına soktular. Haklıydılar. Onlar için aynı zamanda bir beka sorunu idi. Tarih boyunca her zaman egemenler kendi sonlarını dünyanın sonu olarak görürler ve bu nedenle her türlü çılgınlığı yaparlar.

Ekonomik kriz, Türkiye’nin stratejik konumuna dayanarak yapılan manevraların uluslararası politikada, özellikle Suriye’de ortaya çıkardığı sıkışma, tüm baskılara, kanunsuzluklara rağmen muhalefetin hiçbir zaman tam olarak bastırılamaması (ki bu bastıramamayı Kürt özgürlük hareketine borçluyuz. Bu hareketi tecrit edebilmek için, Erdoğan-Ergenekon ittifakı laiklere, Alevilere vs. (CHP ve İyi Partiye) belli bir hareket alanı vermek zorundadır. Onlara da aynen Kürtlere davrandığı gibi davranırsa, karşısında çok geniş bir cephe bulur ve Kürtler muhalefet içinde tecrit olmaktan kurtulur.) Erdoğan-Ergenekon ittifakının hareket alanını kısıtladı.

İşte bu koşullarda düz yolda şaşırmaya başladılar. İki büyük hata yaptılar.

Bu iki noktada da tabiri caiz ise “düz yolda şaşırdılar”. Ya da kendi ayaklarına kurşun sıktılar.

Tüm yetkileri elinde tutan Erdoğan’ın alanlara çıkması ve seçimleri neredeyse bir tek adam gösterisine dönüştürmesi de kendi başkanlığının ve başkanlık sisteminin de bir güven oylamasına ve bir referanduma dönüşmesine yol açtı. Muhtemelen bu mahalli seçimler sonunda hem Başkanlık Sistemi hem de Erdoğan meşruiyetini yitirmiş olacaktır, Erdoğan kendi kazdığı kuyuya kendisi düşmüş “düz yolda” şaşırmıştır.

HDP’yi hedef alarak muhalefeti köşeye sıkıştırma ve savunmaya zorlama çabası tam aksine HDP’nin gündeme taşınmasına yol açtı, bir bakıma HDP görünmezlikten görünürlüğe ve gündemin başına geçti. Mahalli Seçim bir bakıma Erdoğan-Ergenekon ittifakı ile HDP arasında bir mücadeleye dönüştü. İktidar yine kazdığı kuyuya kendisi düştü, yine “düz yolda” şaşırdı.

Bu durum ayrıca uzun yıllardır ilk defa HDP’nin akıllıca taktiği ile de birleşince, bu seçimde belediyeleri CHP veya İyi Parti adayları alsa da, bunlar HDP’nin oylarıyla kazanılmış zaferler olacak ve HDP’nin hanesine yazılacaktır. Yani muhalefet zaferini HDP’ye borçlu olacaktır.

(Muhtemelen seçimlerden sonra CHP ve genel olarak muhalefetin kendi başarılarında HDP’nin payını örtme çabaları ortaya çıkacaktır. İktidar ise tam aksini iddia edecektir. Bu da HDP’nin daha da gündemde kalmasına ve ağırlığının artmasına yol açacaktır.

MHP ve Bahçeli Erdoğan ile iş ve kader birliği yaparak, yenilgi halinde onun yenilgisini de paylaşacaktır ve seçimlerden sonra muhtemelen, yenilgi senin yüzünden oldu gibisinden aralarında ilk çatışma başlayacaktır.)

Bütün bunlar bir arada bu mahalli seçimleri hem Başkanlık sistemi hem de Erdoğan-Ergenekon ittifakı için birreferanduma dönüştürmüş bulunmaktadır. Hukuken böyle olmasa da fiilen ve politik olarak mahalli seçimler bir referandum karakteri kazanmış bulunmaktadır. Bu nedenle CHP ve İyi Partiye verilecek oylar bile Ergenekon-Erdoğan ittifakına ve iktidarına hayır anlamına gelecektir.

Sadece bu kadar da değil, seçim HDP ile Erdoğan-Ergenekon ittifakının bir mücadelesine dönüştüğünden fiilen HDP’ye ve onun zaferine verilecek oylara dönüşmüş bulunmaktadır. Bu durumu “beka sorunu” diyerek bizzat kendileri yarattılar.

Bu durumda muhalefetin iktidarın üzerinde alacağı her oy sistemin ve iktidarın meşruiyetinin sorgulanmasına yol açacaktır. Ve her oy nesnel olarak HDP’nin hanesine yazılacaktır.

Güçlerin konumlanışı doğrudan pek görülmese de 7 Haziran seçimlerine benzemektedir.

O zaman MHP’liler bile HDP’nin barajı aşması ve Erdoğan’ın seçilmemesi için şu veya bu biçimde HDP’ye destek verir durumdaydılar. Bu seçimde ise, HDP onların AKP-MHP iktidarını yenmesi için onlara destek veriyor. O zaman onlar, özellikle CHP, HDP’nin başarısından kendilerine pay çıkarıyorlardı. (Aslında oy olarak fazla bir katkıları yoktu ama atmosferi etkiliyordu, HDP’nin tecridini engelliyordu, HDP’liler daha rahat çalışıyordu. (Ben........

© Adil Medya