We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Ortadoğu'nun kültürel haritası Malazgirt ile değişti

4 0 0
13.08.2021

Malazgirt Savaşı Türk, İslam, Arap, Bizans, Gürcü, Ermeni, Süryani, Kürt tarihi bakımından pek çok değişimi beraberinde getirdi. Ortadoğu'nun gerek siyasi, gerekse kültürel haritasının değişmesini sağladı. Bu savaş sonucunda, Süryani ve Ermeniler nihai olarak Türk hakimiyeti altına girdi, Gürcüler tamamen itaat altına alındı, yerel Arap ve Kürt hanedanları Türklerin yüksek hakimiyetini tanıdı, Bizans ciddi bir siyasi kaos içerisine sürüklendi. Savaşın uzun vadedeki sonucu ise Haçlı Seferleri'nin başlaması oldu. Günümüzden 950 yıl önce, 1071 yılının 26 Ağustos'unda Sultan Alp Arslan'ın kazandığı Malazgirt Zaferi hiç şüphesiz Türk tarihinin en önemli dönüm noktalarından birisiydi. Anadolu'da kültürel, sanatsal, mimari bakımdan ciddi değişimlerin yaşandığı, çift başlı kartal örneğinde de görüleceği üzere kadim medeniyetlerin hakimiyet unsurları ile Türk hakimiyet telakkisinin bir bütün haline geldiği bir süreç bu zaferle başlamış oldu.

Büyük Selçuklu Sultanı Alp Arslan'ın Bizans imparatoru IV. Romanos Diogenes'i mağlup ederek elde ettiği, 950. yıldönümünü kutladığımız Malazgirt Zaferi, Türkiye'nin oluşumunun en önemli adımlarından birisiydi. Malazgirt Savaşı, erken dönemden itibaren İslam tarihi kaynakları tarafından büyük övgüye mazhar olan, Modern Türkiye'de ise bilhassa milliyetçi-muhafazakâr kesimlerin sürekli olarak gündemde tuttuğu, bu tarihi başarının büyük bir övgüyle topluma ve akademiye yansıtılmasına vesile olan en temel tarihi zaferlerden birisi olma özelliğine de sahipti. Bilhassa son dönemde Selçuklu tarihine olan ilginin günden güne artması, bu konuda belgesel ve dizi filmlerin yapılması, pek çoğu hamasi yorumlar içeren, özgün olmaktan uzak kitap ve romanların yazılması, devlet töreni ile Malazgirt Savaşı'nın adeta bir gövde gösterisine dönüştürülmesi bu savaşı çok daha popüler hale getirdi. Öyle ki, Malazgirt Savaşı'nın yerinin tespiti için, -Türk akademisinin seyrini düşündüğümüzde hayli gecikmeli de olsa- araştırma projeleri geliştirildi ve bu konuda çalışmalar yapıldı. Tüm bu faaliyet, etkinlik ve yayınlar fazlasıyla hamaset de içerecek şekilde Malazgirt Savaşı'nın toplumun başlıca gündemlerinden birisi haline gelmesini sağladı. Elbette tüm bu faaliyetler, toplum halinde belli bir konuya odaklanmak, konuyu derinlemesine muhtelif yönleriyle ele almak noktasında önemli yaklaşımların ortaya çıkması sonucunu da doğurdu. Bu da genel anlamda tarihe, daha özelde ise Selçuklu tarihine gerek lisans ve lisansüstü, gerekse akademik seviyede ilginin iyice artmasıyla neticelendi. Bu konuya dair, geçmiş yıllarda Mehmet Altay Köymen, Ali Sevim ve Semavi Eyice'nin çalışmalarına ilaveten, Carole Hillenbrand, Cihan Piyadeoğlu ve Muharrem Kesik bazı eserler kaleme aldı.

Sözünü ettiğim bu kıymetli çalışmalara rağmen Malazgirt Savaşı'nın 950. yıldönümüne ulaştığımız bu yılda dahi, siyasi sürecinin ve sonuçlarının haricinde kültürel, psikolojik, ekonomik, antropolojik sonuçları ile, gayrimüslim kaynaklara ne ölçüde yansıdığının yeterince analiz edilmediğini de söylememiz gerekir. Malazgirt Savaşı, sadece bir hükümdarın zekasıyla yahut bir ordunun cesaretiyle kazanılmış bir savaş mıdır? Bu savaşta, âlimler ve sufiler başta olmak üzere farklı unsurların katkısı nedir? Yahut son dönemde bilhassa bazı çevrelerde gelişen moda akımın iddia ettiği üzere, savaş sadece belli bir etnik grubun desteği sayesinde mi kazanılmıştır? Yahut savaşın kazanılmasındaki temel strateji Turan Taktiği midir? Tüm bu sorulara uzun uzadıya ve farklı yönlerden cevaplar verilebilir. Ancak benim bu yazıda üzerinde duracağım konu, Malazgirt Zaferi'nin bize nasıl bir miras bıraktığı, hangi değerlere, kültürel unsurlara bu savaş sayesinde........

© Açık Görüş


Get it on Google Play