We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Bizans'ın Osmanlı torunları

11 0 0
26.06.2021

Fatih, Bizans soylularını öldürmek veya sürgüne göndermek yerine, eşine az rastlanır bir şekilde, fetih sırasında esir olanların fidyelerini bizzat kendisi ödeyerek onları Osmanlı hizmetine dahil etmeyi tercih etmiş, sarayda en iyi şekilde yetiştirilmelerini sağlamıştır. İmparator olma hevesleri İstanbul'un fethiyle sona eren bu asilzâdeler Osmanlı Devleti'nin birer neferi olarak değişik idari görevlerde bulunmuşlardır. Has Murad Paşa ve kardeşi Mesih Paşa Bizans Devleti'nin son imparatoru XI. Konstantinos'un kardeşi Thomas Paleologos Gidos'un çocuklarıydı. Bu prensler anne tarafından ise Venedikli meşhur Contarini ailesine mensuptu.

Osmanlı Devleti'nin en kudretli padişahı Fatih Sultan Mehmed, İstanbul'u fethetmek suretiyle bir yandan İslam dünyasının fiili bakımdan lideri haline gelirken diğer yandan kendisini Roma Kayzeri olarak tanımlamış, böylece cihan hakimiyeti ülküsünü yahut kadim dünyadaki hakimiyet sembolü olan çift başlı kartalın her iki yönünü de şahsında birleştirmişti. Fatih, idari bakımdan Türk Kağanlığı, İran Kisralığı, İslam Halifeliği ve Roma Kayzerliği gibi kadim dünyanın en büyük hakimiyet unsurlarını bünyesinde barındıran ilk hükümdar olarak kabul edilir.

İlmi anlamda deha

Fatih Sultan Mehmed'in bazı uygulamaları, bilhassa kardeş katlini kanunlaştırması daha o dönemde pek çok eleştiriyi beraberinde getirse de, yaptığı siyasi hamleler, bilim ve teknolojiye tutkunluğu, gemileri karadan yürütmesi, bazı mekanik hesapları bizzat kendisinin yapması onun ilmi anlamda bir deha olarak kabul edilmesiyle neticelenmiş, bazı yazarlar tarafından yüzyıllar sonra bile yüceltilmesine neden olmuştu.

İstanbul'un fethi sonrasında Fatih, ibadethânelere dokunulmaması şartıyla, bir süreliğine de olsa şehrin yağmalanmasına müsaade etmiş, Türk-İslam fetih geleneğinde adet olduğu üzere şehrin en büyük kilisesini yani Ayasofya'yı camiye tahvil etmiş, İstanbul'u kısa süre içerisinde tam manasıyla bir İslam şehri haline getirmişti. İstanbul'un fethinin en büyük destekçilerinden olup, müritleriyle birlikte İstanbul'un fethine katılan Bayrami şeyhi Akşemseddin, Zeyrek'te yine kiliseden çevrilen Zeyrek Kilise (Pantokrator) Camii'nde ders vermeye başlamış, Nasreddin Hoca'nın soyundan gelen Hızır Bey İstanbul'un ilk kadısı tayin edilmiş, Eyüp'te sur dışında ilk Müslüman şehir yerleşiminin temelleri atılarak burada bir medrese inşasına başlanmış, daha pek çok âlim İstanbul'a davet edilmişti.

Beyin göçünü önledi

Fetih sonrasında İstanbul'da Fatih'in en dikkat çeken uygulamalarından birisi de gayrimüslimlere karşı tutumuydu. Bir nevi beyin göçünü önleyen Sultan, İstanbul'dan İtalya'ya göç eden Bizanslı ilim adamlarını İstanbul'da tutma gayreti içerisine girdiği gibi, bir yandan da şehirdeki Rum, Ermeni ve Yahudiler için de önemli adımlar atmıştı. İlk olarak, Katolik-Ortodoks kiliseleri arasındaki mezhep çatışmasının ve Dördüncü Haçlı Seferi'nde İstanbul'un Latinler tarafından zaptı sırasında meydana gelen olayların da tesiriyle olsa gerek, kuşatma sırasında "şehirde Latin serpuşu görmektense Müslüman sarığı görmeyi yeğlerim" diyerek daha en baştan Türklerden yana tavır alan Gennadios Scholarios'u Ortodoks patriği tayin ederek, Ortodoks Hıristiyanlığının Katolik dünyası karşısında adeta koruyucusu olmuş; ardından Ermeni patriği ile Yahudi baş hahamını da İstanbul'a yerleştirmişti. Sultan, İstanbul'un fethi sonrasında dileyen Rumların şehirde yaşamalarına da izin vermiş, bunları vergiden muaf tutmuş, ve ikamet etmeleri için evler tahsis etmişti.

Fidyelerini kendi ödedi

Fatih'in bir diğer önemli adımı ise fethettiği Bizans topraklarının hâkimlerine karşı takındığı tavır idi. O, pek çok hükümdarın aksine Bizans soylularını öldürmek, yok etmek veya sürgüne göndermek yerine, eşine az rastlanır bir şekilde, fetih sırasında esir olanların........

© Açık Görüş


Get it on Google Play