menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sebte krizini nasıl okumalı?

11 0
11.08.2026

Sebte'de (Ceuta) gözlemlenen kriz, kendi içinde tecrit edilmiş bir asayiş olayı veya komplo teorileriyle açıklanabilecek sığ bir süreç değildir. Mesele; tarihsel ve uluslararası hukuk ilkeleri çerçevesinde egemenlik iddialarının çatıştığı, AB'nin dış sınır güvenliği doktrini ile uluslararası mülteci hukukunun normatif yapısının karşı karşıya geldiği son derece karmaşık bir denklemdir.

Prof. Dr. Ali Murat Yel/ Marmara Üniversitesi

Temmuz ayının son günlerinde İspanya'nın Kuzey Afrika'daki özerk şehri Sebte (Ceuta) son dönemlerde benzerine rastlanmayacak bir şekilde düzensiz göç akınına uğradı. Sayılarının 70 bine ulaştığı iddia edilen Faslılar kara sınırından ve denizden yüzerek bu küçük İspanyol şehrine ulaşmaya çalıştı. 72 insanın hayatını kaybettiği bu hadise üzerine hemen bir "gizli el"e işaret eden komplo teorileri yayılmaya başladı. Filistin yanlısı tavrından dolayı İspanyol Başbakanı Pedro Sánchez'e ders verilmesi bu teorilerin temelinde yer almıştı. Krizin siyasi yansımaları da gecikmedi. Başbakan Sánchez bölgeyi ziyaret ederek yaşananları yalnızca bir göç sorunu değil, aynı zamanda ülkenin toprak bütünlüğüne yönelik bir sınama olarak nitelendirdi. İspanya'da göç tartışmasının dili adeta bir gecede değişti; sınırdan yayılan görüntüler kamuoyunda "istila" söyleminin normalleşmesine zemin hazırladı ve aşırı sağ partiler bu atmosferi siyasi olarak değerlendirdi. Avrupa Birliği operasyonel destek sağlamaya hazır olduğunu duyururken, İtalya gibi bazı üye ülkeler Schengen uygulamasını geçici olarak gözden geçirme sinyalleri verdi — bu da krizin yalnızca İspanya-Fas hattıyla sınırlı kalmayıp Avrupa çapında bir tartışmaya dönüştüğünü gösterdi.

Avrupa Birliği'nin Afrika kıtasındaki tek kara sınırları

Söz konusu bölge, Avrupa Birliği'nin Afrika kıtasındaki tek kara sınırları olma özelliğini taşıyor. Haritada Cebelitarık Boğazı'nın güney kıyısında küçücük birer nokta gibi görünen Sebte ve Melîle (Melilla) özerk İspanyol şehirleri, yüzyıllardır stratejik konumları nedeniyle imparatorlukların ve küresel güçlerin gözde hedefi oldu. Tarihe bakıldığında on beşinci asırda el değiştirerek bazen İspanyol bazen Portekiz hakimiyetine geçen bu bölge en son İspanya'nın "özerk şehir" statüsünde kalmıştır. Katalunya, Bask, Endülüs veya Extremadura gibi 17 özerk topluluktan farklı olarak anakaradan yaklaşık 400 Km uzaklıkta başka bir kıtada yer alan ve 85 bin nüfusa sahip bu iki şehir diğer özerk topluluklar ile aynı statüye sahiptir. Merkezden uzak bir şekilde Afrika kıtasında yer almaları onların diğer topluluklardan daha fakir olmalarını açıklayabilir. Aslında Faslıların deyim yerindeyse ölümü göze alarak Sebte'ye ulaşmaya çalışmaları rastgele ve tesadüfi değildir. Sınırın iki tarafındaki ekonomik uçurum, çaresiz insanları muazzam meblağlar karşılığında bu tehlikeli rotalara itmektedir. Şehir, Avrupa Union Border Agency (Frontex) tarafından yüksek teknolojinin yanı sıra ustura telli çitlerle donatılmış yoğun güvenlik tedbirleriyle korunmaktadır. Bütün bu tedbirlere rağmen kitlesel sınır tırmanışlarında ve denizden yüzerek yapılan geçişler karşısında ülkeye girebilen her bireyin sığınma talebi hakkı bulunduğu için İspanyol hükümeti oldukça zor durumda........

© Açık Görüş