We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Her şey çok net: Fluflix tehlikesi

4 0 0
07.08.2020

“İsteyen izler isteyen izlemez”, “Abone olma, evine sokma”, “Çocuk şifresi koy”, “Sen de çocuğunu kontrol et” gibi beylik laflar ile olan biten engellenecek gibi durmuyor. Tamamen yasaklamak da bilinçsiz kullanımı teşvik eder. Peki ne yapmalı?

Yaşadığımız yıllar hızla geçerken teknolojinin gelişim hızı yılların ilerleyiş hızından çok daha fazla olunca teknolojik gelişmeler özümsenemeden yaşanmaya başladı. Sosyal medya ile herkesin zevkine göre farklı platformlar bir anda sosyal hayatın içine girdi. Fikir üretenler için ayrı bir platform, kendini beğenenler için ayrı bir platform, yaş gruplarına göre ayrı ayrı platformlar derken sosyal medya insanlığın kontrol edemediği bir mekanizmadan öte insanlığı kontrol eden bir mekanizma haline geldi. Bilimsel olarak bakacak olursak sosyal medya kullanımı tamamen insan beynindeki ödül sistemi üzerine kurulu bir sistemdir ve başkalarının kabul iletileri, takipçi sayısı gibi mutluluk oluşturan bir ödüllendirme mantığı ile çalışmaktadır. Paylaşılan fikrin, fotoğrafın, şiirin güzel olması başkaları tarafından beğenildikçe beynimizin ödül sistemi uyarılmakta ve mutluluk hormonu dopamin salgılanmaktadır. Bu durum uyuşturucu madde kullanımı sonucu oluşan bağımlılık için de geçerlidir. Kişinin ödül merkezinin uyarılması, bu sistemin uyarılma alışkanlığının gelişmesi ve kişinin artık bu uyarılma olmaksızın kendisini yoksun hissetmesi bağımlılığı oluşturmaktadır.

Dopamin sorunu

Bu konuda 1953 yılında J. Olds ve P. Milner, bir fare üzerinde deney yapmışlardır. Deneyde farenin beynine yerleştirilen bir elektrotla beynin dopamin salgılayan bölümü uyarılıyordu. Farenin bulunduğu kafeste pedallı bir sistem kurulmuştu. Fare pedala bastıkça elektrot ile beynin mutluluk hormonu salgılayan bölümü uyarılıyordu. Bir zamandan sonra farenin yemek yemekten dahi vazgeçerek pedala basma sıklığını arttırarak sürekli pedala bastığı, yorgunluktan halsiz düşene kadar pedala basmaya devam ettiği gözlendi.

Günümüz insanı da artık dışarıdan gelecek beğenilme uyarıları için sosyal medyada yorgun düşene kadar kendisine yapay bir mutluluk ekranı oluşturmaktadır. Sosyal medyada toplumsal ve kişisel manipülasyonlar yapılabilirken fotoğraf paylaşımlarının da teşhircilik sınırlılarını zorladığını söyleyebiliriz. Özellikle çocuklara ve kadınlara taciz ve zorbalığın en fütursuzca yapıldığı alan da sosyal medya haline gelmiş durumda. Eskilerde anne babalar belli bir yaşa kadar çocuklarının gece sokağa çıkmasına izin vermezken şimdi çocukların ellerindeki tabletler, sosyal medya o korkulan karanlık sokaklardan çok daha tehlikeli bir hal almış durumda. Ebeveynler çocukları ile aynı odada olsalar da çocuklarını korumak istedikleri tehlikeli insanlar sosyal medya ile evlere girebilmekte. Elbette ki polisiye önlemlerden öte yetişkin rehberliği bu sokakları aydınlatabilecek önemli bir çaredir. Her anne/babanın ve öğretmenin çocukların internette ne yaptıklarını takip etme sorumluluğu vardır. Bu süreçte hiç kimsenin “Ben zaten sosyal medya kullanmıyorum.”, “O şarkıyı çocuğum seviyor ama klibini bilmiyorum.”, “Bizim çocuk o diziyi izliyor ama nedir bilmiyorum.” gibi cümleler kurmaya hakkı yok. Kaldı ki bu tür cümleler kurmak günümüz aile ve okul hayatında çocuklar ile aynı dilin konuşulmadığının delilidir.

Eskilerdeki tek televizyonu olan eve bütün mahalle toplanırken internete ulaşılabilirliğin artması ve........

© Açık Görüş


Get it on Google Play