We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

İdlib çevresinde gelişen müşterek tehdit cephesi

7 5 58
19.09.2021

Türkiye, 2016 yılından bu yana sınır ötesinde elde ettiği jeopolitik etkinliği ile terörle mücadele kazanımlarını ve önleyici göç inisiyatifini muhafaza edebilmek için Rusya/Rejim, PKK/PYD ve diğer terör örgütlerinin müştereken ortaya koyduğu tehdide karşı, durum değiştirecek bir seri stratejik adım atmalıdır. Tel Rıfat'a dönük askeri bir harekat, Rusya'ya ve vekalet unsurlarının tamamına karşı tehdit üreterek, İdlib'te mevcut statükoyu koruyabilecek, Fırat Nehri'nin batısındaki PKK/PYD'yi hakim olduğu alanlardan çıkartabilecektir.

Son günlerde İdlib ve çevresinde yaşanan gerginliği tırmandırıcı gelişmeler dikkatleri yeniden bu bölgeye çekerek, 2020 yılının Şubat ayında olduğu gibi düşük yoğunluklu yarı konvansiyonel bir çatışma süreninin yaşanıp yaşanmayacağı sorusunu akıllara getirdi. Temmuz ayından itibaren farklı bölgelerde ve eş zamanlı olarak Türkiye'nin İdlib ve çevresindeki askeri varlığına yönelik terör saldırıları ile Rusya/Suriye Rejiminin Türk askeri üsleri çevresine düzenlediği provokatif hava akınları ve topçu saldırıları kapsamlı bir çatışmanın habercisi olarak ifade edilebilir. Şu günlerde yaşanan öncül çatışma sürecinin göstergeleri de muhtemel bir çatışmanın 2020 yılındaki çatışmanın aksine çok aktörlü karakterde ve İdlib ile sınırlı kalmayarak daha geniş bir alanda müştereken gelişeceğini işaret ediyor.

Dört alanda mücadele

2015 yılından bu yana Türkiye ile Rusya arasında çatışma bölgelerinde mücadele-müzakere ekseninde yürüyen ilan edilmemiş düşük yoğunluklu bir savaş halinden bahsedilebilir. Bu anlamda, tarafların Suriye'nin yanı sıra yakın zamanda Libya ve Karabağ'da da doğrudan sıcak çatışmadan kaçınarak birbirinin askeri etkisini dolaylı angajmanlarla veya vekalet unsurlarıyla kırmaya çalıştığı gözlendi. Bu üç çatışma ortamının son ikisinde Türkiye'nin Rusya'ya karşı gözle görülür bir askeri üstünlüğü kaydedildi. Ancak, Suriye'deki çatışma ortamı Rusya'nın Türkiye'ye karşı daha fazla vekalet unsuru kullanmasına olanak sağlamaktadır. Suriye Rejimi ve ona müzahir milis gruplar İdlib doğusunda ve güneyinde, PKK/PYD terör örgütü Tel Rıfat ve Münbiç çevresinde, varlığını henüz ilan etmiş küçük terör örgütleri İdlib içinde Rusya'nın Suriye'de Türkiye'ye karşı harekete geçirdiği vekalet unsurlarıdır. Öte yandan bu aktörlerden kaynaklı şiddetin neden olduğu göç baskısı da Türkiye için ayrıca bir güvenlik paradigmasına dönüşmektedir. Bu durum da Türkiye'yi Rusya'ya karşı ikisi görünür, ikisi görünmez dört farklı mücadele cephesiyle meşgul etmektedir.

İki önemli tehdit

Görünür iki mücadele cephesi askeridir ve Türkiye'yi iki farklı aktör tarafından tehdit etmektedir. Bunlardan birincisi İdlib'in güneyinde ve M4 karayoluna güneyden hakim Zaviye Dağı çevresidir. Rusya ve Suriye Rejiminin bu bölgedeki stratejik hedefi, M4 karayolunun ele geçirerek Halep ile Lazkiye arasındaki karayolunu işler hale getirmek, müteakibinde İdlib üzerinde yeni bir askeri statüko oluşturmaktır. Bu bağlamda Rusya ve Rejim için Zaviye dağı bölgesi kritik önemdedir ve bu bölgedeki TSK unsurları ile silahlı muhalif grup unsurlarının çekilmesi için kapsamlı bir askeri harekat düzenlemeyi planlamaktadır. TSK'nın bu bölgede Zaviye Dağı'nın güneybatı-kuzeydoğu uzanımı hattına paralel şekilde on adet ileri harekat üssü bulunmakta Rusya ve Rejim unsurlarına karşı bir savunma harekatı icra edecek şekilde konuşlanmış durumdadır. Rus hava kuvvetleri ile Suriye topçu birlikleri bu alandaki hava akınlarını görmeyerek atış angajmanlarını yoğunlaştırmak ve TSK'nın ileri harekat üslerine yakınlaştırmak suretiyle muharebe sahasını şekillendirmeye çalışmaktadır. Son iki ayda Rus Hava Kuvvetleri bu bölgede 60'dan fazla hava akını gerçekleştirmiş, Suriye........

© Açık Görüş


Get it on Google Play