We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Karanlığa taksi

6 0 0
25.09.2021

Annesi Dilaver'e 5 Aralık 2002 günü, üç kız kardeşini alıp Ramazan Bayramı için Host Eyaleti'ndeki Yakubi'de bulunan evlerine getirmesini söylemişti. Ama Dilaver'in benzin alacak parası yoktu. "Önce taksiye çıkayım ve biraz para kazanayım," diyerek vilayete gitti. Üç yolcu alarak Yakubi'ye doğru yola çıktı. Ama karanlığa doğru gittiğinden bihaberdi... Taliban Baghram'a yaklaştığında eski Afgan yönetimi içerideki tutukluları koğuşlarda kilitli bırakarak kaçmıştı. Kapıları kırarak, duvarları parçalayarak kafeslere benzeyen tutuklulara ulaşan Taliban, 5 bin kişiyi dışarı çıkarmıştı. Aslında garip şekilde, belki de savaşın travmasını normalleştirmiş olmaktan olsa gerek, Taliban'ın bu tutuklama kampına ve hatta Guantanamo'ya medya kadar ilgi göstermediğini fark ettim.

Dilaver, ABD'nin Afganistan'ı işgalinin hemen ardından 1980'lerde Sovyet işgali sırasında Kızıl Ordu tarafından kullanılan Bagram'daki Hava Üssü'nün yerine inşa ettiği merkez hava üssünün hemen yanındaki Pervan Tutuklama Kampı'na düştüğünde 22 yaşındaydı. Çocukluğundan beri traktör kullanmayı çok severdi. Esir düşmeden birkaç hafta önce ailesi ona ikinci el bir Toyota Sedan almış ve "Artık bununla eve para getireceksin," demişti. Taksicilik yapmaya başlamıştı; mutluydu.

Annesi Dilaver'e 5 Aralık 2002 günü, yakın köylerde yaşayan üç kız kardeşini alıp Ramazan Bayramı tatili için Pakistan'a komşu Host Eyaleti'ndeki Yakubi'de bulunan evlerine getirmesini söylemişti. Ama Dilaver'in benzin alacak parası yoktu. "Önce taksiye çıkayım ve biraz para kazanayım," diyerek vilayete gitti. Üç yolcu alarak Yakubi'ye doğru yola çıktı. Ama karanlığa doğru gittiğinden bihaberdi; yanlış zamanda yanlış yerden geçecekti.

O gün Amerikan askerlerinin Salerno'daki kampına bir roket saldırısı düzenlenmişti. Afgan komutan Janbaz Han'a bağlı milisler o ve taksideki üç yolcusunu saldırıyla bağlantılı oldukları iddiasıyla Amerikan askerlerine teslim etmişlerdi. Genelde böyle olurdu; Amerikalıların Taliban ya da El Kaide bağlantısı şüphesiyle kendilerinin tutukladığı kişi sayısı, onlara ödül karşılığı Afganlar ya da Pakistanlı milisler tarafından teslim edilenlerin yanında bir hiçti. Öyle ki, nadiren de olsa Taliban bile, gerek kendi milislerini kurtarmak için, bazen de masum insanların nasıl da Amerikan işkencesine maruz bırakıldığını göstermek için savaşla hiç alakası olmayan köylüleri ihbar ederdi.

'Doğal nedenlerle'

Tamamen insanlık dışı yöntemlerle sorgulamaların yapıldığı, Ebu Gureyb'lerin, Guantanamo'ların fikir babası olan, vahşet dolu sorgulama teknikleriyle CIA ve DIA'in Afganistan'daki işkence merkezi haline gelen Pervan'da dört gün boyunca kolları sağa ve sola ayrık halde bir hücrenin tavanına bileklerinden asılı halde tutuldu. Kolları yerinden çıktı. Başına çuval geçirilerek nefes alması zorlaştırıldı. Karnına, dizlerine ve kasıklarına yüzlerce kez tekme atıldı. Bacaklarına o kadar çok, o kadar çok vurmuşlardı ki, işkencecileri onu hayatta tutabilmek için bacaklarını kesmek zorunda kalmışlardı. İşkencecilerinden biri olan Corey E. Jones'un daha sonraki itiraflarına göre "Allah! Allah! Allah!" diyerek çığlık atan Dilaver'in haykırışlarını herkes duyuyor ve bunun komik olduğunu düşünüyordu. Dilaver, Pervan'a girişinden dört gün sonra öldü. 10 Aralık 2002'de ölümü kayıtlara "doğal nedenlerle" diye geçmişti. Cenazesi ailesine hiçbir şey söylemeden teslim edildi, ancak ABD Ordusu'ndan sızdırılan dokümanlarda kullanılan sorgulama tekniklerindeki işkenceler nedeniyle öldüğü ortaya çıktı ve ortalık karıştı. Birkaç ay sonra ise Dilaver'in masum olduğu kesinleşti. Sızan dokümanlar nedeniyle yargı önüne çıkan Dilaver'in katilleri suçlu bulundu ancak Başkan Bush tarafından kısa süre sonra affedildi.

George W. Bush yönetimi, önce bu iddiaları reddetti, ardından kabul etti; hatta Bush 2006 Başkanlık Seçimleri kampanyasında bu metotları oy için kullandı. Bush yönetimine göre, 11 Eylül 2001'i bir daha yaşamamak için Cenevre Konvansiyonu yok sayılmalıydı; uluslararası harp sözleşmelerine, savaş esiri, sorgulama ve tutuklama protokollerine uymak tamamen saçmalıktı.

2010'da Pervan'da "Kara Hapishane" (Black Jail) adı altında ayrı bir işkence merkezinin bulunduğu ve soğukta tutma, uykusuz bırakma, gündüz........

© Açık Görüş


Get it on Google Play