We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Afganistan'da maalesef dün dündür, bugün bugündür

6 0 0
28.08.2021

Afganistan'ın ABD tarafından işgalinin ve El Kaide ile birlikte Taliban'a karşı başlattığı savaşın 20 yıl, Soğuk Savaş çerçevesinde Sovyetler Birliği'ne karşı verilen savaşta mücahitlere verdiği desteğin ise 40 yıl sonrasında ABD yeniden Taliban'la iş birliği içinde. Sovyetler Birliği'ne karşı zafer kazanan ve kahraman olan Afganlar ise bugün bir yandan Rusya'dan destek istemekte, öte yandan DEAŞ ile iletişim halinde... Ne garip ve ne trajik değil mi?

Nereden başlasak... Nasıl anlatsak... Afganistan'ın kitaplara sığmayacak yakın tarihini ve bugüne gelen olaylar silsilesini, Türkiye'deki basit okumaların birkaç adım ötesine taşıyabilmek için nasıl bir özet çıkarsak... Ama mecburuz... ABD'nin Afganistan'ı işgal etmesinin 20 yıl sonrasında çıkış sürecini ve ülkede bugün yaşananları değerlendirebilmek, mevcuttaki içler acısı ve giderek kötüleşen insani durumu yorumlayabilmek için önce geçmişe bakmak, ne olduğunu hatırlamak gerek...

Hiçbir konuda hemfikir değildiler

Taliban'la onca yıl savaşmışken, Aralık 2001'de ünlü TIME dergisinde "Taliban'ın sonu yakın" kapakları basılmışken, bugünün ışık hızıyla yaşanan gelişmeleri doğrultusunda Taliban göz açıp kapayıncaya kadar Afganistan'ı yeniden ele geçirmişken, bir önceki başkan Donald Trump'ın "Bitmeyen savaşlar bitmeli" diyerek Taliban ile anlaşma masasına oturmasıyla, Şubat 2020'de çekilme anlaşmasına varmasıyla, hiçbir konuda Trump ile aynı fikirde olmamayı seçen yeni Joe Biden yönetiminin çekilme sürecini sürdürmesiyle ve arkasındaki nedenleri sadece DEAŞ ve El-Kaide ile açıklamaya çalışmakla olmuyor. Önce geçmişe gidip iz sürmek, sonra bugüne bakıp gelecek projeksiyonu yapmak gerekiyor.

Mezarlık mı beşik mi?

Geriye bakarken elbette kimilerinin "İmparatorlukların Mezarlığı" kimilerinin ise aksine "İmparatorlukların Beşiği" olarak nitelediği Afganistan'ın 100 yıl öncesine, "Afganistan'ın Bağımsızlık Savaşı" olarak nitelenebilecek üçüncü İngiliz-Afgan Savaşı'na, 1929 ile başlayan ve birbirini takip eden taht kavgaları ve kanlı darbelere, İngilizlere karşı çoktan Sovyet etkisine giren sosyalist-komünist askeri yönetimin müdahalelerinin "mücahit" olarak tabir edebileceğimiz grupların oluşup örgütlenmesine yol açışına, buna sebep olarak (çeşitli kaynaklara göre Mustafa Kemal Atatürk'ten ilham alıp daha da ileriye giderek) modernleşme sürecinde gerçekten de hiçbir yerde, hele hele Müslüman yoğun bir ülkede olmayacak bir işe kalkışıp, kadınların başörtüsü takmasını yasaklamaya niyet etmesi sonucu korkunç şekilde öldürülen asker kökenli yöneticilere, Afganistan'daki İngiliz-Sovyet çekişmesinin 2. Dünya Savaşı sonrası Sovyet-Amerikan vekalet savaşına dönüşmesine, 1973, 1976, 1976, 1978, 1979'daki bitmek bilmeyen darbelere, devam eden iç çatışmalara, mücahit gruplarla baş edemeyen Kabil'in komünist yönetiminin SSCB'yi ülkeye müdahaleye davet etmesine, Kızıl Ordu'nun Afganistan'a girişine, ABD'nin Soğuk Savaş döneminde Sovyetlere karşı mücahit grupları silahlandırmaya ve finanse etmeye başlamasına, Taliban'ın kimilerine göre ABD'nin kimilerine göre ise Pakistan istihbaratı ISI'ın desteğiyle bu grupların bir araya getirilmesiyle Molla Ömer liderliğinde Sovyetler'e karşı savaşmak için oluşturulmasına ve SSCB'nin yıkıldığı yıl olan 1989'da Sovyetlerin ülkeyi terk etmesine kadar gitmeyeceğim.

Hikaye böyle başladı...

Ama öte yandan, 1994'e kadar bir Suudi Arabistan vatandaşı olan ve milyarder bir Suudi baba ile Lazkiye asıllı Şii bir annenin çocuğu olan Usame bin Ladin'in üniversitede okurken 1979'da Sovyetlere karşı savaşan mücahitlere destek vermeye başlamasına, onlara silah, para ve Arap dünyasından savaşçı göndermeye başlamasına, bu şekilde Arap dünyasında popüler bir figür haline gelmesine, 1989'da Suudi Arabistan'a adeta bir "kahraman" olarak dönüşüne ve fakat dokuz yıl boyunca ABD'yi rahatsız etmeyen Bin Ladin'in 1988'de El Kaide'yi kurduktan sonra çok sayıda Arap'ı örgütlemeye başlamasına, Suudi Arabistan yönetimi ile yakın ailevi ilişkileri nedeniyle Yemen dahil pek çok yerdeki Sovyet etkisine ve Riyad üzerindeki ABD nüfuzunun kalkması için bakanlara baskı yapmaya başlamasına, yani aslında Amerikalıların gözünde "başıboş" davranmaya ve "tehdit" oluşturmaya başlamasına, böylece ABD'nin baskısı sonucu ülkesinden kovulup önce Sudan'a, oradan da kovulup tekrar Afganistan'a gelmesine ve CIA raporlarına göre 1996'da, hala Sudan'da iken ABD'ye savaş ilan etmesine, 1992-1996 arasındaki Afganistan İç Savaşı'nın son döneminde savaşı kazanarak Afganistan yönetimini ele geçiren Taliban'a, 2500 Arap asıllı El Kaide üyesiyle birlikte destek vermesine değinmek........

© Açık Görüş


Get it on Google Play