İnsanlık yeni rüyasını arıyor

Amerikan Rüyası çökmüyor; çünkü zaten hiçbir zaman bir rüya değildi, bir tahakküm anlatısıydı. Özellikle Gazze'de ve coğrafyamızın diğer bölgelerinde sergilenen vahşet ve katliamlar bu gerçeği açıkça ortaya koydu. Küresel algı yalanlarının birer birer çöktüğüne tanıklık ettik.

Mehmet Hasip Yokuş/ Sosyolog

İnsanlık, bir rüyanın değil, büyük bir yalanın çöküşüne tanıklık ediyor. Bir zamanlar dünyanın dört bir yanından insanların gözlerini kamaştıran mitolojik Amerikan Rüyası (American Dream), kapitalizmin insanlığa pazarladığı en büyük yanılsamalardan biriydi.

Özellikle Soğuk Savaş sonrası dönemde ABD, yalnızca askerî ve ekonomik gücüyle değil, aynı zamanda "norm belirleme" kapasitesiyle de dünyayı şekillendirdi. Liberal demokrasi, serbest piyasa ve insan hakları gibi söylemler, küresel düzenin tartışılmaz normları hâline getirildi.

Ancak son yıllarda artan ekonomik zorluklar, derinleşen toplumsal kutuplaşma ve sertleşen göçmen politikaları nedeniyle bu rüyanın bir kâbusa dönüştüğü, artık Amerikan kamuoyunun da sıkça dile getirdiği bir gerçeğe dönüşmüştür.

Gücün dili: Norm koyan zorbalık

Elbette tarih, hele ki lekeli ve karanlık bir tarih, yazıya döküldüğü kadar hızlı ve kolay yaşanmıyor. Kıtanın Kolombus tarafından keşfinden ABD'nin kuruluşuna, 19. yüzyıl ortalarında başlayan iç savaştan 21. yüzyılda kendisini özgürlükler ve demokrasinin beşiği olarak sunduğu döneme kadar uzanan bu süreç, büyük ölçüde zorbalık, vahşet ve katliamlarla iç içe ilerledi. Ancak nihayetinde tarihi yine galipler yazdı.

Kızılderililere yönelik sistematik imha politikalarından köle ticaretine, sayısız işgal ve katliama kadar uzanan bu karanlık geçmişe rağmen, kurulan hegemonyanın yanılsamaya dayalı sahte yüzü sürekli parlatıldı ve gerçekler ustalıkla örtüldü.

Amerikan Rüyası'nın........

© Açık Görüş