We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Yanlış yolda ilerlemek

7 6 5
25.11.2018

Yanlış yolda ne kadar ilerlerseniz ilerleyin, katettiğiniz mesafenin hiçbir kıymet-i harbiyesi yoktur. Sadece intelijansiyayı değil, neredeyse tüm toplum kesimlerini kapsayacak şekilde Müslüman zihne bir tümör gibi yerleşen “ilerleme” fikri, iki asırdır, alem-i islam’ın sürekli yanlış yolda ilerlemesine sebebiyet veren önemli hastalıklardan birini oluşturmaktadır. Modern zihnin üretmiş olduğu ilerleme kavramına yüklenen aşırı olumlayıcı anlamın cezbedici etkisi kadar; zıt anlamlısına yüklenen aşırı olumsuzlayıcı anlamın, aşırı olumlayıcı anlamı tahkim edici etkisi de ilerlemenin içselleştirilmesinde önemli bir rol oynamıştır.

İslam geleneğinin, kendi zihniyet dünyasında “terakki” diye bir sorunu olmamasına karşın; Renan ve ardıllarının iddialarına cevap yetiştirme gayretkeşliğiyle üretilen müdafaanameler, Müslümanların zihninde bir “terakki” sorunu meydana getirmiştir. Kuşkusuz çoğunluğu iyi niyet ve samimiyetle üretilen bu apolojist karşı-tezler, nihayetinde, İslam toplumunun seküler terakki kavramını dini argümanlarla yeniden üretmesi, içselleştirmesi ve hatta idealize etmesinde hayli etkili olmuştur. Renancılığın İslam düşüncesine verdiği zarar, bizzat ortaya koymuş olduğu tezlerin gücü ve etkisi ile değil; bu tezleri çürütmek üzere Müslümanların ürettiği karşı-tezlerin, reddiyelerin, müdafaanamelerin oluşturduğu zihinsel dönüşümün etkisi ile daha çok kendini göstermiştir. Renan savunmacılığının, İslam düşüncesine olumsuz etkisi Renan’ın ve Renancılığın kendisinden daha fazla olmuştur. “Gerçek terakki bizde” savunmasıyla başlayan süreç, Batı’nın terakkisine evrilmeyle son bulmuştur.

Seküler bir tarih görüşü

İlerleme kavramının, kullanım durumuna göre değişen ve zaman zaman da birbirine karışan fakat esasında birbirini tamamlayan iki boyutlu bir anlam içeriğine sahip olduğunu söylemek mümkündür. Biri; maddi ve sosyal dünyaya ait gelişmeleri, hedefleri, idealleri, beklentileri içine alan ve sözcüğün kendisini de büyüleyici hale getiren vülger boyut; diğeri; bir tarih görüşünü yansıtan felsefi boyut. İlerlemeyi, salt maddi hedeflerle, parıltılı bir dünya hayalleriyle sınırlamak ve arka planındaki tarih görüşünden bağımsız okumak mümkün değildir. İlerlemeci tarih görüşünün, her şeyden önce aydınlanma düşüncesinin seküler ve evrensel bir tarih inşa etme çabasının bir ürünü olduğunu ifade etmek gerekir. Tanrıyı tarihin dışına atan ve tarihi tanrıdan kopartan aydınlanma düşüncesinin/modern bilimin; varlığın, hayatın, insanın ve evrenin tarihine/menşeine dair, dini söylemin yerine ikame ettiği, tarihin en büyük hurafesi ve mitolojik öyküsünün adıdır ilerleme. Hurafe ve mitoloji kavramlarının aydınlanma rasyonalizmi ile yan yana düşmüş olmalarının oluşturduğu tenakuz, işin arka-planındaki eskatolojik boyuta hiç girmeksizin söylemek gerekirse, modernliğin ve ilerleme ideolojisinin, esasında, çok zayıf ve çelişkili temellendirmeler üzerine kurulan görkemli mega anlatılarını işaret etmesi bakımından kayda değerdir: Bir hücreyle başlayan canlının biyolojik serüveninin bugünkü mükemmel insana ulaştığı; aynı şekilde insanın “sapiens” evresinden itibaren en ilkel noktada başlayan uygarlık yolculuğunun da bugünkü modern Batı uygarlığına ulaşmış olduğu şeklindeki, pozitif bilimlerce, pozitif olmayan yöntemlerle üretilen bu mega söylence; tarihi, düz ve yatay bir çizgide, ilkelden mükemmele doğru ilerleyen ardışık seküler zaman dizimi olarak gören köksüz bir temellendirmenin ürünüdür. Bu anlayışa göre; zamanın geldiği son nokta, aynı zamanda insanlık tarihinin gelmiş olduğu en son, en ileri, en mükemmel uygarlık noktasını temsil etmekte yani modern Batı uygarlığını ifade etmektedir. Modern tarihi ayrıcalıklı, üstün ve seçkin bir konuma yerleştiren Batı-merkezci, evrensel bir tarih inşası da böylelikle ortaya çıkmış olmaktadır.

Müslümanların, modernitenin ürettiği “terakki” ve onunla illiyet bağı olan “geri kalma” kavramlarını bir değer olarak okumaları, iki asırdır olan biteni yanlış temellendirmelerine sebebiyet veren saiklerden biri olmuştur. Eğer doğru bir temellendirme üzerinden yola........

© Açık Görüş