We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

İmanlı arabesk mümkün değil mi?

5 0 0
17.09.2021

İtikadi ve İslam inancı bakımından kendi içinde tutarlı, farklı bir şarkı var mı diye araştırdığımda 'Günah Defterim'i buldum. 1980 yılında şarkıyı bir Türk filminde, Anadolu'da sevgilisi tarafından ihanete uğramış, kendini İstanbul'a atan bir kadın söylüyordu. Şarkının bestesi Mustafa Sayan'a, sözleri Ahmet Selçuk İlkan'a ait...

"Arap tarzında yapılmış süsleme veya bezeme" demek olan arabesk (arabesque) dünya dillerine girmiş bir kavramdır. "Birbiri içine girmiş, çiçek ve yapraklardan oluşan girişik bezeme biçimi"nin adıdır arabesk. Bu bezeme, mimaride de görülür. Geometrik şekillerin birbirine girmiş görüntüsü ilk bakışta karışıktır. Asıl amaç, karışıklığın içindeki ahengin yakalanmasıdır. Bezemede bir sanat stili olan arabesk kavramı, müzik ile, özel olarak Türk müziği ile bir araya geldikten sonra hem anlam genişlemesine hem kötüleşmesine uğramıştır. Buna göre arabesk Doğu ile Batı arasında kalmış insanların "kimlik" sorununu ifade etmektedir. Arabesk yani, doğulu kimliği, halkın geleneksel olandan yana koyduğu tavın diğer adı.

Bozulmanın adı oldu

Bir hayat tarzının, anlayış ve yorumlayış biçiminin arabesk olarak tanımlanması hayatın hemen bütün tezahürlerinde kendini gösterse daha çok müzikte tecelli etmiştir. Arabesk müzik, Türk sanat musikisinde olduğu gibi "makam"lara, usûle dayanmadığı, Türk halk müziği ile Türk Sanat müziği motifleri birlikte kullandığı için, yığma ve giriftlik sebebiyle "yoz müzik", olarak nitelenmiş ve olumsuzlanmıştır. Bundan dolayı toplumdaki her türlü bozulmaya, yozlaşmaya, karmaşaya arabesk denmiştir. Batılaşma sürecinin başlamasıyla birlikte, Doğu'ya has, geleneksel yaşam biçimiyle Batı'ya has yaşama biçiminin ve bunlara bağlı değerlerin karşılaşmasından doğan uyumsuzluk, köyden şehre göç süreciyle birlikte, köy ve şehre ait yaşam biçimlerinin karşı karşıya gelmesinden doğan karmaşık, kozmopolit yapı "arabesk"tir. Özetle uyumsuzluğu, kokuşmuşluğu anlatan "kitsch"in karşılığıdır.

Dikenli yollardan gelen...

Bu hayat tarzının şarkıcıları (algı böyledir) müzik kültürü ve formasyonundan yoksun kişilerdir. Onlar "sokaktan gelen kadın", "bataklıkta biten gül", "kaldırımdan yükselen ses", "acıların kadını"dır. "Anadolu'nun bağrından çıkan yanık ses" olmaları bu durumu değiştirmez. Söz konusu şarkıcılar, hayatın dikenli ve sarp yollarından geçerek şöhret ve servete kavuşmanın sembolik kişileridir. Çoğunun mazisinde pavyonlar, aşağı sınıf gazinolar vardır, bulundukları yere parasız pulsuz gelmişler, şöhrete ve nimetlere İstanbul'da ulaşmışlardır. Onlar için fiziki güzellik önemli değildir; onlar derbederdir, kılıksızdır, dağınıktır. Bu müziği dinleyenler de çoğunlukla taşralıdır veya büyük şehirde yaşıyorsa taşra kökenlidir; gecekondularda yaşarlar. İşsizdirler, asgari ücretle yaşarlar ve küçük çaplı işlerde, kamu kuruluşlarında çalışırlar. Küçük esnaf, memur, fabrika işçisi gibi düşük gelir düzeyinde yaşayan kişilerdir; ancak kendini şehirli gibi hissetmese de köylü de değildir artık.

Geleneksel değerlerle Batı'dan gelen değerler arasında kalmıştır. Bu arada kalmışlıkta, neye inanacağına, hangi yönde gideceğine karar verememek vardır. Bu arayış, bocalama, giyimden beslenmeye kadar hayatın her alanında kendini gösterir. Bazı kişiler çareyi feleğe isyanda, kadere sitemde, içkide, berduşlukta, avarelikte, isyanda bulur. Yoksulluk, bitmez tükenmez acılar, gözyaşı, küskünlük, içe kapanış, dünyadan zevk almamak, kendini biteviye gurbette, dışlanmış, ötekileşmiş hissetmek, ailenin dağılması gibi yansımaları olan bir hayat tarzına dönüşür. Bu ortamdan azami derecede yararlanmak isteyen kişiler de vardır. İstismar, fuhuş, kaçakçılık, mafyanın eline düşmek gibi. Bütün bu olumsuzluklara rağmen arabesk zihniyet, arabesk hayat tarzı ateist, deist, materyalist, komünist, Kemalist değildir. Arabesk müzikte ifadeler kadere sitem, feleğe başkaldırı çevresinde dolaşsa da sonunda pişmanlığa, tövbeye, sığınmaya, acziyetinin farkına varmaya varır ki bu aslında Leyla vü Mecnun'da gördüğümüz mistik, tasavvufi neşveye dönüş halidir. Mutlak adalet bir gün sağlanacaktır. Ahrete kalmış bile olsa muhakkak vuslat vardır.

Divan şiirine yakın

Arabesk müzik bu noktada divan şiirine yaklaşır. Çünkü divan şiirinde aşkın ele alınışı ile arabesk şiirde/şarkıda aşkın ele alınışı ortak/anahtar kavramlar üzerinden ilerler. Meyhane, saki, sarhoşluk, gözden ırak oluş, sevgilinin vefasızlığı, kıskançlık, rakip, sevgiliye/kadere sitem vb. Tanzimat aydınlanmasını savunan ve günümüze modernleşme olarak gelen hayat tarzının da kavramlarıdır bunlar. Onların "meyhane" yerine "barmenleri"; "şarap" yerine "markalı içki"leri vardır. Sevgili, metrestir. Meyhane, daha aleni yerlerde açılmıştır. Bu zihniyet çizgisinin arabeskle anlaşamadığı yer, aşkla, hayatla, yaşanmışlıkla aynı hizada yer alan din duygusudur. Modernizmde Tanrı'nın olmayışı, olduğu........

© Açık Görüş


Get it on Google Play