We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Muhalefetin cumhurbaşkanı adayı kim olacak?

3 0 0
17.07.2021

Kılıçdaroğlu'nun Baykal'a yapılan kaset kumpası sonrası önü açılmıştı fakat o, partinin başına geldikten sonra, cumhurbaşkanlığı adaylığı konusunda hep geride durmayı tercih etmişti. Seçilemez ise CHP Genel Başkanı olarak da pozisyonunu muhafaza edemeyeceğini düşündüğü için başka isimlerin önünü açmıştı. Bu isimlerin de CHP kökenli olmamasına özen gösterdi ki ileride kendisine rakip olma ihtimali olmasın. Ekrem İmamoğlu'nun 23 Haziran 2019'daki ikinci İstanbul seçimleri sürecinden sonra adeta ayağı yerden kesildi ve kendisini çok farklı konumlandırdı. Kendisine oy vermiş seçmen kitlesi bile şu an yürütmekte olduğu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı pozisyonundan daha çok genel siyaset ile ilgili pozisyon almasından rahatsız.

Ülkemizde cumhurbaşkanlığı seçimi, ister TBMM'den olsun ister seçimle olsun, öncesinde hep sancılı bir süreç işlemiştir. Meclisle seçim olduğu dönemlerde seçimin olmadığı birçok tur yapıldığına şahitlik etmişizdir. Bazen de Ali Fuat Başgil gibi isimler cumhurbaşkanı olmaması için askerler tarafından tehdit edilmiştir.

Nitekim çok daha yakın tarih sayılabilecek gayri hukuki 367 krizi, gezi olaylarının çıkarılması ardından da 17-25 olaylarının gelmesi tamamen Erdoğan'ın önünü kesmek içindir. 2018 seçimlerine giderken 2016'daki FETÖ darbe girişimi de bu şekilde değerlendirilebilir. Şimdi sürekli erken seçim çağrısı yapan Millet İttifakı paydaşlarının da aslında bu sancıdan dolayı muhalefet etme şekillerini yükselttiklerini söyleyebiliriz.

Daha bir yıl öncesinden Cumhur İttifakı ortağı olarak MHP Lideri ''Bizim cumhurbaşkanı adayımız Recep Tayyip Erdoğan'dır.'' diyerek hem oluşabilecek nifak ya da fitnenin kendince önüne geçen bir açıklama yapmış hem de net olarak tavrını ortaya koymuştur.

'Acaba ben olur muyum?'

Millet İttifakı içerisinde ise potansiyeli kendinde gören herkes cumhurbaşkanı adaylığı için ''Acaba ben olur muyum?'' diyerek nabız yoklamakta ve kendi çevreleri tarafından da bunun için sürekli motive edilmektedir. Ekrem İmamoğlu gibi şu an yürütmekte olduğu görevi ikinci plana iterek sürekli cumhurbaşkanlığı için mesaj verme çabası içinde olanlar gibi biraz daha geride durup sürekli kulis çalışması yapanlar da var. Bunlar için şu an içinde bulunduğu camiaya şirin gözükeceğim diye bazen nezaket sınırlarını zorlayan Ali Babacan gibi isimler de var.

Millet İttifakı için potansiyel aday olarak ismi geçenlere bakacak olursak; Ekrem İmamoğlu, Mansur Yavaş, Meral Akşener, Abdullah Gül, Ali Babacan ve son günlerde ismi sıkça geçen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu. Bu isimlerin her biri için farklı yorumlar yapılabilir ancak öncelikle yakın tarihte neler olmuştu onları hatırlayalım.

Cumhurbaşkanının Türk Milleti tarafından seçilmesinin önünü açan meclis kararı öncesinde TBMM'de oylama esnasında ciddi sıkıntılar yaşanmış en sonunda da hukuk adına bazı hukukçular hukuksuz bir şekilde 367 şartı getirmişlerdir. O dönemin vesayet aktörü Sabih Kanadoğlu idi. Sonraki süreçte AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Erdoğan AK Parti adayı olarak Abdullah Gül'ü göstermiş Abdullah Gül de TBMM'de seçilmişti. Daha 2013 yılından itibaren 2014'teki cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde Erdoğan'ın kendisinin Cumhurbaşkanı adayı olması netleşmişti. Cumhurun başına cumhurun temsilcisi olarak Erdoğan'ın önünü kesmek üzere bir hamle yapılmıştı. Nitekim yukarıda saydığımız gezi olayları ve 17-25 FETÖ sivil darbe girişimi de bu çerçevede değerlendirilebilir. 2014 yılında az bir umut olsa da Abdullah Gül, Erdoğan tarafından Genel Başkan ve Başbakanlık için düşünülmeyi bekledi. Ancak gezi olaylarındaki ve 17-25 sürecindeki tavrı ile Batı'nın adamı ve güvenilmez olduğu netleşmişti. Dolayısı ile Gül ile Erdoğan için yol ayrımı gelmişti. Zaten cumhurbaşkanlığı döneminde de paralel bir yapılanma içinde olan Abdullah Gül kendi araştırmacıları, akademisyen ve bürokratları ile çalışmalarına hız verdi.

Vefa mı veda mı?

Erdoğan sonrası AK Parti'nin başına Ahmet Davutoğlu'nun getirilmesi için Davutoğlu ekibi gerek araştırmalarla gerekse de köşe yazarları ve televizyon yorumları ile süreci manipüle etti. Davutoğlu Erdoğan'ın önerisiyle genel başkan seçildiği o kongrede ''Bu bir veda değil vefa kongresidir.'' şeklinde bir cümle kurdu. Erdoğan Davutoğlu'ndan veda gördü ama daha sürecin başı sayılabilecek 7 Haziran seçimlerinden itibaren bir 'vefa' göremedi. Konumuz CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun nasıl bir cumhurbaşkanı adayı olacağı, kazanıp kazanamayacağı. Bunun için de geçmişe ve muhtemel adaylara bakmak gerekiyor. Erdoğan'ın şu an itibariyle benim de yürütücülüğünü yaptığım Türkiye'nin Nabzı........

© Açık Görüş


Get it on Google Play