We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Çin artık bu maliyete katlanmak zorunda

10 3 0
19.09.2021

ABD'nin, Çin'in enerji ihtiyacını güvene almada takındığı 'beleşçi' politikayı engellemek için bölgeye sağladığı güvenlik garantilerini azaltması, iki ülke rekabetinin geldiği son noktayı gösteriyor.

2010'lu yılların başlarından itibaren dünya ABD ve Çin arasında yaşanan yoğun bir rekabete sahne oluyor. Bu rekabetin temel nedeni Çin'in yakaladığı muazzam ekonomik büyümeden de destek alarak ABD'nin küresel gücüne meydan okuyan iddialı bir politikaya yönelmesidir. ABD askeri gücüne meydan okuyabilecek askeri ve teknolojik kabiliyetler inşa etme girişimleri, komşuları ile sınır sorunlarını tırmandırma politikası ve ABD'nin Pasifik bölgesindeki müttefikleri üzerinde baskı kurma girişimi Çin'in Şi Cinping dönemindeki iddialı politikalarının en önemli göstergeleridir. Çin'in son dönemde geliştirdiği bu iddialı politikalar Washington'da ciddi bir endişe kaynağı haline geldi. ABD'li karar vericiler eğer etkili bir şekilde sınırlanmazsa yakın bir gelecekte Çin'in, küresel sistemi kendi öncelikleri doğrultusunda şekillendirebilecek kabiliyetler kazanabileceğini düşünüyor. Bu yüzden Başkan Donald Trump döneminde ABD-Çin arasında yükselen ticaret savaşları Biden döneminde de hız kesmeden devam ediyor.

Sınırlandırma ama nasıl?

ABD'nin, Çin'in ekonomik büyümesini sınırlayarak Batılı normlara meydan okuyabilecek askeri, teknolojik ve ekonomik kaynaklara erişimini engellemesi gerektiği Batılı stratejistler tarafından uzun süredir yazılıp çiziliyordu. Ancak ABD yönetimi Çin'in nasıl sınırlandırılacağına yönelik henüz net bir yöntem belirleyebilmiş değil.

Son dönemde ABD'nin bazı politikalarının, Çin'in ekonomik büyümesini sınırlamak için enerjiye erişimini zorlaştırmak ve Çin'i daha fazla savunma harcaması yapmaya zorlamak şeklinde geliştiğini söyleyebiliriz. Her iki durumda da Çin ekonomisi önemli bir maliyetle karşı karşıya kalacaktır. Son dönemde ABD'nin, Çin'in de muazzam şekilde istifade ettiği, Körfez bölgesindeki güvenlik şemsiyesini kaldırma girişimi bu politika açısından önemli bir eşiği temsil ediyor. Ağustos ayı sonlarında ABD'nin Suudi Arabistan'daki hava savunma sistemlerini geri çekmesi, Çin yönetiminin, geçmişte ABD güvenlik şemsiyesinden istifade ederek enerji ihtiyacını güvene alma döneminin kapandığını ortaya koyması açısından son derece önemli bir gelişmedir.

Katlanmadığı bir maliyet

ABD'nin II. Dünya Savaşı sonrası dönemde Orta Doğu güvenlik mimarisinin başat aktörü ve hegemon gücü olmasıyla bölge enerji kaynaklarına şiddetli bir biçimde bağımlı olan endüstrileşmiş ABD müttefiki rejimlerin enerji ihtiyacı güvene alınmış oldu. Bu dönemde ABD liberal Batı ekonomilerinin lider gücüydü ve bu liderliğinin bir gereği olarak Sovetler karşısında Batı blokunun hamiliğini yaptı. ABD'nin sağladığı güvenlik şemsiyesi sayesinde Batı blokunun küresel ekonomi ve siyasetteki ağrılığı önemli ölçüde arttı.

2010'lu yılların başlarına kadar ABD'nin büyük maliyetler ödeyerek oluşturduğu bu güvenlik şemsiyesinden en fazla endüstrileşmiş Batı ekonomileri istifade ediyordu. Fakat bu tarihten sonra ABD güvenlik şemsiyesinden liberal Batı'dan ziyade Komünist Çin istifade etmeye başladı. Bu değişimin sebebi Batı ekonomilerinin ılımlı büyümesine karşın Çin'in son kırk yılda yakaladığı muazzam ekonomik büyüme ve bu ekonomik büyümenin yol açtığı enerji ihtiyacıydı.

1980 yılında 200 milyar dolardan daha az olan Çin milli geliri 2020 yılında yaklaşık yetmiş beş kat artarak yaklaşık 14 trilyon dolara ulaştı.........

© Açık Görüş


Get it on Google Play