We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

ABD, Çin'e alan açarak çekiliyor

2 0 0
27.08.2021

Afganistan'dan çekilme ve çekilmenin şekli, ABD'nin bölgede askeri, ekonomik ve politik nüfuzunun geri döndürülemez bir biçimde azaldığını gösteriyor. Oluşan bu jeopolitik boşlukları doldurma kapasitesine ve motivasyonuna sahip yegane aktör ise Çin. Çin'in 2030'lu yıllarda ABD'yi geçmesi, dünyanın en büyük ekonomisi olması bekleniyor. Yakaladığı bu muazzam ekonomik büyüme ülkenin enerji ihtiyacını büyük bir hızla artırıyor. Bu süreçte Çin adeta fosil yakıtlar için savaşması gereken "aç bir ejderha" haline geldi.

Son yirmi yılda dünya ABD liderliğinde Batılı güçlerin Orta Doğu bölgesine yönelik bir yıkım politikasına şahit oldu. 2000 sonrası dönemde ABD'nin "teröre karşı savaş", "önleyici müdahale" gibi gerekçelerle Irak ve Afganistan'ı işgali bu politikanın başlangıcı sayılabilir. Bu dönemde ABD'nin saldırgan politikasına kılıf olarak "demokrasi ihracını" kullanmış olması 2010'lu yıllarda ortaya çıkan Arap Baharı sürecindeki sokak hareketlerine de ilham kaynağı oldu. Geniş halk kitleleri ABD'nin sağladığı bu motivasyonla eşitlik, adalet ve özgürlük umuduna kapıldı ve tüm bölge kitlesel gösterilere sahne oldu. Netice itibariyle ABD, bugün tıpkı Afganistan'dan çekilerken yaptığı gibi, bölge halklarının demokrasi ve özgürlük taleplerine verdiği desteği geri çekerek tercihini otoriter yönetimlerin daha da güçlenmesi yönünde kullandı. Arap Baharı sürecinde politik bir dönüşüm yaşanmadığı gibi sokak hareketlerinin yaşandığı ülkelerde çok büyük insani kriz ve ekonomik yıkımlar ortaya çıktı.

ABD'nin teröre karşı savaş, önleyici müdahale ve demokrasi ihracı politikaları aradan geçen yirmi yılın sonunda Afganistan, Irak, Yemen, Libya ve Suriye gibi ülkelerde sadece politik sistemin çökmesine değil tüm şehirlerin ve alt yapının yıkılmasına, ekonomik kapasitenin çökertilmesine yol açtı. Netice itibariyle bugün Orta Doğu ve Kuzey Afrika (MENA) bölgesine baktığımızda bölge genelinde çok büyük bir altyapı tahribatının ve ekonomik yıkımın ortaya çıktığını görmekteyiz. Harap olmuş şehirler, tahrip edilmiş eğitim, sağlık ve ulaşım alt yapısı, oldukça zayıflamış endüstriyel kapasite ve istikrasız bölgelerdeki nitelikli insan kaynağının ülkelerini terk etmiş olması bölgedeki krizi daha da derinleştiriyor.

Sadece bir yenilgi değil

Son günlerde ABD'nin Afganistan'dan, yirmi yıl önce terörist olarak tanımladığı Taliban ile anlaşarak Afganistan yönetimini Taliban'a devretmek suretiyle çekilmesini ve çekilirken sergilenen beceriksizliği sadece ABD'nin son yirmi yıldır sürdürdüğü saldırgan politikalarda aldığı bir yenilgi olarak yorumlamak eksik kalacaktır. Son yirmi yılda sürdürülen saldırgan politikalar MENA bölgesinde çok büyük bir yıkım ve jeopolitik boşluğa yol açmıştır ve bu boşluğun mahiyeti ve doldurulma biçimi önümüzdeki yüzyılda dünyanın alacağı siyasal düzeninin belirlenmesinde kritik önemde olacaktır.

İthal petrol meselesi

1980'li yıllara kadar ideolojik eksende tanımlanan Çin dış politikası Başkan Mao'nun reformlarıyla dış politikada sosyalist dayanışma yerine ekonomik faydayı önceleyen bir yöne doğru evirilmiştir. Dış politikada yaşanan bu değişimin de katkısıyla 1979 yılında 177 milyar dolar olan Çin milli geliri kırk yılda yaklaşık yetmiş beş kat artarak 2019 yılı itibari ile 13.28 trilyon dolara ulaşmıştır. 2010 yılında Japonya'yı geçerek dünyanın ikinci büyük ekonomisi olan Çin'in 2030'lu yıllarda ABD'yi de geçerek dünyanın en büyük ekonomisi olacağı beklenmekte.

Yakaladığı bu muazzam ekonomik büyüme ülkenin enerji ihtiyacını........

© Açık Görüş


Get it on Google Play