We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Hasar büyük ve fazlasıyla derin

3 0 0
17.07.2021

Bugün sosyolog, antropolog, tarihçi ve psikologların yer aldığı akademik perspektiflerin 15 Temmuz'u tarihsel, ekonomik ve teolojik boyutlarını ihmal etmeden sahici bir soğukkanlılıkla ele alıp durum değerlendirmesi yapması ve toplumu olası tehlikeler karşısında uyarması gerekir. Hasar hem çok hem de fazlasıyla derindir. İlahiyatçılar dini hayatın sahih evrenini yeni bir cehtle arındırmaya yönelirken toplumun epistemolojik evrenini olabildiğince kirleten bir dünya görüşüyle de karşılaşmak, yüzleşmek ve hesaplaşmak zorundadır.

15 Temmuz başarısız darbe girişiminin üzerinden beş tam yıl geçti. Sosyal bilimciler, medya operatörleri ve gazeteciler kadar konuyu kendilerine dert edinmediler, ama durumun önümüzdeki yıllar için herkesin önüne devasa sorunlar bırakacağı ortada. Aslına bakılırsa hemen her konuda sıkça tanıklık edildiği gibi Türk sosyal bilimcilerinin toplumsal sorunların kökleri, işleyişi ve giderilmesine ilişkin olarak inisiyatif geliştirme söz konusu olduğunda ciddi bir çekingenliği ve kuşkusuz buna bağlı olarak da işleyen bir gecikmişliği var. Öte yandan geçen süre zarfında darbeyi sürekli gündemde tutma çabası içinde olan medyanın da sözüm ona bütün çeşitliliğiyle (konuya eğilirken bile) mevzuyu anlamaktan çok onu olabildiğince karartmaktan hatta görünmez kılmaktan daha öteye gidemeyen bir tür çaba içinde olduğu da sıklıkla gözlenmiş oldu.

15 Temmuz 2016'da Fetullah Gülen 30 yılı aşkın gizli ve bir o kadar da hummalı bir hazırlığın ardından önderlik edip giriştiği silahlı darbede bilfiil başarısız oldu. Yaygın kamuoyu bilgisi, gerçekleştirilmeye çalışılan darbenin arkasında bizzat kendisinin olduğu yönündedir. Darbeciler 15 Temmuz gecesi devlete ve onun meşru yöneticilerine karşı topyekûn huruca kalkıştıklarında aslında ülkenin önde gelen pek çok kurumu da çoktan "ele geçirilmiş", "zapt edilmiş" ve "yeni bir düzenlemeye hazır" hâle getirilmişti. Hemen her kuruma önce sızmayı sonra da gizli bir müfredat eşliğinde bu birimleri de kendi tahayyüllerine uygun bir şekilde yapılandırmayı amaçlayan örgüt, süreci tamamlamaya yönelik adımlarının bir sonucu olarak 15 Temmuz gecesi kapsamlı bir saldırı harekatıyla darbe girişiminde bulunmuş, ancak sonuç hüsranla neticelenmişti.

Baştan sona sır topluluğu

Bugün ortaya çıkan veriler ve geçmişten günümüze yaşanan tanıklıklar dikkatle takip edildiğinde öteden beri bir cemaat olarak toplumun önünde varlığını sürdürdüğü iddiasında bulunan bu yapının gerçekte baştan sona bir sır topluluğu olarak kendini şekillendirdiği söylenebilir. Kabul etmek gerekir ki eylemin kodları, örgütün işleyiş biçimi ve üretilen dilin söylemsel yapısı hakkında henüz hemen herkesi tatmin edecek nüfuz edici bir çıktıdan söz etmek hâlâ zordur. Mevcut sırrın faş olduğu söylenemez ancak sonuç itibariyle bu kalkışmaya katılan aktörlerin devlete, millete ve siyasi otoriteye dönük kapsamlı bir müdahale arzusuyla motive olduğunda hiçbir şüphe yoktur. Öyle anlaşılıyor ki isyancılar arzu ettikleri şekilde amaçlarına ulaşabilseydi, Türkiye bu topraklarda yaşamayı hiçbir zaman kendisi için külfet olarak görmeyen herkes için farklı boyutlarda birer cehenneme dönecekti.

Toplumun kahir ekseriyeti tarafından dinî bir yapı görünümüyle kabul edilen bu örgütlenmenin gerçekte hem seküler hem de oldukça oldukça gizemli bir dayanışmanın ürünü olduğu sayısız pek çok örnekle kanıtlanmıştır. Cemaatin en başta toplumun belli başlı sivil toplum örgütlerine nüfuz etme çabası ve yine devletin gelenekli tüm yapılarına sirayet etme gayreti artık fazlasıyla afişe olmuş durumdadır. Gülen'in ustaca üretilip icat edilmiş maddi ve manevi karizması etrafında buluşan sivil ve askerî unsurlar, belli bir hazırlık evresinden sonra devleti zapt etme ve bu minvalde yeni bir düzeni devreye sokma konusunda içsel bir mutabakata sahiptiler. Bu bağlamda olayın sadece ulusal sınırlarla yetinmeyen........

© Açık Görüş


Get it on Google Play