We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Dini gerçekliği adlandırmak

15 0 1
03.10.2020

Fiili durumda “mütedeyyin”, “mutaassıp”, “mukaddesatçı” ve son kullanılan formuyla revaçtaki “dindar-muhafazakâr” gibi tedavüle girmiş kavramların yeniden ele alınması, bu nitelemelerin gündelik hayatın belirleyici kıstasları ihmal edilmeksizin çözümlenmesi gerekir. Gerçekten de bugün kendimizi bunlardan biriyle ilişkilendirdiğimizde ne demiş oluyoruz? Bütün bunlar meramımızı gerçekten ifade edebilecek kudrette mi?

Türkiye özelinde “dindar muhafazakâr kesim ibaresi” etrafında buluşmakta kısmen de olsa karar kılmış gibi görünen devasa bir kütleden söz etmek mümkündür. Kavram, gerek kendisine yakıştırılan gerekse zevkle sahiplendiği isimlendirmelere odaklanıldığında aslında bu coğrafyada yaşanan güçlü bir varlık talebinin türlü veçhelerini yakından takip etmenin gerekliliğini hatırlatmaktadır.

Dindarlıkla muhafazakarlığı mezcetme fikri yeni tarz kabul biçimlerinden besleniyor. Aslında kavram, son 15 yılın değişen ve farklılaşan dünyasında dinî duyarlılıklarını geleneksel birikim, yerleşik kültür ve kadim zihniyet örüntüleriyle ilişkilendirme noktasında belirgin bir heveskârlıkla malul olanlar için kullanılıyor. Üzerinde bir tür uzlaşmanın da sağlandığının düşünülebileceği bu terkibin yine de “efradını cami, ağyarını mâni” düzeyde elverişli bir kapasiteye sahip olup olmadığında karar kılmak kolay değildir. Gerçekten de dindar-muhafazakâr adlandırmasının ister kendilerini suçlamak maksadıyla “dışarıdan” üretilmiş bir damgalama ya da etiket olsun isterse varoluşsal hikâyelerini yansıttığından emin olunabilecek “içeriden” bir adlandırma olarak sahiplenilsin, sonuçta bu oldukça şaşırtıcı düzeyde ilgi gören kavramın neleri dışarıda bıraktığı da ayrı bir tartışma konusudur. Mesela dindar-muhafazakâr isimlendirmesinin laiklik, sekülerlik, modernite ya da dinin temel ölçü(t)leri hakkındaki sahici duruşu öyle pek de açık değil gibidir. Bu nedenle de söz konusu terkibin dindar muhafazakâr tanımlaması içinde ele alınan geniş bir kitlenin sekülerleşme ve modernleşme konusundaki tavırlarını da içerme noktasında pek çok zaafı taşıdığı da söylenebilir.

İtirazın odak noktası

Öte yandan dindar-muhafazakâr kavramına daha ortaya çıktığı zamandan beri eleştirel bir duyarlılıkla yaklaşanlar da az değil. İtirazın odak noktasında kavramın dindarlığı da muhazakârlığı da müphem ve muğlak bir söz dağarcığından beslenerek sahiplenmesi yatıyor. Bugün Türkiye’de toplumsal düzeydeki belli başlı yapı ve grupları apaçık bir saflaşma, kamplaşma ve ayrışma temelinde ele alma yönünde yaygın bir temayülün giderek güçlendiği de söylenebilir. Bu durum sonuçta din konusunda belli bir duyarlılığı kendi kontrol ve tekelinde gördüğünü düşünen bir kitleyi bütünün içinden koparıp alma noktasında sınır tanımayan bir enerjiyi harekete geçiriyor.

İstikametini Batılılaşma üzerinden modernleşme kararlılığıyla tayin eden kurucu Cumhuriyet seçkinlerinin nezdinde din de dindar da epeyce bir süre hiçbir stratejiye, siyaset ve aklileştirmeye ihtiyaç duyurtmayan bir kararlılıkla açık ara bir mesafede tutulmuştu. Türk modernleşmesinin evveliyatından itibaren atılacak devrimci adımların hızını kesebileceği, ona karşı bir mücadele örgütleyebileceği gibi olası korkuların kaynağı olarak işaret edilen din, uzunca bir süre tehdit kaynakları arasında hep........

© Açık Görüş


Get it on Google Play