We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Selahaddin sadece 'Kudüs fatihi' midir?

6 0 1
27.06.2020

Selahaddin Kudüs'ün anahtarının İslam birliğinde olduğunu görmüştü. Birlik için de, yüzyıllardan bugüne Ortadoğu'da değişmez bir hakikat olarak şu dört şehrin birleşmesi gerekiyordu: Kahire, Musul, Şam, Halep.

Selahaddin Eyyubi’nin Kudüs’ü fethettiği bilinir ama fetihten sonra ne yaptığı ve nelerle karşılaştığı hakkında pek konuşulmaz. Mehmed Akif’in ifadesiyle “Şarkın en sevgili Sultanı” Selahaddin Eyyubi hayatı boyunca ilimle meşgul olmak istedi. Öklid geometrisi, astronomi, matematik, mantık, felsefe, tarih ve fıkıh alanlarında eğitim gördü; tıp alanında derin bilgiler edindi, Şam’daki Hadis Medresesinden mezun oldu. Ne var ki, kader onun için ağlarını başka türlü örecekti. Bazı insanların rüyalarını süsleyen, hırslarını besleyen makam ve mevkiler vardır, bazıları da o makamlardan ateşten kaçar gibi uzaklaşır. Fakat Allah’ın takdiri bazen koşana değil, Selahaddin gibi makam ve şöhretten kaçana isabet eder.

Selahaddin, 1138’de bugün Irak topraklarında yer alan Tikrît’te doğduğunda Kudüs Haçlılar tarafından işgal edileli 39 yıl olmuş, Kudüs’te Haçlı Krallığı ile Urfa ve Antakya’da Haçlı kontlukları kurulmuştu. O sırada İslam dünyasının en güçlü devleti Büyük Selçuklu İmparatorluğu’nun Sultanı Sencer iç çekişmelerle uğraşıyor, Harzemşahlı Atsız ile savaşıyordu. Nitekim Sencer, birkaç yıl sonra, 1141’de Moğol Karahıtay’lara karşı Katvan’da acı bir mağlubiyet aldıktan sonra Oğuzlarla savaşa tutuşacak ve Büyük Selçuklu ile birlikte tarih sahnesinden çekilecekti.

Anadolu’da Türkiye Selçuklu Sultanı Mesud, bir yandan Danişmendliler, diğer yandan da Bizans ile mücadele ediyor, babası Kılıçarslan’ın 25 yaşında erken ölümüyle fetret devri yaşayan devleti toparlamaya çalışıyordu.

Kudüs’ün dört anahtarı

Bağdat’taki Sünni Abbasi halifeliğine karşı Mısır’da da Şii Fatımi halifeliği kurulmuş, İslam dünyası sadece etnik değil, mezhebi ayrımlarla da parçalanmış durumdaydı.

Müslümanların bu dağınık halini çok iyi değerlendiren Bizans ve Haçlılar, sürekli değişen ittifaklar kurarak bölgedeki nüfuzlarını artırıyorlardı. Onların önünde duran ve Ortadoğu içlerine daha fazla ilerlemelerine engel olan tek güç, Irak ve Suriye topraklarında hüküm süren Oğuzların Avşar boyuna mensup Zengilerdi.

Babası Necmeddin Eyyub ile birlikte Zengilerin hizmetinde olan Selahaddin genç yaşta amcası Esedüddin Şirkuh ile beraber Şam’a gelip Haçlılara karşı yapılan savaşlarda cesareti ve askerî yetenekleriyle dikkat çekerek şehrin askerî valiliğine kadar yükseldi.

Her daim yüreğindeki Allah korkusunu simasına ve işlerine yansıtan Selahaddin, erken yaşlarda dindar, mütevazı, cömert, heybetli, mert, vakur, mütebessim ve adaletli bir emir olarak halk tarafından sevilmeye başladı. Arapça, Farsça, Kürtçe ve Türkçeyi çok iyi derecede öğrendi, Kur’an-ı Kerim’i ezberledi. Nureddin Mahmud Zengi’nin emri altında Haçlıları İslam dünyasından söküp atmak için çarpışırken, Kudüs İslam’ın oluncaya kadar ağız dolusu gülmeyi kendine yasakladı. Selahaddin Kudüs’ün anahtarının İslam birliğinde olduğunu görmüştü. Birlik için de, yüzyıllardan bugüne Ortadoğu’da değişmez bir hakikat olarak şu dört şehrin birleşmesi gerekiyordu: Kahire, Musul, Şam, Halep.

Mısır’a vezir olmak

Nureddin Zengi, 1164’te kendisinden yardım isteyen Fatımi veziri Şâver’in daveti üzerine, amcası Şirkuh ile birlikte onu Mısır’a gönderdiğinde, Selahaddin, İslam birliğini sağlama işine buradan başladı. Fatımi halifeliği sürekli değişen vezirlerin iktidar mücadelesi ile zayıflamış ve sık sık Kudüs Haçlı Krallığı veya Bizanslılar ile iş birliği yaparak İslam dünyasında büyük bir sorun haline gelmişti. Vezir Şâver 1169’da öldürülünce, Fatımi Halifesi Âdıd Lidinillah, o sırada büyük bir ordu ile Mısır’da bulunan Şirkuh’u vezir tayin etti. 2 ay sonra onun da vefat etmesi üzerine Selahaddin, 31 yaşında hem Nureddin Zengi’nin Mısır’daki ordusunun kumandanlığı, hem de Fatımi halifeliğinin vezirliği gibi iki önemli görevi birden üstlendi. Bu sırada muhalif Fatımiler Cevher adlı bir saray görevlisinin önderliğinde Haçlılar ile anlaşarak Selahaddin’e karşı bir darbe girişiminde bulundular. Selahaddin darbeyi püskürttüğü gibi, Mısır’a saldıran Haçlıları da mağlup etti. Ülkeye tam anlamıyla hâkim olmak için orduyu yeniden teşkilatlandırdı, aksayan bürokrasiyi düzenledi ve Fatımi halifeliğine son vererek Mısır’ı doğrudan Şam’daki dostu ve hükümdarı Nureddin Zengi’ye bağladı.

Selahaddin henüz hükümdar dahi olmadan Şam ve Kahire, Kudüs için bir araya gelmişti. Nureddin Zengi 1174’te vefat ettiğinde onun 11 yaşındaki oğlu İsmail’in başa geçmesini fırsat bilen Nureddin’in Musul,........

© Açık Görüş


Get it on Google Play