We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Menderes'i korkudan astılar

3 0 1
29.05.2020

Menderes'i neden astılar?” sorusunun cevabı darbecilerin narsist ve psikopat kişiliklerinde gizli. Türkiye'nin maşeri vicdanı Menderes, Zorlu ve Polatkan'ın idam edilmesini hiçbir zaman kabullenmedi. Zaten darbeciler, 9 ay 27 gün süren yargılama boyunca haklarında dişe dokunur bir delil bulunamayan Menderes ve arkadaşlarını her şeyden evvel korkudan astılar.

İstiklal madalyalı Kurtuluş Savaşı gazisi Ali Adnan Ertekin Menderes, Türkiye’nin demokratik yolla seçilen ilk başbakanı olarak bundan 60 yıl önce yine Türkiye’nin ilk darbe girişiminin hedefi oldu. 17 Eylül 1960 günü ise, Maliye Bakanı Hasan Fahri Polatkan ve Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu’dan bir gün sonra İmralı adasında “Anayasayı ihlal” suçundan idam edildi. Millet onları dualarla; katillerini ise –hatırlarsa eğer- lanetle anmaya devam ediyor. O gün, bin bir zorlukla verilen ve 14 Mayıs 1950’de bir demokrasi baharına erişen Türk siyasetinin sanki tılsımı gitti, bozulan demokrasi saatinin ayarı defalarca millet tarafından sandıkta yapılmış olmasına rağmen, hâlâ tam olarak düzen tutmadı. Kısaca, Menderes ve arkadaşlarının idamı ile Türk siyasetine kan düştü! Bugün Türkiye’de siyasal-toplumsal yelpazeyi tanımlamak için kullanılan dikotomilerin kökeni 27 Mayıs 1960 darbesine uzanır. Sağ-sol, çevre-merkez, demokrat-darbeci, millî-gayri millî, ilerici-gerici, yerli-“yer”siz… Hangi dikotomiyi ele alırsanız alın, sizi, demokrasimizin üzerine düşen 27 Mayıs lekesine götürür.

Türk tipi sosyalizm

Bu ikilemeyi kullanırken kavramlardan hangisini öncelediğiniz bile çoğu zaman duruşunuz hakkında fikir verebilir. “Türkiye’de sol sağ, sağ da soldur” diyen İdris Küçükömer, 27 Mayıs ile başlayan darbeci geleneğin kısa sürede Talat Aydemir’in başarısız darbe girişimleri, Madanoğlu cuntası ve 12 Mart 1971 muhtırası ile birlikte zehirli meyvelerini vermeye başladığını görerek Türk tipi sosyalizmden duyduğu hayal kırıklığını ifade etmiştir. Bal bal, demekle ağız tatlanmadığı gibi sol sol demekle, sol özgürlükçü ve demokrat hale gelmez. Üniversitelerde, medyada, kültür-sanat camiasında hakim olan paradigma, özellikle gençlere yönelik söylem düzeyinde solun evrensel, özgürlükçü ve demokrat olduğunu; sağın ise jakoben ve gerici olduğunu iddia eder. Ne var ki, tarihi hakikatler tam tersini gösterir. Solun darbe ile devrim arasında sallanan muvazenesi Türkiye’de 27 Mayıs’tan itibaren gerçekleştirilen bütün vesayet girişimlerine ilham kaynağı olmuş; kâh ilericilik, kâh devrimcilik, kâh sulhçuluk, kâh Atatürkçülük maskeleri altında darbecilik olarak tezahür etmiştir.

Dokuz Subay olayı

27 Mayıs darbesinden önce girdiği bütün seçimleri yüzde 50’nin üzerinde oy alarak kazanan Demokrat Parti’nin 10 yıl boyunca iktidarda kalması ve artık seçimlerde mağlup edilemeyeceğinin anlaşılması, ordu ve CHP içindeki bazı kişileri demokrasi dışı arayışlara itmişti. 26 Aralık 1957’de Dokuz Subay olayı patlak verdi.

Bir kişi suçlu

Kısaca, Binbaşı Samet Kuşçu kendisiyle birlikte dokuz rütbeli askerin Yarbay Faruk Güventürk başkanlığında bir cunta kurduklarını ve Adnan Menderes hükümetini darbe yoluyla devirmek için çalıştıklarını ihbar etti. Askerlerin sivil mahkemelerde değil, askerî mahkemede yargılanması kuralı gereği, Tümgeneral Cemal Tural başkanlığında bir askerî mahkeme kurularak cuntacılar yargılanmaya başlandı. Lakin güvenlik sektöründe sıkça görülen meslekî dayanışma refleksi devreye girdi ve cuntacılar suçsuz bulundu; bir kişi hariç: İhbarcı Samet Kuşçu! Eh, zaten o da kendisini ihbar ederek suçu kabul etmişti ama diğer cuntacılar suçlamaları reddettikleri için aklanmışlardı!

Aslında darbe “Geliyorum” diyordu ve Menderes hükümetine her yerden ihbar mektupları yağıyordu. Ancak basiret bağlanması mı, yoksa Cumhuriyet tarihi boyunca gerçekleşmemiş bir cürümün artık tarihin tozlu sayfalarında kaldığı yanılgısından mıdır, bilinmez, bunların pek çoğu ya ciddiye alınmadı ya da hükümete ulaşmadı. Mesela, eski bakanlardan Ali Naili Erdem, DP Kemalpaşa ilçe başkanı olduğu yıllarda Menderes’i Manisa’daki Demirköprü Barajına........

© Açık Görüş


Get it on Google Play