We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Haçlılar Kudüs'ü nasıl işgal edebildi?

3 0 0
16.05.2020

Hâkimiyet sarhoşluğuyla birbirini kırmaya başlayan İslam dünyasında gerçek anlamda bir lider yoktu. Alparslan, Melik Şah veya bir asır sonraki Selahaddin olsaydı, Kudüs düşer miydi?

İslam devletlerinin Anadolu ve Ortadoğu’da en güçlü oldukları dönemlerden birinde gerçekleşen Birinci Haçlı seferi, Hazreti Ömer devrinden beri, 450 yıldan fazla zamandır Müslümanların elinde bulunan ve üç dinin mensuplarının barış ve emniyet içinde yaşadıkları Kudüs’ün işgal edilmesiyle sonuçlandı. Sadece Müslümanlar değil, Papa’ya itaat etmeyen “Heretik” Doğu Hıristiyanları ve Yahudiler de Haçlıların kılıçlarından nasibini aldı, sadece Kudüs’te 70 binden fazla Müslüman ve Yahudi çocuk, kadın ve erkek katledildi. Yahudiler sinagoglara, Müslümanlar da camilere kapatılarak diri diri ateşte yakıldı. İnsanların ağlama, yalvarma sesleri ise, “İsa’m, sana tapıyoruz” ilahisini yüksek sesle söyleyen Haçlı askerleri tarafından bastırıldı! Öyle ki, pek çok tarihçi Kudüs’teki Yahudi nüfusunun Birinci Haçlı seferi sırasında sıfırlandığını yazar!

Bu sefere bizzat katılan Rahip Foucher de Chartres, “sadece Süleyman mabedinde 10 bin kişinin öldürüldüğü”nden bahisle şöyle der: “Gerçekten orada olsaydınız, ayaklarımızın bileklerine kadar öldürülenlerin kanı ile kaplı olduğunu görürdünüz. Daha başka ne denilebilir? Buradaki hiç kimse hayatta bırakılmadı; ne kadınların, ne çocukların hayatını bağışladılar.” Yine katliamların doğrudan şahidi ve aynı zamanda faillerinden olan Haçlı subayı Raymond d’Aguiles, “Kudüs’ü Ele Geçiren Haçlıların Tarihçesi” adlı kitabında bu eşsiz vahşeti böbürlenerek(!) anlatır:

“Görülmeye değer, harika sahneler gerçekleşti. Adamlarımızın bazıları - ki bunlar en merhametlileriydi - düşmanların kafalarını kesiyorlardı. Diğerleri onları oklarla vurup yere düşürdüler, bazıları ise onları canlı canlı ateşe atarak daha uzun sürede öldürüp işkence yaptılar. Şehrin sokakları, kesilmiş kafalar, eller ve ayaklarla doluydu. Öyle ki yolda bunlara takılıp düşmeden yürümek zor hale gelmişti. Ama bütün bunlar, Süleyman mabedinde yapılanların yanında hafif kalıyordu. Orada ne mi oldu? Eğer size gerçekleri söylersem, buna inanmakta zorlanabilirsiniz. En azından şunu söyleyeyim ki, Süleyman mabedinde akan kanların yüksekliği, adamlarımızın ayak bileklerinin boyunu aşıyordu.”Peki, Papa II. Urban’ın Temmuz 1095’te Fransa’da topladığı Clermont Konsili ile fitilini ateşlediği Birinci Haçlı Seferi esnasında Anadolu, Doğu Akdeniz ve Asya’daki devletleri ile en güçlü dönemini yaşayan İslam dünyası ne yapıyordu? Gelin, görebilenler için ibret yurdu olan tarihin otağına hayret nazarıyla bakmayı deneyelim.

Büyük Selçuklu

Evvela dönemin süper gücü olan Büyük Selçuklu İmparatorluğunun en büyük hükümdarı Alparslan’ın oğlu Melikşah 1092 Kasımında vefat etmiş, onun Karahanlı Prensesi olan eşi Terken Hatun, 5 yaşındaki oğlu Mahmud’u, Nizamiye Başmüderrisi meşhur İmam Gazali’nin “reşit olmayandan emir olmaz” fetvasına rağmen sultan ilan etmişti. Ancak Melikşah’ın diğer oğlu Berkyaruk bunu kabul etmeyerek Isfahan’a yürüdü ve tahtı ele geçirdi. Kendisini dahi yakacak kadar hırsla dolu Terken Hatun, önce Berkyaruk’un dayısı olan Azerbaycan Emiri İsmail bin Yakuti’ye tahtı ele geçirmesine yardım etmesi karşılığında evlenme vaadinde bulundu. Fakat Emir İsmail yeğeni Berkyaruk’a mağlup olunca, Terken Hatun bu kez aynı evlilik teklifini Berkyaruk’un amcası Suriye Selçuklu Sultanı Tutuş’a götürdü. Tutuş yeğeni Berkyaruk’u ilk başta mağlup ettiyse de, 26 Şubat 1095’te Rey Muharebesinde yenilerek hayatını kaybetti. Bu arada Terken Hatun da terk-i dünya eylemişti. Önü açılan Berkyaruk bu kez diğer kardeşi Muhammed Tapar ile taht savaşlarına başlayacak, Berkyaruk’un veremden ölümünden sonra da Tapar ile Sencer savaşa tutuşacaktı. Velhasıl, Büyük Selçuklunun, adı gibi derdi ve meşguliyetleri de büyüktü; Kudüs ile uğraşacak mecali yoktu!

Anadolu Selçuklu Devleti

Kutalmış oğlu Süleyman Şah Malazgirt’ten henüz 4 yıl sonra Marmara kıyılarına gelerek İznik ve İzmit’i ele geçirmiş, 1077’de........

© Açık Görüş


Get it on Google Play