Hürmüz Boğazı krizi: Enerji fiyatları üzerinden gelen emtia enflasyonu

Hürmüz Boğazı krizi, bu kez yalnızca enerji borsalarında bir gürültü olmakla kalmayan, aynı zamanda emtia fiyatlarını ve enflasyonu tetikleyerek küresel ekosistemi yeniden bir şok testine sokan bir eşik niteliğinde.

Dr. Erkan Oflaz/ Akademisyen, Yazar

Hürmüz Boğazı'nın kilitlenme senaryosu, enerji fiyatlarında sadece geçici bir zıplama değildir. Hem küresel emtia borsalarında hem de Türkiye gibi enerji ithalatçısı ekonomilerde 'maliyet şoku' tipi enflasyonun yeniden canlanmasına zemin hazırlayan bir risk dalgası oluşturmuştur. Henüz süreç sonlanmadığı için spekülatif hareketler de yön arayışına devam etmektedir.

Yakın dönemde Hürmüz Boğazı'nda yaşanan gerilimler ve olası tıkanıklık senaryoları, OPEC yaptığı kota ve arz dengesi hamlelerle birlikte, hem petrol hem doğal gaz fiyatlarında belirgin bir sıçramaya yol açtı. Boğaz, küresel petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 15–20'sini ve Körfez'den çıkan LNG'nin önemli bir bölümünü taşıyor. Bu noktanın kilitlenmesi, günde 10–15 milyon varil düzeyindeki bir arzın kesintiye uğraması anlamına geliyor. Bu da kısa sürede petrol fiyatlarının 100–120 dolar seviyelerine ulaşmasını sağladı. Avrupa doğal gazı TTF fiyatlarının ise kısa sürede iki katına çıkması gibi hamlelere sahne oldu.

Değerli madenlerdeki olağanüstü yükseliş trendinin artık sonuna gelmiş olabiliriz. Böyle dönemlerde, şirketlerin ürettiği "free cash flow"a (serbest nakit akımı) dayalı "cash flow trading" davranışlarındaki sapmaları çok yakından takip etmek gerekiyor. Çünkü iktisat literatüründe de tartışıldığı üzere, serbest nakit akımı temelli bu tür işlemlerdeki dengesizlikler, fiyatların gerçeğinden kopmaya başladığı yönünde önemli sinyaller verebilir.

Bu noktada Hyman Minsky'nin özellikle Finansal İstikrarsızlık Hipotezi son derece açıklayıcı bir çerçeve sunuyor. Minsky, kapitalist ekonomilerin doğasında istikrarsızlık olduğunu, tam da istikrar dönemlerinde risk iştahının arttığını ve sistemin kırılganlaştığını vurgular. Uzun süren "her şey yolunda" algısı, spekülatif balonlara, hızla şişen borçlara ve sonunda "Minsky Anı" diye adlandırılan ani ve sert çöküşlere zemin hazırlar.

Minsky, bu kırılganlığı anlatmak için üç finansman aşamasından söz eder: teminatlı (hedge), spekülatif ve Ponzi. İlk aşamada borçlar rahatça çevrilebilirken, spekülatif aşamada işler borcu sürekli yenilemeye dayanır; Ponzi aşamasında ise yeni borç olmadan eski borçlar çevrilemez hale gelir. Değerli madenlerdeki son yıllardaki olağanüstü fiyat hareketleri ve serbest nakit akımı temelli işlemlerdeki olası sapmalar, bizi bu çerçeveden düşünmeye çağırıyor. Belki de asıl soru, yükselişin sürüp........

© Açık Görüş