Dijital iletişim ekosisteminde bir kırılma noktası: “Eylülzede”

Yarının kültürel iklimi, insan ruhu ile makine zekâsının birleştiği o "hibrit" noktada yükselmektedir. Dijital çağda kültürel egemenlik, sadece mirası korumakla değil kendi teknolojik araçlarınızla o mirası dünyaya yeni bir dille anlatabilmekle mümkün olacaktır.

Doç. Dr. Kenan Bölükbaş/ Yazar

Günümüzde geleneksel sanat dünyası, yapay zekânın etkisiyle tarihinin en hızlı ve en köklü değişimlerinden birini yaşıyor. Eskiden sanatçının elindeki basit bir yardımcı araç olarak görülen dijital sistemler, artık yaratıcı sürecin bizzat kalbinde yer alıyor.

Bu teknolojik devrimin Türkiye'deki en somut ve şaşırtıcı yansımalarından biri ise YouTube'da beş ayda 43 milyon izlenmeyi yakalayan "Eylülzede" şarkısıdır. Bu başarı, Eylülzede'yi popüler bir parça olmaktan öteye, insan ile yapay zekânın birlikte inşa ettiği yeni bir iletişim modelinin habercisi haline getirmiştir.

Sanatın yeni ortağı: "Yaratıcı ajan" olarak yapay zekâ

Bir eser ortaya koymanın sadece insana mahsus, "ilahi" bir yetenek olduğu düşünülürken yapay zeka, bugün artık sadece kendisine söyleneni yapan bir robot olmaktan çıkmış, devasa veri havuzundan yepyeni melodiler ve duyulmamış armoniler türeten bir iş ortağına dönüşmüştür. Akademik dünyada "yaratıcı ajan" olarak tanımlanan yapay zekâ, artık bir taklitçi olmanın ötesine geçmiş, milyonlarca nota ve sesi analiz ederek eşsiz işitsel kombinasyonlar ortaya koymaya, veriden yepyeni bir estetik anlayış inşa etmeye başlamıştır.

Bir kolektif emek öyküsü: Eylülzede'nin mimarları

Anatolian Psych Rock Lab bünyesinde doğan Eylülzede, 1970'lerin Anadolu Rock tınılarını çağdaş teknolojilerle buluşturan hibrit yapısıyla bu paradigmanın zirvelerinden biridir. Bu örnekte YZ, sıfırdan bir beste üretmek yerine Serkan Selay'ın 2014 tarihinde yaptığı........

© Açık Görüş