We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Kim nasıl bir anayasa istiyor?

6 23 0
06.06.2021

Anayasalar devletin yapısını ve işleyişini, temel hak ve hürriyetlerin sınırlarını düzenleyen ana metinler olduğu kadar, ülkenin "vitrini" konumundadır. Bu nedenle siyasi partilerin anayasa hakkındaki teklifleri, düşünceleri çok önemli. Bu yazıda, yeni anayasa yapımı arifesinde siyasi partilerin bu konuda ileri sürdükleri görüşlere ve anayasa yapım sürecine ilişkin somut önerilerine değineceğiz.

Bir süredir yeni Anayasa konusu gündemde. Hukuki reform girişimlerinin sonuç bulması adına bu konunun gündem olması bizce çok önemli ve değerli. Zaten yeni anayasanın bir ihtiyaç olduğu çok açık. Bunun en basit göstergesi de neredeyse tüm siyasi partilerin bir taslağının veya maddeler konusundaki önerisinin olması. Bu konu Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Türkiye'nin yeni anayasa yapma vakti gelmiştir" dediği anda büyük ivme kazandı.

Vesayet izleri

Bunun öncesinde de hemen her partinin kısmi ve bütüncül önerileri olduğu bir gerçek ancak Erdoğan'ın "Esasen Türkiye'de sorunların kaynağının 1960'tan beri hep darbeciler tarafından yapılan anayasalar olduğu açıktır. Ne kadar değiştirirsek değiştirelim anayasanın ruhuna dercedilen darbe ve vesayet izini silmek mümkün olmuyor" ifadesi konuyu tazeledi ve önceki çalışmalara da bir anlam yüklenmiş oldu. Böylece öncekilerden farklı olarak daha gerçekçi bir biçimde gündeme geldi.

Çağa uyumlu değil

Son dönemdeki değişiklikler ile son halini alan 1982 Anayasası, bu haliyle halen yeterli ve çağa uyumlu bir görünüm arz etmiyor. Anayasalar devletin yapısını ve işleyişini, temel hak ve hürriyetlerin sınırlarını düzenleyen ana metinler olduğu kadar, ülkenin "vitrini" konumundadır. Bir ülkeyi tanımak için anayasasına bakmak, pek çok veriyi sunar. Bu değişiklik arifesinde anayasa hakkındaki teklifler, düşünceler çok önemli. İşte bu yazımızda son dönemde, siyasi partilerin bu konuda ileri sürdükleri görüşlerine ve anayasa yapım sürecine ilişkin "somut" olan önerilerine değineceğiz: Kim nasıl bir anayasa istiyor?

Kanunların yapım sürecinden farklı olarak, anayasa yapım süreçleri, sadece siyasetin tek başına karar verebileceği çalışma ürünü olmazlar. Bu, siyasetin ana aktör olduğu ve sivil toplumun, kamu kurumlarının, akademinin içinde olacağı bir süreçtir. Bu da yetmeyebilir, konunun vatandaşlara sorulmasına kadar gidebilir süreç... Bir "kabul" olan anayasanın, geniş bir ittifak ile hazırlanması, mecliste yüksek bir oyla kabul edilmesi ve hatta halk oyuna sunulup sonuçlandırılması en ideal olanıdır. Ancak anayasanın "kalitesini" oy oranları değil niteliği belirler. Yani iktidarın iradesi ile başlayan bu sürecin "hızlı biçiminde" bitirilmesinden ziyade önemli olan emin adımlarla ilerlemesi ve tartışmaya açık olmasıdır. Bu tartışmayı kıymetli kılacak ise meclis dışındaki siyasi partilerin ve sivil toplumun da katkısına açık olmasıdır.

Anayasanın tamamının da, bir maddesinin de değişmesi aynı prosedüre tabi... TBMM'de kabul edilebilmesi için en az 400 milletvekilinin "kabul oyu" vermesi gerekiyor. Anayasa değişikliğinin referanduma sunulabilmesi için ise en az 360 milletvekilinin desteği lazım. Parlamento aritmetiğine bakarsak, AK Parti: 288, CHP : 136, HDP : 55, MHP : 48, İYİ Parti : 36 Türkiye İşçi Partisi : 3, DP:2, BBP:1, DEVA Partisi: 1, DBP: 1, SP:1, Yenilik Partisi:1, Bağımsız: 10 olmak üzere toplam 583 milletvekili bulunuyor. Teklif sahibi olacağı açık olan Cumhur İttifakı'nın sandalye sayısı 337... Cumhur İttifakı'nın taslağına 23 milletvekili daha destek verirse Anayasa değişikliğinin referanduma götürülebilmesinin önü açılacaktır.

MHP'nin önerisi

Son süreçte, ilk somut çıktı, MHP tarafından verildi diyebiliriz. Genellikle ilkeler üzerinden konuşulan bu süreçte, yüz maddelik bir öneri hazırlayan MHP, çalışmanın içeriğini tümüyle paylaşmadı. Ak Parti'ye sunulan taslağın ana amacı "Cumhurbaşkanlığı (CB) sistemini kurumsallaştırma" olarak belirtildi. Açıklandığı kadarıyla, "Türk Tipi Başkanlık" sistemi olarak nitelediği cari yürütme biçimimizin "onarımı ve çelişkilerinin ortadan" kaldıracak bir anayasa öngörülüyor. Mevcut sistemin çelişkilerinin olduğunun kabulü bir dönüm noktası olarak görülebilir. Ancak burada niyet asla "parlamenter sisteme" dönmek değil. Zira, "darbeci bir özelliğe sahip ve parlamenter sistemin mantığına göre yapılmış mevcut Anayasa" nitelemesi bunun en bariz örneği. Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin tahkimatını öngören öneri, devletin genel esaslarına ilişkin ilk maddelerde düzenlenen, "Devletin şekli ve niteliklerini" aynen koruyor. Cumhurbaşkanı "tarafsız ve arabulucu" konum üstlensin eleştirilerine bir öneri ile geliyor MHP: TBMM Başkanı'na "tarafsız konumuyla" milli uzlaşmanın sağlanmasında ve siyasi krizlerin çözümünde arabuluculuk işlevi yüklüyor... TBMM'nin yetkilerinin güçlendirilmesi, netleştirilmesi ve özellikle son dönemdeki "antlaşmaların onaylanmasında ve sona erdirilmesinde, bütçenin kabul edilmesinde, anayasal kurum ve kuruluşlara üye seçmede, meclis soruşturması açılması" yönünde bir tahkimata gidildiğini söylememiz mümkün. Buna karşılık, milletvekillerinin dokunulmazlığıyla milletvekilliğinin düşme sebeplerine dair belirsizliklerin giderilme gayretinin olduğunu........

© Açık Görüş


Get it on Google Play