We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Dirençli kentleri nasıl kuracağız?

5 0 0
07.08.2021

Birleşmiş Milletler, 2050 yılında dünya nüfusunun 9,7 milyara ve 2100 yılında 11,1 milyara ulaşacağını tahmin ediyor. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de mevcut inşa ve yönetim yollarımızda radikal dönüşümler gerçekleştirmeden, oluşacak yeni sorunları bertaraf etmemiz mümkün değil. Sürdürülebilir bir kalkınma- ve dirençli kentlerin oluşturulması için hedeflerimizi netleştirmek zorundayız.

Şehirlerin güçlü ve karakterli yapısı, devletin büyüklüğüne ve sağlamlığına katkı sunar. Zira devletler kadar kentler de üretim, katılım, yönetim ve kültürel alanlarda birbiriyle yarışıyor. Bu rekabet ortamında ayakta kalabilmek için merkezi hükümetlerin yanında şehirlerin de dirençli olması gerekiyor. Dirençli olmak, yani kendi sorunlarını çözebilecek kabiliyete sahip olmak demek... Son günlerde yaşanan afetler ve bunlarla mücadele "dirençli kentler" olgusunun bir parçası. İşte bu yazımızda, bu olaylar bağlamında kentlerin planlanması ve dirençli hale getirilmesi konularına değinmek istiyoruz. Çünkü bugün yaşanan ve ileride yaşanacak olan birçok sorunun temelinde bunlar var...

Şehirler ve riskler

Şehirlerin büyümesi, kente göçün ve nüfus artışının getirdiği sorunlar, şehirler için en büyük risk faktörü. Ancak kentlerdeki riskin altında yatan ana sorun sadece "nüfus yoğunluğu" değil. Bunun yanında şehirlerin konumundan, kültüründen, sosyal ve iktisadi yapısından kaynaklı diğer risk faktörleri de bulunuyor. Tüm zayıf ve güçlü yönlerin analiz edilememesi, doğru planlanamaması ve iyi yönetilememesi şehirlerdeki sorunun temel nedeni. Değişen kent yapısını öngöremeyen, seçim odaklı düşünen, sorunları erteleyen, kurumsal kapasiteyi öncelemeyen yöneticiler de sorunların baş müsebbibi. Anayasa, merkezi ve yerel otoritelere başta nüfus olmak üzere bağlı ve bağımsız diğer faktörleri gözeterek planlama yapma ödevi ve yetkisi vermektedir. Sorunları görmezden gelmek veya yüzeysel bakmak ise başlı başına "kırılgan şehirler" imar etmektedir. Mesela, şehrin imar planı, öngörüler üzerine kurulur. "İmar" dediğimiz olgu sadece inşaat yapmaktan ibaret değildir. İnşaat, imar meselesinin son halkasıdır. Öngörüleri sağlam ve gerçek verilere dayanmayan, bilimsel olmayan, salt siyasi ve ideolojik faktörler üzerinden kurgulanmış bir şehir hep kriz içindedir.

Kent bilimi açısından dirençli kent kavramı, ilkin ekolojik anlamda ortaya çıkmıştır. Sonraları "sürdürülebilirlik" kavramı ile ilişkili biçimde gelişme göstermiştir. Doğal olaylar ve afet yönetimi, etkin yönetişim, planlama ve kalkınma kavramları da bugün "dirençli kent" kavramının içeriğini oluşturmaktadır. Buna göre şöyle bir tanım yapmak mümkündür. Dirençli kent; fiziki, çevresel, sosyal ve ekonomik yönden, kentlerin karşılaşabileceği her türlü tehlike, tehdit ve olumsuz durumlara karşı kentin dinamiklerinin hazırlıklı ve koordineli olması sayesinde etkin mücadele kabiliyetine sahip olan kentlerdir. Dirençli kent, doğru öngörüler üzerine planlamasını yapar. Zayıf ve güçlü yönlerini bilir. Sorunlarına yabancı olmadığı için çözüme dair daima bir yol haritası vardır. Yani dirençli kent, krize girmeyen veya girse de çıkmasını bilen........

© Açık Görüş


Get it on Google Play