We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Arabuluculuktaki başarı ve hukukta ihtisaslaşmanın yönü

5 0 0
17.09.2021

Arabuluculukla 2 milyon 185 bin 944 dosyanın 1 milyon 507 bin 438'i çözüme kavuşturularak yüzde 69 oranında başarı sağlandı. Dosya sayısına bir buçuk milyon olarak bakmayın. Bu dosyalara her birinin göreceği istinaf, Yargıtay ve sonunda icra dosyası sayılarını ekleyin. Adliye tedavülünde olacak yaklaşık 3 milyon dosya demek bu... İleride sigorta, inşaat, telif, enerji, sağlık, banka ve finans konusunda uzman arabulucular ile daha nitelikli ve hızlı çözümler bulmak mümkün olacak. Bu nokta diğer bir yönüyle hukukta ihtisaslaşmanın hangi boyuta evrileceğinin de bir işareti.

Kıymetli olan uyuşmazlığın çözümünün herkesi memnun etmesidir. Çünkü "bir dakikalık uzlaşma, ömür boyu arkadaşlıktan daha değerlidir"...

(G.G. Marquez)

Yargıdaki iş yükü, herkesin bir ayağının adliyede olması sonucunu doğuruyor. En basit dava bile karmaşık bir dosya ile aynı serüveni yaşamak durumunda. Diyelim 1000 TL alacağınız var. Elinizde bir senet var. Bununla ilgili yapılacak takip süreci de bu tutarın yüz katı olan alacağın da göreceği safahat aynı... Bir de buna hâkimin birtakım araştırma zorunluluğu olduğu durumları da eklersek, sürecin uzaması doğal hale geliyor... Adalet hizmetlerinin, hızlanması, iyileştirilmesi konusunda birçok tedbir, düzenleme ve program açıklandı. Son dönemki değişim ve dönüşümler içinde en elle tutulur sonuç veren ve gün geçtikçe gelişen yöntemin arabuluculuk olduğunu söyleyebilirim. Hukuk uyuşmazlıklarının (yani ceza dosyaları dışındaki konuların) geniş bir kısmının artık bu yolla çözülmesi mümkün hale geldi. Sistem işliyor ve gelişiyor. Bu yazımızda, gelişme süreçlerinin içinde bulunma fırsatı yakaladığımız ve fiilen yürüttüğümüz bir meslek olan arabuluculuk konusundaki güncel gelişmeleri değerlendirmek istedik. Bunu yaparken, kavramlara boğmadan, gündelik dilin sadeliği ve yaşadığımız olaylar üzerinden meseleyi ele almak istiyoruz. Zira, toplumsal köklerimizde olan "anlaştırma", meseleyi "hale yola koyma" yaklaşımının hukuk dünyasındaki kurumsal karşılığı olan arabuluculuğun daha iyi anlaşılması gerekiyor...

Dostane çözüm

Hatırlayalım basındaki manşetlerden bazılarını: "61 yıldır çözülemeyen miras paylaşımı 8 ay gibi kısa bir sürede çözüme kavuştu", "Arazi uyuşmazlıklarında arabuluculuk dönemi", "İşçi hakkını daha hızlı alabilecek", "41 yıldır çözülemeyen dava arabuluculuk ile bitti". Bu haberlere bakınca ortaya çıkan bir gerçek var ki; toplum sulhe, anlaşmaya teşvik edilince hukuken hasım olan tarafların; günün sonunda anlaşmış ve sorunlarını çözmüş kimselere dönüşmesi mümkün. Zaten, yargı fonksiyonun başlıca görevi bizce, kanunları tatbik etmek, taraf hakkında hüküm vermekten ziyade; tarafların vicdanına uygun çözümü bulmak, aradaki uyuşmazlığı "dostane" biçimde kaldırmak olmalıdır. İşte tam bu noktada arabuluculuk kurumu devreye giriyor.

Arabulucu, kendisine gelen başvuruyu inceliyor. Taraflara ulaşıp onları görüşmeye davet ediyor. Bir masada toplanıyor taraflar. Onlara arabuluculuğun mahiyeti, nitelikleri anlatılıyor. Sonra, dava açmak isteyen yani başvurucu olan kimse başlıyor derdini anlatmaya, taleplerini belirtiyor. Ardından karşı taraf kendini ifade ediyor. Ve arabulucunun yönlendirmeleri ile bir anlaşma zemini doğuyor. İşçi bir adım atıyor, işveren karşılık veriyor. Sonuç: İşçi davaya gidince 5-6 yıl sonra alabileceği hakkını aynı gün alabiliyor. İşveren de ileride bir gün ödemek zorunda kalacağı tutarı faiz, yargılama gideri, diğer fazlalıklar olmadan ödüyor. Her ikisi de memnun biçimde ayrılıyor arabulucudan. Olaya sadece maddi bakmayalım. Bir dosyada, işçinin kendisinden özür dilenmesi yönündeki talebinin işverence karşılandığına........

© Açık Görüş


Get it on Google Play