We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Büyük aile ideali

2 0 0
30.07.2021

Aileyi, bir değer olmaktan öteye ahlaki ve toplumsal varoluşumuzun en öncelikli teminatlarından biri diye kabul etmek hiç yanlış olmaz. Bu da bizi, "ya aile ya birey" dikotomisine karşı "hem aile hem birey" diyebilen, özgürlüğü, eşitliği ve dayanışma ahlakını varoluşsal bir değere dönüştürmekle maruf entelektüel ve siyasal bir aklın inşasına çağırır. Aileyi ortadan kaldırmak gibi bir hedef veya ütopyanın insanlığın hayrına olabileceğini düşünenler, fıtrat dediğimiz insani tözü gerçekten de hafife almakta ve nihai plandamekanik bir insan kavrayışına yaslanmaktadırlar.

İdeolojik körlük, içerdiği zihni kodlara ve/veya şartlanmalara bakarak anlayabileceğimiz, yadırgasak bile bir yere kadar toleransla karşılayabileceğimiz bir şey. Fakat işin içine entelektüel hokkabazlık girdi mi durum değişir. İlkinde daha çok bir acziyet söz konusu olduğu halde ikincisinde kasıt, çarpıtma ve hatta illüstrasyondan söz edebiliriz. Ayrıca mesele sofistike bir düzeye taşındıkça yapılan hokkabazlığın kamufle edilme ihtimali de o kadar artar. Tabii bizim buradaki ifadelerimizin bir niyet okuma anlamına geldiği aşikar, doğrudur; ancak muhataplarımızın entelektüel zeka ve seviyesiyle bağdaşmayan bir akıl yürütme biçimiyle karşı karşıya olduğumuzu görüyorsak, bizim bu okuyuşumuzda büyük bir haklılık payı olduğunu kabul etmek gerekir. Birikim Dergisi'nin "Aile Neyimiz Olur?" temasıyla çıkan 387-388. sayısını okurken, çok büyük oranda ideolojik dogmatizmin entelektüel hokkabazlığa nasıl dönüştüğünü olanca basitliğiyle görebiliyoruz. Derginin aile kurumunu ve politikalarını tartışmak yerine, daha baştan yargılamaya ve ötekileştirmeye dayalı bir koşul ve yönlendirmeyle yola çıktığını yazıların içeriğindeki şablon yaklaşımdan hareketle tespit etmek mümkün. Belli ki tek sesli bu entelektüel koro, aile hayatını ve cari olan aile politikalarını değersizleştirme hedefi doğrultusunda mevcudu yarım yamalak ve eksilterek yansıtmayı adeta bir görev duygusuyla yerine getirmiştir. Şayet öyle değil de bütün bunlar samimi nitelikte bir görme/düşünme biçimi olarak ortaya geliyorsa, o vakit belki ahvalimize biraz şükredebilir fakat işimizin ne kadar zor olduğunu bir başka tarafıyla daha görmüş oluruz.

Aile vizyonu

Aile meselesinin ideolojik, siyasal çatışmalara meze yapılması, hangi kesim tarafından olursa olsun büyük bir sorumsuzluk ve aymazlık olacaktır. Bunu burada aileyi kutsallaştırmak adına değil, sadece toplumun tamamının selametini ilgilendirdiğine, daha açıkçası toplum olabilmenin asgari şartlarından biri olduğuna dikkat çekmek üzere söyleme ihtiyacını duyuyoruz. Buna karşılık ne var olan aile yapımızın ne de aile politikalarının eleştirilemez bir nitelikte olduğunu ileri sürüyor değiliz. Değişen her şey gibi aile yapımızın dahası bazı aile değerlerimizin değişmesi pek tabii kaçınılmazdır. İdeal ailenin ne olduğu bu anlamda tartışmalı olduğu kadar tarihsel, toplumsal koşullarla mukayyet bir değişkenlik gösterir. Ancak bu gerçeklerin hiçbiri, Ulrich Beck'in iddia ettiği gibi aileyi ""ölü ama hala hayatta" olan bir çeşit zombi kategori" (Birikim, Ags) diye tavsif etmemize gerekçe teşkil etmez. Zira aile kurumu, sahip olduğu bütün tarihsel-toplumsal içerimlerinden izole edildiğinde bile, Müslümanlar ve ehli kitap olarak cinsel hayata yönelik zorunlu nitelikteki sosyal kontratın bir ürünü olmasıyla önemini korur. Bunun aile kurumunu ebedileştiren bir temel esas olma yanında, aslında aile hayatına ve değerlerine yönelik nihai kırmızı çizgi olduğu da rahatlıkla söylenebilir. Dolayısıyla aile kurumu etrafında bugün devam ede gelen çatışmaların en temelinde cinsel özgürlük kavramının yer aldığını tespit edebiliriz. Örneğin, seküler veya feminist cepheden mevcut aile kurumuna yönelik yapılan eleştirilerin belki pek çoğuna İslami perspektiften katılmak pek öyle zor olmamalı. Baba otoritesiyle mücessem ataerkil aileyi İslam'ın değerler manzumesiyle örtüştürmeye yönelik çabalar muhafazakar dünyada hala etkili olabilir, ancak İslam'ın bizatihi ruhunda var olan "üstünlük ancak takva iledir" yönündeki temel yaklaşımların toplumsal ve insani değişime çağıran bir vizyona işaret ettiğini burada hatırlatmamız doğru olur. Kadın veya erkek........

© Açık Görüş


Get it on Google Play