We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Likya coğrafyasında geleceğe ne kalacak?

12 1 1
26.05.2022

YUSUF YAVUZ / AÇIK GAZETE – 2400 yıl önce taşlarıyla büyüleyici anıtlar inşa edilen coğrafya bugün beton ekonomisi ve vahşi madenciliğin kıskacında. Binlerce yılın mirasını barındıran Likya’dan geleceğe hayalet nehirler, parçalanmış dağlar ve tahrip edilmiş ormanlar kalacak…

Anadolu uygarlığının binlerce yıllık geçmişini bugüne taşıyan Likya uygarlığı kentleri, özgün mimari anıtları ve bir kısmı ülke dışına kaçırılan zengin kültür mirasıyla ilgi çekmeyi sürdürüyor. Birçoğu ören yeri statüsünde olan Likya kentlerinin önemli kısmı Antalya’nın Kaş ve Demre ilçeleri sınırlarında yer alıyor. Ancak Orta Likya olarak anılan bu bölgede son 15 yılda birbiri ardına açılan mermer ve taş ocakları deyim yerindeyse geçmişin görkemli uygarlığına can veren coğrafyayı adım adım parçalıyor. Türkiye 2009 yılında Antalya ve Muğla illeri sınırlarındaki Likya uygarlığı kentlerinin bütüncül olarak korunması için UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne başvurdu. Başvuru halen ‘yedek’ listede tutulurken, coğrafyasıyla birlikte korunması gereken bu zengin kültür mirasını günümüze ulaştıran coğrafya plansız arazi kullanımı ve tahrip etkisi yüksek madencilik faaliyetleriyle yok ediliyor.

Orta Likya olarak bilinen bölgede Doğudan batıya doğru Lmyra, Myra, Patara ve Ksantos gibi Likya uygarlığının önemli kentleri yer alıyor. Likyalılar için çeşitli dönemlerde başkentlik yapan bu kentlerin dışında bölgede büyüklü küçüklü onlarca antik kent yer alıyor. Su kaynakları, üretim, barınma ve beslenme olanaklarının yanında kara ve deniz ulaşımı kolaylığı gibi seçeneklerin belirlediği Likya yerleşimlerinden günümüze ulaşan zengin kültür mirası halen insanlığı etkilemeyi sürdürüyor.

LİKYA UYGARLIĞINI YARATAN COĞRAFYA PARAMPARÇA EDİLİYOR

Kaş, Demre ve Finike ilçeleri sınırlarında bulunan dağlık coğrafyada son 15 yıldır birbiri ardına açılan mermer ocakları, doğal mirasın yanında Likya uygarlığının zengin kültürel mirasını da tehdit ediyor. Bölgede hızla artan betonlaşmanın gereği olarak açılan hazır beton tesisleri de Likya’nın üzerinde yükseldiği coğrafyayı kemirmeyi sürdürüyor. Bir zamanlar Myra antik kentine su taşıyan antik su kanallarının da yer aldığı Demre Çayı Vadisi vahşi madencilik tahribatından en çok etkilenen bölgelerin başında geliyor. Oysa Demre Çayı Vadisi’nin doğu ve batı yamaçları Likya’dan Doğu Roma’ya uzanan tarihsel sürecin önemli anıtsal yapılarının kalıntılarıyla dolu. Kahramanlık anıtlarından dini yapılara, kamusal mekânlardan anıtsal mezarlara birçok tarihi yapıyı barındıran bu bölgede binlerce yıldır sürekliliği olan bir mimari gelenek de halen varlığını sürdürüyor.

DOĞAL VE KÜLTÜREL MİRASIN KALBİNDE YENİ BİR MERMER OCAĞI

Demre ilçesine bağlı Davazlar köyü sınırlarında açılmak istenen yeni bir mermer ocağı için Antalya Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü tarafından 29 Nisan’da ‘ÇED Gerekli Değildir’ kararı verildi. Bu karar, doğal ve kültürel mirasın iç içe geçtiği bir bölgede, madencilik gibi çevreye etkileri tahrip edici ölçüde olan bir girişimi ‘yasal’ olarak onaylayan bir belge niteliğinde.

TRYSA’NIN YURT DIŞINA KAÇIRILAN KAHRAMAN ANITI

Davazlar köyünün doğusundaki Gölbaşı Mevkii’nde yer alan Tyrsa antik yerleşimi, 19. Yüzyılın sonlarına doğru Viyana’ya kaçırılan Tyrsa Heroon’u adıyla anılan ünlü kahraman anıtıyla biliniyor. Demre Çayı Vadisi’nin batısından yükselen bir tepede yer alan Tyrsa Heroon’u, İ.Ö 4. Yüzyıla tarihleniyor. Likya beylerinden birine ait olduğu düşünülen kale yerleşiminin kalıntılarının varlığını sürdürdüğü Trysa’nın çevresine yayılmış çok sayıda anıtsal Likya lahitleri bulunuyor. Antik yerleşimin bulunduğu tepeye çıkıldığında ise vadinin kuzey ve doğu yamaçlarında coğrafyayı tahrip eden mermer ocaklarının........

© Açık Gazete


Get it on Google Play