We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Başkan Böcek’in festival konuşması yapılanlarla neden ters düştü

1 1 0
08.05.2022

Ancak başından bu yana VİP otoparkı, protokol yağlığı ve VİP tribünü gibi yanlışlıklarda ısrar edilen festivalin açılışında dikkat çeken yalnızca CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun kendi partisinin belediyesinin düzenlediği festivale katılmaktan son anda vazgeçmesi değildi…

FESTİVALİN BANİSİ BAŞKAN BÖCEK’İN AÇILIŞ KONUŞMASININ SIRRI

Kılıçdaroğlu’nun katılmayarak tavır aldığı festivalde yüzler gerilirken Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in “Festivalin banisi” olarak lanse edilerek çıktığı kürsüde yaptığı açılış konuşmasının da ilginç bir yanı vardı. Başkan Böcek’in konuşmasında Yörükleri anlatırken dile getirdikleri, 2016’da tarafımdan kaleme alınan bir raporun giriş bölümüydü. Başkan Böcek’in açılış konuşmasını dinlemek için, 43.00-47.35 arası: (https://www.youtube.com/watch?v=Bgp1dG9ZGKc&t=248s)

Söz konusu rapor, Sayın Böcek’in Konyaaltı Belediye Başkanı olduğu dönemde genel merkez tarafından talep edilmiş, belediyenin kültür dairesinin benimle iletişime geçmesinin ardından da 2016 yazında tamamlanarak, Aralık 2016’da kuruma teslim edilmişti. Yörüklerin yaşadıkları coğrafyadaki karşı karşıya kaldıkları sorunları ve çözüm yollarına ilişkin görüş ve önerileri de içeren 36 sayfalık çalışmada konuyla ilgili uzmanların yanında Antalya, Burdur, Muğla, Isparta, Mersin gibi Yörük-Türkmen coğrafyasından çok sayıda insanın ve doğrudan göçebe hayvancılık yapan çobanların görüşlerine de yer vermiştik.

BAŞKAN BÖCEK’İN KONUŞMASI NE ANLATIYORDU?

Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in dün akşam Yörük-Türkmen Festivalinin açılışında yaptığı konuşma özetle işte bu raporun giriş bölümünden seçilmişti. 2016’da kaleme almış olduğum metin özetle şöyleydi:

Bin yıldır Anadolu’yu yurt edinmiş olan Yörükler, yeryüzünün bu kadim coğrafyasına sinmiş olan kültürlerin üzerinde yep yeni bir üretim anlayışı yarattılar…

Zihinlerinde, Asya’dan getirdikleri inanç ve kültürleri, ellerinde yaşam ustalığı; kısa zamanda bu güzel coğrafyanın dilini çözen birer büyücüye dönüştüler…

Beylikler, devletler, imparatorluklar kurdular…

Savaştılar…

Kimi zaman ‘küffar’la, kimi zaman da birbirleriyle…

Ürettiler…

Yağmuru çimene, çimeni kuzuya, kuzuyu yüne, yünü ipliğe, ipliği kilime dönüştürdüler…

Demiri oya gibi işleyip, toprağı türkü söyler gibi sürdüler.

Biçtiler, Polatlı Ovası’nda sarı başakları; biçildiler kimi zaman gök ekinler gibi…

İsyan ettikleri de oldu, ‘nisyan’ ile malül oldukları da…

İhaneti de gördüler, mertliği de!

Söğüt’ten Domaniç’e, Menteşe’den Teke İli’ne, sancaktan vilayete; il il, oba oba, dağ bayır, köşe bucak, tepe koyak bu coğrafyayı ‘vatan’ kıldılar.

Yörüklük, bir etnisite, ırk, mezhep değil, bir kültürdür. Bu kültür, toprağın hafızasında biçimlenen binlerce yıllık sırları insanın hafızasına aktararak, üzerinde yaşadığı toprakla aynı dili konuşarak bugünlere gelen bir yaşama biçimin adıdır.

Yörüklük, Türkiye Cumhuriyeti’nin ruhunda yatan közdür.

Yörüklük, Anadolu’nun kaybolan yüreğinde taşıdığı sırdır.

Yörüklük, Dadaloğlu’nun isyanındaki hardır…

Bu kültür, arşivlenerek değil, korunarak, sürdürülerek yaşatılmalı, geleceğe aktarılmalı.

Şimdi söz değil, eylem zamanıdır. Dünü bugüne, bugünü yarına bağlamak için, masalıyla, türküsüyle, isyanıyla ve öfkesiyle, biz bize anlatmak için, anımsamak, tanık olmak ve düşlemek için…

Çünkü artık çarık çorabı, çorap da ayağı sıkmaya başlamıştır…

Yurtta, işde, fikirde ve dilde düzen bozulmuşsa Yörük, çarığı ıslatır ve yola düşer. Bu devran, binlerce yıl böyle dönüp durdu.

Çünkü, çarığı ıslatmak, bir zamanlar gölgesinde binlerce keçinin soluklandığı ulu ağaçların yavaş yavaş yok olduğunun işaretidir…

Çünkü çarığı ıslatmak koynuna sığındığımız dağların, taşların, yavaş yavaş elimizden alınmaya, unufak edilerek belleğimizin silinmeye başladığının göstergesidir.

Çünkü çarığı ıslatmak, Yörük’e, Türkmen’e, kurda, kuşa, dağa taşa ve aşa diye toprağa serptiğimiz bereketli tohumlar keselere hapsedildiğinin göstergesidir…

Çünkü çarığı ıslatmak, canımız, yoldaşımız bildiğimiz keçilerimiz birer birer elimizden alındığının göstergesidir. Çünkü çarığı ıslatmak, derelerimiz, göllerimiz,........

© Açık Gazete


Get it on Google Play