Venezuela: Dört kritik düğüm |
VENEZUELA; DÖRT KRİTİK DÜĞÜM
MEHMET TAŞ (ÇEVİRİ) – Venezuela genelindeki hedeflere yönelik hava saldırısı ile Maduro ve eşinin kaçırılması, ülkeyi savunmasızlık ve belirsizlik içine sürüklemiş durumda. Kontrolden çıkmış bir Başkan Trump, kıta tarihini daha önce bilinmeyen bir alana taşımış bulunuyor.
Güney Amerika tarihinde eşi benzeri olmayan bir olayla karşı karşıyayız: Amerika Birleşik Devletleri, bölgede ilk kez bu tür bir askerî eylem gerçekleştirmiştir. Orta Amerika ve Karayip adalarında geçmişte müdahaleler yaşanmış olsa da, alt kıtada böylesi bir işgal ya da askerî operasyon hiç yaşanmamış, hele ki bir devlet başkanının ABD tarafından kaçırılması asla görülmemiştir.
ABD’nin Güney Amerika’da bu tür bir askerî operasyon gerçekleştirmesi ve bir devlet başkanını kaçırması tarihte ilk kez yaşanmaktadır.
Bu durum, Başkan Donald Trump tarafından yeniden yorumlanan Monroe Doktrini’nin radikalleştiğini ve kalıcı hale gelmiş gibi göründüğünü ortaya koymaktadır. Bu ise bölgede sol hükümet deneyimlerinin fiilen tasfiyesi anlamına gelmektedir. Böylece, yalnızca bu yüzyılın ilk 25 yılında Latin Amerika’da ilerici hükümet dalgalarının temsil ettiği radikalleşme, bağımsızlık ve egemenlik anlayışı değil, geçen yüzyılda askerî rejimler ve sosyal demokrat hükümetler tarafından uygulanan millileştirme politikaları da hedef alınmaktadır.
Trump’ın 3 Ocak öğleden sonra yaptığı açıklamayla birlikte, Venezuela’ya müdahaleyi sürdürme niyeti açıkça teyit edilmiştir. Amaç, petrol endüstrisini kontrol etmek ve yeniden yapılandırmak, dahası Venezuela petrolünün “sahibi” olduğunu ilan etmektir. Bu operasyonun temel hedefi Venezuela ham petrolüdür. Bu yeni bir durum değildir; yeni olan, bunun askerî araçlarla ve doğrudan uygulanmış olmasıdır. Daha önce bu tür hedeflere siyasî süreçlere müdahale yoluyla ulaşılmaya çalışılıyordu.
Bu yönetimin karşısında olan şey bir “komünist hükümet” değildir; “demokrasi açığı”, “seçim usulsüzlüğü” ya da “insan hakları” gibi konularla da ilgilenmemektedir. Söylemin merkezine “uyuşturucu kaçakçılığı” yerleştirilmiştir; bu iddia hiçbir zaman kanıtlanmamıştır. Asıl mesele, 1975’te chavizm tarafından........