Sosyalizm için reform: Küba’nın kritik eşiği

MEHMET TAŞ / LONDRA – 1987’de Havana Üniversitesi’nden mezun olduğumda, kampüste en hararetli tartışma Küba’nın karşı karşıya olduğu sorunlara hangi reformların çare olacağıydı. Öğrenciler ve öğretim üyeleri, devrimin kazanımlarını koruyarak sistemi nasıl yenileyebileceğimizi konuşuyordu. Ancak Sovyetler Birliği’nin dağılması ve Berlin Duvarı’nın yıkılmasının ardından bu tartışmalar birdenbire sustu. Reform talepleri bastırıldı.

Bugün, aradan geçen onca yıldan sonra aynı tartışma yeniden alevlenmiş durumda. Dileğim, bu kez sonuç alınmasıdır.

Başlatılan ama tamamlanamayan süreçler

1993’te Fidel Castro öncülüğünde özgün bir dönüşüm süreci başlatıldı. Beklenen sonuç alınamadı. 2013’te ise Raúl Castro sorumluluğunda yeni bir değişim süreci başladı; ancak bu girişim de yarım kaldı.

İki yıl önce Küba’yı ziyaret ettiğimde devrim kazanımlarının nasıl aşındığını doğrudan gözlemledim. 1980’lerin sonundaki koşulların gerisine düşülmüştü. Et ve süt gibi temel ürünler piyasada yok denecek kadar azdı. Elektrik kesintileri sıradanlaşmış, kamusal hizmetlerde ciddi aksamalar yaşanıyordu.

Bu tabloyu yalnızca dış baskıyla açıklamak mümkün değil. ABD’nin insanlık dışı ablukası kuşkusuz yaşamı ağırlaştırıyor; ancak iç politika tercihleri ve reformların yarım bırakılması da krizi derinleştiriyor.

Krizden çıkışın yolu: Derinleştirilmiş reformlar

Küba ekonomisi birkaç yıldır küçülüyor. GSYH daralıyor, ihracat hacmi ve verimlilik düşüyor. Toplumsal göstergeler de alarm veriyor: bebek ölümleri artıyor, düşük doğurganlık sürüyor, genç nüfus göç ediyor ve ülke hızla yaşlanıyor.

Bu koşullarda Kübalıların önünde temel bir görev var: Ekonomiyi yeniden büyüme ve gelişme rotasına sokacak kapsamlı bir reform programı başlatmak. Bu sorumluluk doğrudan ülkeyi yöneten Komünist........

© Açık Gazete