We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

DÜNYAMIZ NASIL KURTARILABİLİR?

2 1 0
13.06.2021

MEHMET TAŞ / LONDRA – Koronavirüs salgını henüz geçmeden Marmara Denizi’nde doğal bir felâketle karşılaştık. Su yüzeyinde toplanan deniz salyası (müsilaj) kıyılara vurdu ve güneye, Ege’ye doğru ilerlemeye başladı. Bunlara bir de Doğu Akdeniz ve İç Anadolu’nun tamamını, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin bir bölümünü etkisi altına alan aşırı sıcaklığın yarattığı kuraklık eklenebilir. Dünyanın her yerinde insanların karşılaştığı benzeri doğal felâketlerin doğanın ve iklimin bozulmasından kaynaklandığı artık çok iyi bilinmektedir.

Atıkların denizlere boşaltılması, aşırı tüketim, turbalıkların, mangrovların ve diğer ekosistemlerin tahribatı, ormansızlaştırma, vahşi yaşam nüfusunun büyük bir kısmının yok edilmiş olması önemli oranda karbondioksit salınımını arttırmakta, küresel ısınmayı ve ekosistemlerin bozulmasını hızlandırmaktadır.

Bu nedenle, karbon salınımı ve ısınma insanlığın karşı karşıya kaldığı çözüm bekleyen âcil sorunlar olarak önümüzde duruyor. “Dünyamızı nasıl kurtarabiliriz?” sorusuna genelde kabul gören iki cevap veriliyor. Bir yandan doğanın doğallığını koruyarak ekosistemleri ve küresel biyoçeşitliliği arttırıp karbondioksitin hızlı emilmesini sağlamak, diğer yandan sıcaklığın artışına neden olan güneş ışınlarını kırabilen teknolojiler geliştirmek.

Bilimsel araştırmalar ve uzun tartışmalar sonucunda yukardaki çözümler için bir proje ve iki program oluşmuş durumda. Bill Gates’in yeni teknolojiye dayanan Jeomühendislik projesi, Daren Acemoğlu ve Michael E. Mann’ın hararetle savunduğu finans kapitalin temel dinamikleri üzerine kurulan “karbon vergisi” ve yeşil ekonomi programı ve geniş emekçi yığınlarını koruyan demokratik ekososyalist program. İlk ikisinin ne olduğuna, eksik ve yetersizliklerine bu yazıda kısaca yer vereceğiz. Ekososyalist programı ise gelecek yazıda tanıtacağız.

Önce Bill Gates’in projesine bakalım: Proje, su sıcaklığına yol açan güneş ışınlarının yarattığı ısı artışını durdurmayı amaçlıyor. Sistem değişikliğine ihtiyaç duyulmadan teknolojiyle güneş ışınlarını kırarak dünyadaki ısınmayı düşürmeyi düşlüyor. Bunun bir “teknolojik ütopya” olduğunu ilân eden Daron Acemoğlu projesinin 1991’de Filipinler’deki Pinatubo Dağı’nın patlamasının örnek alınarak hazırlandığını yazıyor. Patlamanın ardından, stratosfere büyük miktarlarda sülfürik asit ve toz yerleşti. Bunun sonucu Dünya’nın aldığı güneş ışığı miktarı geçici olarak azaldı. Üç yıl içinde, sıcaklıklar küresel olarak yaklaşık 0,5°C, kuzey yarımkürede ise 0,6°C azaldı.

Acemoğlu, volkanik patlamanın genelleştirilemez olduğuna dikkat çekiyor…“Toksik sülfat aerosoller yerine kalsiyum karbonat tozu kullanmak “iklimde istikrarsızlığa yol açtığı gibi, Pinatubo püskürmesinde olduğu gibi ozon tabakasının yok edilmesini hızlandırabilir. İklim değişikliği üzerinde olumsuz bir etkiye sahip olabilir; âni sıcaklık düşüşlerini ve önemli ölçüde iklim değişikliğini tetikleyebilir. Bu etkiler ülkeler ve bölgeler arasında eşit olarak dağıtılmayacaktır”.

Bulut tozu örtüsü oluşturmak, küçük ölçekte etki yaratabilir; ancak daha büyük ölçekte tamamen farklı bir doğa felâketine yol açabilir.

Projenin başarısı, uluslararası tekellerin aktif rolüne, riskli yatırımları hükümetlerin üstlenmesine, araştırma ve geliştirmelerin maliyetlerini devletlerin karşılamasına ve elde edilen sonuçların tekellere devredilmesine bağlanmıştır. Hükümetler ve projeyi üstlenen tekeller iklim değişikliğinden dolayı durumu kötüleşen milyonlarca insana hiçbir güvence vermiyor.

Sorun şu ki, iklim değişikliği teknik bir sorun değil, siyasi yanıtlar ve özü itibarıyla demokratik çözüm gerektiren bir sorundur.

Dahası, Gates’in teknik projesinin olumlu etkisi görülse dahi kapitalist sistemin engeliyle karşılaşılacaktır. Acemoğlu’nun dediği gibi “iklim değişikliğiyle mücadele........

© Açık Gazete


Get it on Google Play