We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

İKTİSATLILAR TARTIŞIYOR

5 1 0
09.05.2022

İktisat, sosyal bilimler alanında bireysel ve toplumsal gereksinimlerimizin karşılanabilmesi için girişilen üretim ve tüketim faaliyetlerini ve bunlar arasındaki ilişkileri inceleyen bir bilim dalıdır. Üretim ve tüketim alanlarında iktisadi faaliyetler yürütülürken insanlar arasındaki ilişkiler şekilleniyor, yani toplumun yönetim biçimi şekilleniyor. Böylece, iktisattan konuşurken salt nelerin nasıl üretileceği ve üretilenlerden kimlerin nasıl yararlanacağı meselesi değil, şekillenen toplumsal değerler ve toplumsal yönetim biçimleri de gündeme dahil olur. Bu nedenle, iktisat araştırmaları salt iktisadi olaylara hapsedilemeyip, sosyoloji ve politika alanlarını da ilgilendiren geniş bir yelpazede gerçekleşen toplumsal oluşumlar ve hareketler alanını kapsar. Söz konusu alanlar arasındaki ilişki ve birbiri üzerindeki etkiler eşit ağırlıkta olmayıp, karşılıklı etkileşimler ve hareketlilik söz konusu olmakla beraber, sosyal ve siyasal dinamikler üzerinde iktisat ve bu bağlamda üretim ilişkisi başattır. Sistemin motoru olan üretim ilişkisinde üretim faktörü olarak ulusal gelirin yaratılmasında baş aktör olan emek bir yanda, ulusal gelirin devamlı bir bölümünü kişisel varsıllığına ekleyen sermayedar ise diğer yandadır. Böylece toplumsal sınıflar sosyolojiyi, toplumsal rızanın oluşturulması ise politikayı yapılandırır. Sürecin toplum katmanlarınca anlaşılmaması amacıyla, bilimlerin kompartmanlar olarak tasnifine ve temel motor işlevindeki ekonomiyi ele alan bilim dalının soyutlama düzeyinin yükseltilerek yoğun kantitatif tekniklerle ele alınması yoluna gidilmiştir. Bu durum Fransa’da öğrencilerin tepkisine yol açmış ve iktisat biliminin diğer sosyal bilim dallarından soyutlanarak yoğun kantitatif tekniklerle dar araştırmacı ve akademik alana hapsedilmesi “otistik bilim” sıfatı ile tanımlanmıştır.

Ulusal gelirin yaratıcısının yoksullaş(tırıl)ması ve yaratılan gelirden hak etmediği halde büyük pay alarak varsıllaşan atıl sınıfın statüsünün toplumsal kabule mazhar kılınması iki koşula bağlıdır. Birincisi, mülksüzleştirilerek ücretli köleliğe mahkûm edilen emekçiler, ikincisi ise burjuva hukuku çerçevesinde oluşturulan mülkiyet hakkı. Topumun geniş bir bölümünün toplumsal serveti üretirken yoksullaşması, bunun karşısında aylak sınıfın varsıllaşması hukuk sistemi ile sağlanmamakta ve meşrulaştırılmaktadır. Bu işin garantiye alınması ise bizzat iktisat biliminin kavramları ve anlatım şeklinin tasarlanmasıyla........

© Açık Gazete


Get it on Google Play