We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

1 Mayıs’a giderken

3 1 0
25.04.2022

1 Mayıs gününün kutsallığını, menşeindeki hazin hikâyeyi hep biliyoruz. Burada bunlarla satır doldurmayacağım. Bugün benim derdim, ülkemiz elimizden kayıp giderken, dünya yaşanmaz duruma gelirken, 1 Mayıs günü coşku ile halay çekme günü mü, yoksa kafamızı iki elimizin arasına alarak derin derin düşünme günü mü olduğunu kısaca tartışmaktır.

Hemen bir soru ile işe başlayalım: 1 Mayıs günü sermaye sahipleri ve onların siyasi ajanları eylemlerimizden korkarak, düzeltici eylemler üzerinde ciddi ciddi düşünürler mi, yoksa kârlarına yeni sömürü aktarımları için yeni planlar mı tasarlarlar? Benin yanıtım, ikincisidir. Demek ki, bu halay yöntemleri ile iktidara da siyasi çevrelere de etkili mesajlar veremiyor, derdimizi anlatamıyoruz. O zaman, niçin iktidardan şikâyetçi oluyoruz ve mesajımızı vermek üzere alanlara koşuyoruz ki! İşte bu yazıdaki konum bu; bu konu üzerinde kafa yormamızın gerekli olduğunu düşünüyorum.

Emekçi kesimi, aileleriyle birlikte oldukça büyük bir topluluktur; emekçiler aile ve çevreleri ile milyonları oluşturan tabanı ile siyasilerin ağzının suyunu akıtacak büyüklüğü oluşturmaktadır. Hal böyle iken, nasıl oluyor da tüm taleplere rağmen siyasilerin kılı dahi kıpırdamıyor. Sebep çok açık ve basittir: çünkü burjuvazi ve onların siyasi ajanları bizden korkmuyorlar. Siyaset yapma ya da siyasi mücadele korku üzerine mi yapılır? Bu durum üzerinde biraz düşünmek ve kafa yormak için dünya tarihinde bir gezinti yapmak gerekiyor. Korkutmanın siyasi mücadelelerdeki önemini dünya tarihinden öğreniyoruz. Dünya tarihinde iki kez sosyal demokrasim uygulanmıştır. Birinci sosyal demokrasi uygulaması, Paris’te, 1871 yılında, 18 Mart ile 28 Mayıs aralığında uygulanmış sosyalist yönetim biçiminden Prusya diktatörü Bismarck’ın endişeye kapılması ve ilk sosyal demokrasi uygulamasını devreye koyması ile gerçekleşmiştir. Paris’in ufak bir bölümünün iki ay gibi kısa süreli komünel sistemle yönetilmesi Bismarck’ı o denli tedirgin etmiştir ki, tarihin ilk sosyal demokrasi politikasını devreye sokmasına sebep olmuştur. İkinci sosyal politika uygulaması ise, İkinci Paylaşım Savaşı sonrasında Keynes’in Genel Teori kitabına dayalı olarak Avrupa’da ve sair kapitalist ülkelerde gerçekleştirilmiştir. Bu sistem, 1970’lerin sonlarına doğru neoliberal şiddete dönüşmüştür. Yaklaşık yirmibeş yıllık ikinci sosyal demokrasi uygulamasının sebebi de yine korkudur. Zira var olan Sovyetler Birliği’ne ilaveten İkinci Paylaşım Savaşı ertesinde Kızıl Çin’in de ortaya çıkması kapitalistleri korkuya saldı ve kapitalist dünyanın kurtuluşu(!) sosyal demokrasi ile........

© Açık Gazete


Get it on Google Play