Son haliyle Suriye’de kazananlar ve kaybedenler |
HASAN BOZ – Suriye Geçici Hükümeti’nin “SDG ile anlaşma sağlandı, imzalar atıldı” diye yayınladığı 14 maddelik “mutabakat metni”, kabul etmek gerekir ki, Kürtler için “Ölümü gösterip, sıtmaya razı etme” belgesidir. Bu sürecin en belirgin başlangıç tarihi, Paris’te ABD himayesi, Türkiye’nin gözetiminde İsrail ile HTŞ arasında 6 Ocakta imzalanan anlaşmadır. Daha imzaların mürekkebi kurumadan, Halep’te zaten aylardır kuşatma altındaki iki Kürt mahallesine Türkiye’nin her türlü açık desteği ile Tanklar, İHA, SİHA ve personel takviyesi ile yapılan saldırı başladı.
(Ayrı bir tartışma konusu ama, bütün bu süreçlerin esas başlangıç tarihini, Türkiye’deki bir çok il ve ilçenin yerle bir edildiği “Hendek operasyonları” olduğunu not etmek gerekir. Kürtleri felç eden bu travmanın sorumluları hâlâ suskun olsalar da…)
Daha önce bir çok yazımda belirttiğim gibi, Ortadoğu’da ABD’nin tartışmasız birinci önceliği, İsrail’in güvenliği ve hedefleridir. İsrail’in çıkarlarını tehdit eden temel unsurlar da, İran, Türkiye ve radikal islamcı yapılardır. İran’nın gücü bir hayli kırıldı, etkisizleştirildi. Hatta öyle bir kıskaca alındı ki, yayılmacı molla rejimi şimdi can çekişiyor.
Özellikle Suriye sahasında, İsrail’in başını ağrıtacak güç, Türkiye kalmıştı. Bu çıkar çatışmasının Türkiye ve İsrail’i karşı karşıya bıraktığını, bunun da Kürtlere bir fırsat yarattığını ve bunun devam edeceğini hesaplıyordum.
Ayrıca, radikal islamcı temeli olan HTŞ ve Colani koalisyonun diğer ortakları, uzun vadede İsrail’in çıkar ve hedeflerini tehdit potansiyeli taşıdığı için, İsrail’in........