We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Diyanet: Söyleyene değil, söyletene bak!

7 1 0
23.09.2021

İnanç sokakta olmasın, mahallede olmasın, şehirde olmasın ve insanın içinde olsun gibi bir anlayış var. İnsan ile Allah arasında olsun, evine, ticaretine, siyasetine, adaletine yansımasın diye ortalığı ayağa kaldırıyorlar.” Ali Erbaş, Diyanet İşleri Başkanı

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın Ayasofya’nın ibadete açılışındaki kılıçlı şovu ve sonrasında yaptığı açıklamalar haklı tepkilere neden oluyor. Bununla birlikte, “Türkiye laiktir, laik kalacak”, “laiklik elden gidiyor…” türü tepkilerin reel bir değeri yok. Dolayısıyla durumun netleştirilmeye ihtiyacı var. Türkiye Cumhuriyeti, Osmanlı İmparatorluğunun doğrudan devamıydı. Osmanlı İmparatorluğu da Bizans’ın devamıydı. Osmanlı İmparatorluğu bir İslam devleti olmadığı gibi Bizans da bir Hıristiyan devleti değildi. Din-devlet ilişkisinde ilişkinin yönü daima siyasetten dine doğrudur… Din de son tahlilde bir ideolojidir ve yoruma tabidir. Önemli olan, onu kimin nasıl yorumladığı ve nasıl kullandığıdır. Herkes kendi yorumunu gerçek İslam sayar… Hiçbir Şeyh-ül İslam padişahın iradesine karşı bir fetva veremezdi. Öyle bir şeye cüret ederse boğularak idam edilmekten kurtulamazdı… Onun için neyi yapmayacağını bilirdi. Ali Erbaş da bir devlet memurudur ve başına buyruk olarak asla bir şeye tevessül edemez. Saray ne istiyorsa onu söylüyor. Öyle bir şeyin mümkün olmaması için Diyanet’in ‘bağımsız’ bir kurum olması ve her inanç grubunun ibadet ihtiyacını kendisinin karşılaması gerekirdi… Devletten maaş alan din adamı devletin dilini konuşur… Bizde Diyanet İşleri Başkanlığı (bakanlığı) tam bir gericilik yuvasıdır.

Cumhuriyetle birlikte, Osmanlı İmparatorluğundaki Şeyh-ül İslamlık kurumu Diyanet İşleri Başkanlığı adını alarak, kaldığı yerden yola devam etti. Dolayısıyla din-devlet, din-siyaset ilişkisinin mahiyeti........

© Açık Gazete


Get it on Google Play