Kendimizi ve hayatı anlamak için okuruz |
Eylem Ata, yeni öykü kitabı "Ejderha Çığlığı"nda okurunu, Doğu'nun hüzünlü ve acılı olduğu kadar efsunlu coğrafyasında gezdiriyor. Ata, insanın öykülere olan ihtiyacını ise şöyle tarif ediyor: Hikâyeler hayatı ve hayattan fazlasını anlatır. Hikâye anlatmaya, dinlemeye, okumaya kendimizi ve hayatı anlamak için ihtiyacımız var."
Çağdaş edebiyatımızın kendi tarzını inşa edebilmiş usta isimlerinden Eylem Ata'nın dördüncü öykü kitabı "Ejderha Çığlığı" bir süre önce yayımlandı. Ata'nın "Sözü biraz dilinin ucunda kalmış öyküler"den oluştuğunu söylediği ilk kitabı “Boşlukta Büyüyen - Nota Bene” ise onuncu yaşını sürüyor.
İkinci ve üçüncü kitap -ki "Ejderha Çığlığı" için yakın akrabalık ilişkisi içindeler diyebiliriz- "Uzak Değil" 2021'de, "Yanımda Kal" ise 2024 yılında "Ejderha Çığlığı" gibi Yapı Kredi etiketiyle yayımlanmıştı.
Hayat uğraşına, onca yazı çizinin, öğretmenliğin ve sayısız okumaların yanına üç evladıyla anneliğini de katmış Eylem Ata.
Eylem Ata ile söyleşirken, haliyle öykülerinin esin ve hayat bulduğu iklimlerin gerçeklerinden de söz ettik.
TOPLUMSAL ARKA PLAN ARKEOLOJİSİ
Boşlukta Büyüyen'den bu yana dolu dolu on yıl geçmiş. Dört kitabın arasında bir ruh yakınlığı, yazgı kardeşliği, devam eden temaları görmek mümkün. Bu konuda ne söylersiniz?
Sanırım kitaplarıma toplu bakış attığımda tematik olarak birbirlerine yakın olduklarını söyleyebilirim. Dördünde de içerik bakımından kişisel ve toplumsal arka planı kazıyorum. "Boşlukta Büyüyen" ilk kitapların olası kusurlarının çoğunu taşıyor. Sözü biraz dilinin ucunda kalmış öyküler. "Uzak Değil"de öyküler estetik çevçevesine yerleşebildi. Anlatılmak istenenle kaleme gelenler arasında denklik var, diyebilirim. "Yanımda Kal"da kurmaca evreni daha bütünsel. Birbirine dolaşık bir görme/anlama biçimi fark edilebilir.
Ejderha Çığlığı'na gelirsek...
Onda diğer kitaplarımda azıcık beliren büyülü atmosferler belirgin hale geldi. Estetik form zorunlu olarak fantastik oldu. Akışı iç içeliktense bitişme/ bitişiklik üzerine kurdum. Bir bakıma komşuluk anlatısı. Komşu kadınların günlük sohbetleri fantastik esintiler içerdiğinden anlatıya uygun biçim fantastik olmalı, diye düşündüm.
Bir coğrafyada acı, umutsuzluk ve hüzün yazgı ya da raslantı değildir. "Ejderha Çığlığı"nda sadece tanıklıklar değil yaşanmışlıklar da var sanırım... Bu durum yazma nedenlerinizden biri mi?
Varlığımız etrafımızca şekilleniyor. Hayat bir bakıma etraftan aldıklarımızın ve etrafa verdiklerimizin toplamıdır. Evet, niyetim coğrafyayı anlatmak. Coğrafyada yaşayanların insanlık hallerini ve maruz kaldıkları insanlık dışı uygulamaları. Acı, klişe gibi görünebilir ama acıyı ve acıya rağmen hayatta kalma, var kalma çabasını yazmak. Hayata tutunma biçimlerini görmek, anlamak ve göstermek benim yazı/öykü ile ilişkimin çıkış noktası olabilir. Burada yaşamamın yazdıklarıma etkisi/gölgesi aşikâr. Ayrıca aynı ya da benzer deneyimleri yaşayan ya da tanıklık eden milyonlar var.
ROMANDAN SİLKELENMİŞ BAZI ÖYKÜLER
"Ejderha Çığlığı"ndaki öyküler bize peş peşe, bir çırpıda mı yazıldı?
Pek değil. Öykülerin bir kısmı dokusu uymadığı için "Yanımda Kal"a almadığım eski öykülerimden. Bu kitabın estetik formuna uyacağını düşündüğüm şekilde yeniden yazdım. Bir kısmı da yazdığım romandan silkelediğim bölümler. O bölümleri de "Ejderha Çığlığı" için roman parçası olmaktan çıkarıp öykü diliyle yeniden yazdım. Yayınevine bir dosya verirken hep elimde dosya dışı kalmış öyküler olur. Yeni bir kitap tasarladığımda çalışmanın ihtiyacına göre onları yeniden elden geçiririm. Yani işin bu kısmı terzilik. Biçme, teyelleme ve dikme gibi düşünülebilir.
Zamanla bağıntılanmış ve harmanlanmış öykülerinizden de söz edelim mi?
Günlere bölünen üç öykü başlıkla belirtiliyor. Sonraki üç öyküde ilk satırlara, daha sonraki üç öyküde ilk paragraflara gömülü olarak aylar ve mevsimler var. Komşuluk, bir bakıma bitişiklik, öykülerin hâkim atmosferi olduğu için zamanı ardışık tasarladım. İlk ve son öyküde zaman belirtmeyerek tasarladığım ardışıklığa muhalefet ettiğimi de görerek. Salı günü bir ev içeriden........