menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

iyi bildiğimizi sandığımız sözcükler üzerine sil baştan düşünmek: anlamlar ormanında bir sözlük hayali

16 0
07.07.2026

Ertuğ Uçar, geçen yıl yayımladığı kitabı İstanbulin ile mekan ve zaman ilişkisine dair minimalist bir bakış sergilemişti. Uçar, farklı zamanlarda çıktığı gezilerdeki İstanbul’a dair izlenim ve tefekkürlerini kendi çizimleriyle farklı bir boyuta taşımıştı. Benzer bir yapı, yazarın yeni baskısıyla dikkatimizi çeken "Ormanda Kaybolmak" adlı kitabında da var. 'Bir sözlük olma hayaliyle' yaratılan kısa, yoğun ve keyifli bir kitap bu.

Ertuğ Uçar’a mimar bakışını yansıttığı kitabı Ormanda Kaybolmak'a dair sorular hazırlarken aklımın bir tarafı sürekli bir başka kitaba gidiyordu.

Modern Türk şiirinin ve İkinci Yeni'nin önemli şairlerinden İlhan Berk'in ilk kez 1982'de basılan "Şeyler Kitabı"na!

Bu iki kitap arasında aralarında bir kan bağı olduğunu düşünmekten kendimi alamasam da Ertuğ Uçar'a bunu sormak istemedim. Varsın kendi subjektif kanaatim olarak bir kenarda dursundu. Çünkü olası bir 'hayır' cevabı, bu benzerlik fikrinin bende yarattığı o küçük hoşluğu zedeleyebilirdi.

Neler şiirliyordu o kitabında İlhan Berk?.. Mesela;

Duvar Kapı Pencere EV

Şiirin ilerleyen bölümlerinden birinde;

(Tanrı da ayrıntılardadır).

Susmalar, küçük sevinçler, küçük acılar,

küçük konuşmalar, yalnızlıklar...

Dünyanın bir suretine dönüştürme.

Hiçbir yere çıkmayan, açılmayan.

Bu ruhu, bu bakışı, sözcüklere, anlamın bölünebilen en küçük parçalarına dair sözcük sözcük üzerine inşa edilen bu minimalist yapıyı Uçar'ın DENİZ HÜSEYİN YUSUF maddesi için yazdığı yüreğe dokunan diyalogda da görebiliriz;

"Ne olmuş bağcıklarına!"

"Ne yapacaksın bağlayıp?"

"Bağlamak istiyorum."

"İstiyorum. Son isteğim bu."

"Çay iste, sigara iste."

"Ellerimi çöz o zaman."

"Postallarımın bağcıklarını bağlayayım."

"İyi de ne önemi var?"

"İtecekler sandalyeyi."

"Bedenim inecek aşağı. Bir ok gibi."

"İşte o zaman postallar ayaklarımdan kayıp düşecek."

"Bağlanmazsa kayacak."

"Postallarımın bağcıkları bağlı olmalı. Ayağımda düzgünce durmalı.

"Çok şey... Anlamazsın demiştim. Son isteğim bu. Bağcıklarım bağlı olsun."

BİLİNÇ AKIŞIMDA DALLARA TAKILANLAR

"Ormanda Kaybolmak"ın pek çok maddesi bir tuhaf şiir yükü yükleniyor ve şiir iklimlerinde geziniyor. Yoğun anlamlar, göndermeler ve anıştırmalarla yaratılan ve aslında her biri birer öykü olabilecek metinlerin esin kaynaklarını sorduğumda, Ertuğ Uçar’dan kitabın yazılış nedenini de öğrenmem gerekti:

"Başta hikayeler yoktu. Eşanlamlılar sözlüğünden bir grup yakın anlamlı kelime seçip onların aralarındaki farka işaret eden soyut eskizler karalıyordum. Sonra bunlar biriktikçe, onlara eşlik eden hikayeler birikmeye başladı. Kimi kısa, kimi daha uzun, bazen diyaloglar ve monologlar. Bunların kaynağı bir gün önce gördüğüm bir rüya, dinlediğim bir haber veya bir arkadaşımla yaptığım telefon görüşmesi veya o esnada okuduğum kitabın zihnime ektikleri olabilir. Bilinç akışımdaki dallara takılanları topladım diyelim. Evet bazısı öykü sinopsisleri gibi. Uzatmaya uygunlardı. Ama bu kitabın bir kuralı var: Öykü ve eskizler karşılıklı iki sayfaya sığacak. Bu zorluğun da bir güzelliği var. Okuru........

© 9 Eylül Gazetesi