menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bir İstanbul kışından hayata dokunan öyküler

10 0
16.06.2026

Canan Sancak, ikinci kitabında okuru ne beklediği sorusunu "İstanbul’da bir kış perşembesinde geçen 11 öykü, farklı coğrafyalara ve iklimlere uzanırken modern zaman kahramanlarının savaşlarına odaklanıyor..." diyerek cevapladı. Yazar, kitabının adındaki kalp vurgusunu ise şöyle açıkladı: Kalbi çoğu zaman duyguların ve hatıraların metafizik merkezi olarak düşünürüz; oysa o sadece yorulan, yıpranan anatomik bir kastır... "Kalp Bir Kastır Yorulur", duygular hakkında çok da duygusal olmayan bir kitap!..."

İkinci öykü kitabı "Kalp Bir Kastır Yorulur" geçtiğimiz aylarda Can Yayınları etiketiyle yayımlanan Canan Sancak, bu kitaptaki öykülerinden birinde "Dünya mı daha hızlı döner, kalp mi daha hızlı atar?.." diye soruyor.

Yazar, kitabındaki on bir öyküsünde, içimizde bir kalp gibi durmaksızın tıkır tıkır çalışan ikinci bir mekanizmaya dikkat çekiyor. O düzeneğin de tıpkı bir kalp gibi zamanla ritmini yitirdiğini, böylece ruhumuzun "karanlıkta kalmış" taraflarımızın semptomlarını ortaya çıkardığını vurguluyor. Bu ruh hallerini korkular, şüpheler, hayatın türlü yaraları olarak düşünebiliriz.

Tam buradan bir ders de çıkarmak gerekli belki:

Ne kalbimizi ne de bizim görüş alanımızın dışındaki bizi 'biz' yapan tüm o şeyleri zora sokacak işlerden uzak kalmak. Sancak'ın 'sınırda' kahramanlarının bir kısmının da derdi bu.

Bu öykülerin hayat verdiği karakterler, bir amok koşucusu gibi sürüklendikleri hayat maratonunda sürekli koşmak durumundalar. Kendi varoluşlarını kavramak belki onu yeniden inşa etmek durumundaki bu karakterlerin işlenmesinde yazarın aldığı ciddi psikoloji eğitiminin izlerini de görebiliyorsunuz.

Bu avantajı Canan Sancak "Kuşkusuz gerçek insanların psikolojik derinliğini kavrayabilmek, elbette kurgu bir karakter yaratırken yazara zengin malzeme sunar. Böylece kurmaca karakter deneyimin, hayal gücünün ve bilginin birleşiminden doğabilir" diyerek açıklıyor ve ancak bir de şerh koyuyor:

"İyi bir psikoloji bilgisi size doğru yere bakmayı ve katmanları daha iyi görmeyi öğretir. Bakışı keskinleştirir. Böylece bir yazar için oldukça zaman kazandırıcıdır. Bunun ötesinde ise belirleyici olan yine de çok okumak ve farklı alanlardan beslenmektir!"

Canan Sancak ile söyleşirken onun edebiyat anlayışının ve öykülerinin yanı sıra kendisini de tanıyıp tanıtmaya çalıştım...

BABAANNE MASALLARINDAN MARQUEZ'E

İlk kitabını çıkarmış yazarların kehndileri de merak konusudur. Okuma ve yazmaya merak nasıl bir ortamda doğdu ve gelişti?

Harika bir ortamda!.. Kitaplarla iç içe, ailenin küçüklerine kendi öykülerini anlatmayı seven bir ailede ve akraba çevresinde yetiştim. Başkalarının öykülerini ve kendi öykülerini anlatmaktan hoşlanan aile üyeleriyle, yakın akrabalarla büyüdüm.

Başkalarının ve kendi öykülerini anlatanlar derken!..

Sanırım ailenin doğal diliydi. Hemen hepsinin anlatacak komik, acıklı, tuhaf hikâyeleri vardı. Tıpkı Marquez gibi, büyülü öykülerimi özellikle babaanne masallarına borçluyum. Kendime dair hatırladığım en eski şey yazar olmak istediğimdir. Ailedeki ve okuldaki öğretmenlerin desteği bana bu açıdan daima cesaret verdi. Hepsine ayrı ayrı müteşekkirim.

Bütün o yıllar içinde okuma ve yazma tutkunuza kılavuzluk etti?

Bizim dilimizden Tanpınar'ı, Yaşar Kemal ve Oğuz Atay'ı sayabilirim. Ama ikinci kitaptaki öykülerimde evrensel edebiyatın etkileri görülebilir. Mario Vargas Llosa, Doris Lessing, Hermann Melville ve Yasunari Kawabata... Çadaş yazarlardan ise Donna Tartt, Zadie Smith, George Saunders ve Haruki Murakami.

Siz İtalyanca da biliyorsunuz. Oralarda eğitim gördünüz. Bu okuma tercihlerinizi etkilemedi mi?

Haliyle!.. Zaten İtalyanca öğrenme isteme sebebimdir Cesare Pavese’nin şiirlerini orijinalinden okuyabilmek. Beni Pavese’ye götüren ise Tezer Özlü’nün kitaplarıdır. Ben de tıpkı onun gibi Torino’ya, Pavese’nin bugün müze olarak kullanılan evine gittim.

O ilk etkilenimler sonrası nasıl gelişti?

Torino Üniversitesi’nden bir grup akademisyenle tanışmıştım. Onların etkisi oldu. Öte yandan Venedik Ca' Foscari Üniversitesi’nde okuduğum dönemde Dante, Petrarca ve Leopardi gibi eski gelenekten gelen şairlere yöneldim. Bu süreç okuma........

© 9 Eylül Gazetesi