Bir Bozuk Para romanı

Üçüncü kuşak Filistinli mülteci kadın, yeni taşındığı ABD'nin New York şehrinde öğretmenlik yapmakta, hayatla takışması her geçen gün biraz daha yoğunlaşmaktadır. Yaşadığı ülkeye, şehre, mekanın direttiği sosyokültürel ortama, çalıştığı okula, meslektaşlarına, öğrencilerine, komşularına, öğrencilerine uyum sağlayamamış, bu nedenle de her geçen gün biraz daha içine kapanmaktadır.

Hayatına iğreti bir biçimde tutturulmuş zoraki iş ortağı Pardesü, Sacha, uzaklardan sürekli para gönderen ağabeyi bu bungun yalnızlığın ne farkına varmış ne de varlıklarıyla ona destek olabilmişlerdir.

YALNIZLIK VE BOŞLUK

Teninin rengi, farklı alışkanlıkları, siyaset, ideoloji, coğrafya ve tarih selinin sürüklediği önyargılar, yaşadığı topluma karşılıklı aşinalık sağlayamamış, "insan olmanın, dünyada yalnız bir varlık olmanın bitmek bilmeyen boşluğunu" yaşadığı her an tenini ruhunda bir ağırlık olarak taşımış, daha iyi bir hayat umudunu Doğudan Batıya sürüklemiş herhangi bir genç. Belki de yazarın ona bir ad vermemesinin sebebi de bu: Dünyanın en görkemli metropolünde 'herhangi biri' mesabesinde ucuz bir Doğulu iş gücü!

Kahraman, "Bir çantanın gücünün olamayacağı", ölüm, ateş ve yokluk kokan topraklardan gelmişse de annesinden kalan Birkin marka çantasını bedeninin yeni bir organı gibi taşır üzerinde. Pardösü adını verdiği evsiz bir dolandırıcaya kapılmasının, onunla birlikte absürt işlerle uğraşmasının sebebi de budur. Hayatını öğretmen maaşıyla değil, abisinin yönettiği miras servetinden akıttığı damlalarla yürütür. Dünyanın en pahalı, en gözde modacılarının kıyafetlerine, aksesuvarlarına tonlarca para harcar. Böylece 'tüketim çılgınlığı içinde çoktan kaybolmuş Batı toplumu içinde homojenize olabilecek ve yadırganmadan yaşayabilecektir. Lakin görev yaptığı, darfur mülteci kampı gibi farklı uluslardan mülteci çocuklarının okuduğu ortaokulda parıltılı çelişkiler yumağı gibidir.

KOYU VE KİRLİ TENİ NE GİZLER?

Lüks markalar filan tamam ama o koyu teni ne yapmalı!.. Miu Miuler, Diorlar, Pradalar o teni nasıl kamufle etsin!.. Bir renk baskısıyla tetiklenen temizlik tutkusu, obsesif kompulsif bozukluğa, kronik yalnızlığı ise doğayla bütünleşme savaşına evrilir.

"Kirliliğini", "...Elbisemin (şaşaalı Alexander McQueen) markası da kiri örtememiştir ve bunu "Elbisemin altındaki her şey kirliydi çürümeye başlamıştı" diyerek ifade eder. Batının insanlarına hiç alışamamıştır. İzbe sokaklarında farelerin cirit attığı, doğal atık konteynırlarından yolsuzluk ve kokuşmuşluk sızan onlarca ırktan oluşan rengarenk vaveylasıdır New York. Günün her saati pistir metropolitan ahalisi. Çocukluk anılarında yaşayan, aralarında doğup büyüdüğü Filistinli kadınlar temiz ve paklığını hatırladıkça New York gözüne daha da batar. Milyar dolarların on haneli sıfırlarla ifade edildiği gökdelenlerin gölgesindeki dağ gibi çöpler, o yığınların etrafındaki sürünen evsizler, Filistinli genci hep haklı çıkarır.

Takıntıları ve çılgınlık derecesinde tenine uyguladığı yaptığı eziyetler bir yana, Batının merhametsiz ikiyüzlülüğüne sağlam eleştiriler getirecek kadar da aklı başındadır. Şehre ilk geldiğinde insanlarını birer sanat eseriymiş gibi gıptayla izleyen genç kız, o büyüden sıyrılır sıyrılmaz ABD'ye öfkesini kusar:

"...şeytanın ta kendisi nasıl rüyalar ülkesi olabilir ki?"

AYRIMCILIKTAN NEFRET EDİYORUM

Kahramanın romana adını veren en büyük takıntısından bahsetmeden olmaz. Sırtını ovalarken hamam kesesini yetiştiremediği yerde yanıp dönen bir şey vardır. O, bunun çocukken yuttuğu ve........

© 9 Eylül Gazetesi