menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bireysel yönetim hastalığımız!

7 0
16.06.2026

Resmi veya özel, küçük ya da büyük fark etmez, tüm kurumlarımız ortak bir dertten muzdarip! İrili ufaklı 4 milyon civarında işletmemiz, şirketlerimiz, meslek odalarımız ve siyasi partilerimiz, farklı görüştekileri dışlayan, kurumlarımızı kişilere teslim eden "başkancı bireysel yönetim” sorunu yaşıyor. Bu yönetim hastalığından, devletimiz ve yerel yönetimler de payını alıyor.

Entelektüel sermayemizi oluşturan iyi eğitimli ve donanımlı insanlarımız, yasalarla üye olmaya ve aidat ödemeye zorlandıkları kurumlarda söz sahibi değiller. Siyasi partiler bile, bu kesimlerin yönetimde fikir ve söz sahibi olmasını önleyen duvarlar gibi! İstisnalar hariç gönüllü sivil toplum kuruluşlarında da üyelerin yönetime katılımı kısıtlı. Birilerinin tek başına, keyfine göre, kimseye hesap vermeden yönetmesini sağlamak için kurumlarımızın içini boşaltıyor, böylece bir yandan zorunlu kıldığımız toplumsal örgütlenmeyi diğer yandan anlamsızlaştırıyoruz! Kurumlarımızı dikensiz gül bahçesine çevirmeye çalışırken, liyakatli insan kaynaklarımızın ve farklı fikirlerin yönetime katılmasını önleyerek, kurumlarımızı kurutuyor, çeşitliliğin zenginliğini ve örgütlenmenin faydalarını boşa çıkarıyor, birlik olmaktan doğan gücü heder ediyoruz.

İşletmelerde, çalışanların söz hakkı hiç yok! Genelde, çalışanlara adeta ücretli mahkumlar gibi muamele ediyoruz. Çok düşük de olsa sendikalaşma olan yerlerde bile çalışanların yönetime katılma ve........

© 9 Eylül Gazetesi