Ünlüler, baskınlar ve gözden kaçan asıl cinnet |
Bu mesleğe başladığım günden beri aynı cümleyi tekrarlarım:
Siz bir olay görüyorsanız, biz onun en az on katına şahit oluyoruz.
Siz bir trafik kazasını haberlerde okursunuz; bilin ki o gün ülkede yaşanan 15–20 kazadan en “işe yarayanı” seçilmiştir. En çok ölü olan, en dramatik hikâyesi bulunan, manşeti taşıyacak kadar kanlı olan… Geri kalanlar sessizce istatistiğe gömülür.
Siz “Vay be” derken, biz o kazaların nasıl olduğunu, hangi ihmalle yaşandığını, kimin frene basamayıp gaza yüklendiğini, kimin direksiyon başında kalp krizi geçirdiğini defalarca okuruz. Bu yüzden gazeteciler, yakın çevrelerinde biraz çekilmez olur.
“Aman dikkat edin” diye başlar, felaket senaryosunu anlatmadan susamayız.
Bu bir meslek deformasyonu değil sadece; bu, fazla bilmenin sinir bozucu bedelidir.
Türkiye günlerdir ünlülere yönelik uyuşturucu operasyonlarını konuşuyor. Kulüp başkanları, medya yöneticileri, ekran yüzleri, sanatçılar… Liste kabardıkça kulisler de kabarıyor. Kapalı kapılar ardında dolaşan iddialar dudak uçuklatıyor. Ama ilginç olan şu: Gözaltına alınan, ifadesi alınan herkes aynı cümlede buluşuyor:
“İtibar suikastı.”
“Algı operasyonu.”
Peki gerçekten öyle mi?
Yoksa........