Londra'da savaş tamtamları çalıyor

Orta Doğu yanarken Londra’da manşetler alev almış durumda.

Muhafazakâr Parti içindeki eski hükümet isimleri ve partiye yakın sağ basın, İran’a karşı daha sert bir pozisyon alınması gerektiğini açık açık söylüyor. Özellikle The Sun ve benzeri sağ yayın organlarında çıkan yazılarda hükümet “kararsızlıkla” ve hatta “korkaklıkla” suçlanıyor. Köşe yazarı Rod Liddle gibi isimler, Britanya’nın ABD’nin yanında net biçimde saf tutması gerektiğini savunuyor.Liddle, neredeyse Churchill reenkarnasyonu bekler gibi yazıyor: “Bu yönetim Britanya’yı yönetmeye uygun değil.”

Eski muhafazakâr kadrolar televizyon ekranlarında daha aktif bir askeri rol çağrısı yaparken, parti tabanında da “özel ilişki” vurgusu üzerinden Washington’la tam hizalanma beklentisi dillendiriliyor.

İran’ın Kıbrıs’taki İngiliz üslerine yönelik drone saldırısı sonrası bu sesler daha da yükseldi. “Eğer üslerimiz hedefteyse zaten savaşın içindeyiz” argümanı dolaşıma sokuldu.

Yani İngiltere’de ciddi bir kesim savaş başlıkları atıyor.

Ancak Downing Street farklı bir ton kullanıyor.

Başbakanın “Gökyüzünden rejim değişikliğine inanmıyorum” sözleri, askeri romantizme kapılmayacağız mesajı içeriyor. İngiliz basınında savaş naraları atılırken hükümetin daha hesapçı bir çizgide kalmaya çalışması, Londra siyasetinde belirgin bir fay hattı oluşturmuş durumda.

Tam da bu nedenle asıl mesele sadece İran değil; Britanya’nın kendisi.

Londra’nın Tercihi: Washington’ın Gölgesi mi, Soğukkanlı Güç mü?

Donald Trump yönetiminin İsrail ile birlikte İran’a yönelik başlattığı askeri hamle, bölgesel bir operasyon olmanın ötesine geçme potansiyeli taşıyor. Londra ise bu kez refleksle değil, hesapla hareket etmeye çalışıyor.

Başbakanın “Gökyüzünden rejim değişikliğine inanmıyorum” cümlesi sıradan bir diplomatik temkin değil. Bu, 2003 travmasının açık bir hatırlatmasıdır.

Britanya, Irak’ta Washington’a tam angaje oldu. Sonuç: uzun süreli istikrarsızlık, iç politikada güven kaybı ve askeri yıpranma. Afganistan’da tablo farklı değildi. O yüzden bugün Londra’nın tereddüdü korkaklık değil; stratejik hafıza.

İngiltere’nin Temel Dış Politika Çerçevesi

Britanya dış politikasının üç ana ekseni var:

1. ABD ile........

© 12punto