Altın çıldırdı-Altın çıldırttı

BERGAMA’DAN SİYANÜR GÜNLÜKLERİ-26

Altının değeri özellikle son bir yıldır inanılmaz derecede arttı.

Sıradan bireylerden tutun şirketlere, devletlere kadar herkes altın edinme peşinde koşuyor.

Bakın, altın fiyatları Dünya’da ve Türkiye’de nereden nereye gelmiş.

(İlk “saf altın” sikke, Batı Anadolu’da Sardes -Salihli/Manisa- darphanesinde, Lidya Kralı Croesus (Kroisos) döneminde basıldı. İ.Ö.550)

Aşağıda, son beş yılda dolar olarak altının yükselişi ve artış oranları yer alıyor.

2021 › 2022 $65 › $70 ~ 8%

2022 › 2023 $70 › $75 ~ 7%

2023 › 2024 $75 › $90 ~ 20%

2024 › 2025 $90 › $110 ~ 22%

2025 › 2026 $110 › $177 ~ 61%

Dünya altın gram fiyatı 2021’den 2026’ya, $89 › $176 aralığında yaklaşık 0’ye yakın toplam artış gösterdi.

Türkiye’de ise gram altın fiyatları hem altın fiyatına hem de TL’nin döviz kuru değişimine bağlı olarak arttı. 

Aşağıda 2026-Ocak ayı fiyatları üzerinden yaklaşık yıllık yüzdelik değişimler:

Yıl Aralığı TL/gram (yaklaşık) Yıllık % Artış

2021 › 2022 442 › 789 TL ~ 78%

2022 › 2023 789 › 1,165 TL ~ 48%

2023 › 2024 1,165 › 1,956 TL ~ 68%

2024 › 2025 1,956 › 3,178 TL ~ 62%

2025 › 2026 3,178 › ~7,100 TL ~ 123%

Türkiye’de 2025 › 2026 arasındaki artış en yüksek (0’nin üzerinde) oldu. Bunun nedeni hem altın fiyatının yükselmesi hem de TL’nin değer kaybının hızlanmasıdır.

2021–2026 arasında Türkiye’de gram altın fiyatı TL bazında yaklaşık 5–6 kat artış gösterdi.

Tabii ki içinde yaşadığımız Yeni Emperyalizm döneminde “serbest piyasa” denen finans dünyasını kontrol eden büyük şirketler ve onların etkilediği devletlerin ekonomik ve siyasal davranışları bu fiyatlarda dalgalanmalar yaratabiliyor.

Yükselen değerleri görünce altın sahibi olan bireyler; “oh ne güzel, varlığımız arttı, zengin olduk” derken, birikimi olup da altını olmayanlar “ah, kaçırdık” deyip hayıflanıyor.

Az çok birikimi  olanlar altın almak için sarrafların önünde kuyruk oluyor.

Ne altını ne de birikimi olanlar ise ucuz ekmek almak için kuyruklarda sabahlarken “bakalım bu yükseliş bizim başımıza daha ne dertler açacak” deyip endişeleniyor.

Çünkü bu yükselişin altında bir bit yeniği olduğunu tecrübelerinden biliyor!

Altın, güvenilmez piyasa koşullarında nasıl bir liman?

Bu soy metal, diğer metaller gibi endüstride yaygın kullanılmıyor.

Altın hem çağlardan beri kullanılan bir değer ölçüsü, değiş tokuş aracı hem de birikim nesnesi!

Altının miktarının sınırlı olmasıyla birlikte, gümüş ve bakır da bu işlerde görevlendirilmiş.

Bütün bu metallerin ekonomide dolaşımı zor olunca insanlık kâğıt parayı icat etmiş.

(Erken Çin parası: Jiaozi. 10-11 yüzyıl. Song hanedanı dönemi. Sichuan yöresi.)

Kâğıt para Çin’de 11. yüzyılda, Avrupa’da İsveç’te 17. yüzyılın ortalarında ortaya çıkmış.

(Avrupa’nın ilk kâğıt parası 1661’de İsveç’te StockholmsBanco tarafından çıkarılmış.)

Osmanlı’da ise reformcu padişah II. Mahmut’un oğlu I. Abdülmecit tarafından 1840 yılında “Kaime-i Nakdiye-i Mutebere” adıyla ilk kâğıt para basılmış. Kâğıt paranın adı halk dilinde “kayme” olmuş.

Ancak kâğıt paralar, banknotlar önünde sonunda kâğıttır.

Bir kibrit çaksan yanar!

Varlığı, çıkarana — devlete — duyulan güvene bağlıdır.

Savaşlar, krizler gibi güvensizlik ortamında, bazen de devletlerin fazla miktarda kâğıt para basmasıyla bu tür paranın kullanım ve birikim değeri bazen yavaş, bazen hızlı düşer.

(İlk Osmanlı kâğıt parası: Kaime-i Nakdiye-i Mutebere.)

Tabii altın, hiç değişmeyen bir değer ölçüsü olmuş.

Amerika kıtasının keşfinde, 15–16. yüzyılda İspanyolların bu toprakları talan ettiği süreç sırasında Avrupa’ya getirdikleri altınlarla değeri düşmüş, şiddetli bir enflasyon yaşanmış ama ardından kendini hemen toparlamış.

ABD’de 1929’da Başkan Herbert Hoover döneminde başlayan “Büyük Buhranı/Krizi” gidermek için Başkan Franklin D. Roosevelt yönetiminde 1933–34’te alınmaya çalışılan önlemlerle altının dolar cinsinden fiyatı i.33 artmış (20.67 › 35).

Doların altın karşılığı (altın içeriği) ise @.94 azalmış (yani dolar altına göre yaklaşık A devalüe edilmiş).

(ABD’de, 1919-1933 büyük buhranında, altının onsundaki artış, doların satın alma endeksindeki düşüş.) 

Kâğıt para ve ona bağlı borsadaki kâğıt değerler pul olmuş.

Bu tür buhranlar genellikle kapitalizmin içsel çelişkilerinin ürettiği döngüsel krizlerden biri olarak kabul edilir.

Sermaye birikiminin uzun bir dönem boyunca kriz üretmeden (ya da krizleri yönetilebilir kılarak) sürmesini sağlayan üretim yapısı ücret ilişkileri devlet politikaları para/finans düzeni uluslararası ilişkiler bütünü sayılan istikrarın, “Birikim Rejiminin” tıkanması olarak ortaya çıkar.

(ABD’de Büyük Buhranda işsiz kuyrukları)

Bu ilişkilerin bozulması, kâğıt paranın söz konusu olduğu “para piyasası” denilen ortamı bozar.

Tabii ki bu krizlerin faturası halklara ödetilir.

İşçilere ücret baskısı yapılır. Ücretler artırılmaz.

Emek güvencesizdir. İşsizlik alır başını gider.

Para bolluğu ya da sıkıntısı had safhadadır. Borçlanma artar. 

Spekülasyon ön plandadır.

Bu koşullara itiraz edecek örgütlü toplum istenmez. Sendikalar zayıflatılır.

Böylece piyasada zorla bir denge oluşturulmaya çalışılır.

(1994 krizinde altın TL karısında 4.5 kat, 2001 yılında 2.75 kat değer kazanmış)

Türkiye bu tür ortamları 1994’de Tansu Çiller, 2001’de Kemal Derviş krizleri denilen dönemlerde yaşadı. Bir de şimdi: 2024-2026’de.

Halk ezildi, ülkenin içine düşürüldüğü kapitalist ekonomi bir dahaki krize kadar kurtuldu.

(Türkiye’de 1994 Çiller krizi)

Kapitalizmin şiddetli krizlerini çözmenin bir diğer yolu savaştır. 

Savaşlarda fabrikalar yıkılır, altyapı yok olur ama sermaye stokları silinir,........

© 12punto