menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Rauf Orbay’ın 40 yıl süren dargınlığı

24 0
16.08.2026

RAUF BEY’İN İZMİR SUİKASTI İLE İLİŞKİSİ OLABİLİR Mİ?

Ben Rauf Bey’in Reisicumhur Gazi Mustafa Kemal Paşa’ya suikast olayı ile bir ilişkisi olabileceğini tahmin etmem.

“Suikast yapılacağını biliyordu, suikastçıları ihbar etmedi. Onun için suçludur.” iddiasının hukuki mesnedi de zayıftır. Epeydir suikast söylentileri vardı zaten. Bunun sorumluluğunu Rauf Bey’e yıkmak hukuken kabul edilemez.

İstiklal Mahkemesi’nin dikkatli bir ceza kovuşturması sonucunda değil, Gazi karşıtı cepheyi tamamen tasfiye etmek maksadıyla idam ve hapis cezaları verdiği kanısındayım.

Meselenin safahatına gelince, Rauf Bey suikastten bir ay önce aldığı raporla -12 Mayıs 1926 tarihi itibariyle- Viyana’ya malarya (sıtma) tedavisine gitmişti. Mahkûmiyet kararları 26 Ağustos 1926’da verildi: Rauf Bey 10 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Karar kendisine Londra Büyükelçiliği tarafından Adnan Adıvar-Halide Edip çiftinin yanında misafir iken tebliğ edildi.

Orbay, TBMM Başkanı Kazım Özalp’e Teşkilat-ı Esasiye Kanunu ve yasama dokunulmazlığını hatırlatan bir mektup gönderdi. Cevap alamadı.

Bunun üzerine mahkûmiyet kararını tanımadığını beyan etti.

1926 SUİKAST DAVASINDA MAHKÛMİYETİ

1926 Reisicumhur Gazi Paşa’ya suikast davasında yanlış kararlar vardır. Cavit Bey ve Rauf Bey kararları bunlardan ikisidir.

Ceza Üç Aliler Divanı tarafından verilmişti. İstiklal Mahkemesi-İzmir ve Ankara yargılamaları neticesinde toplam 19 kişiyi idam cezasına çarptırdı. Rauf Bey hakkında kamu haklarından kısıtlılık ve emvalinin müsaderesi kararı da verilmişti. Bu nedenle 10 yıllık sürgün hayatında epey sıkıntılar çekmiş olmalı diye düşünürdüm. Ama tahmin ettiğim kadar büyük bir mağduriyet yaşamadığını söyleyebilirim. Nedenlerini açıklayacağım.

Orbay, 1926 Ağustosunda mahkûm oldu. 3 Kasım’da milletvekilliği düşürüldü. Maaşsız, mülksüz, güvencesiz 9 yıl nasıl yaşadığını hep merak ederdim. Büyük maddi sıkıntılar içinde yaşadığını düşünürdüm. Ama anladığım kadarıyla kardeşleri (erkek ve kız kardeşleri var) kendisini maddi olarak desteklemişler.

Bunun ötesinde tanıdığı insanlar vasıtasıyla Hindistan’a hatta Çin’e kadar gitmiş. Kavalalı hanedanından Prens Tosun Paşa’nın himayesinde İskenderiye’de uzun süre ikamet etmiştir.

1933 affına rağmen geri dönmemiştir. Çoğunlukla İngiltere’de yaşamıştır.

MISIR VE HİNDİSTAN ZİYARETLERİ

Rauf Bey 11 Şubat 1933’te davet üzerine Kahire’ye gitmiş. Orada Prens Emir tarafından karşılanmış, Orbay, Kavalalı hanedanını meşrutiyetten beri tanıyor. Babasının Ferik Amiral ve Ayan Meclisi üyesi olduğunu unutmayalım.

Rauf Bey, tanıdığı bir İngiliz nakliye şirketinin gemisi ile Hindistan’a gitti. Hindistan’da üç ay kaldı. Konferanslar verdi. Hindistan ziyareti Türkiye’de hükümet çevrelerinde kuşku ile karşılandı. Yazışmalar oldu. Bombay ve Yeni Delhi’de konuşmalar yaptı. Mayıs ayında Avrupa’ya (Fransa) döndü.

1933 genel af kanununa rağmen ülkeye dönmeyince Kavalalı hanedanı kendisine bir yer tahsis etmiş. İskenderiye’de bir pansiyona yerleştirilmiş. Eniştesi Aziz Bey’in ölümü üzerine kız kardeşi Mısır’a gelmiş, dönüşü için ısrar etmiş. Bunun üzerine Rauf Bey Türkiye’ye dönme kararı vermiş. 3 Temmuz 1935’te İskenderiye-İzmir güzergâhı üzerinden İstanbul’a gelmiş. Kardeşlerinin oturduğu Maçka Menekşe Apartmanı ve Bebek Nevruzin Apartmanlarında bir süre yaşamıştır. Sonra Cihangir’de mütevazı bir evde oturmuştur.

Rauf Bey, Ali Fuat Paşa’nın girişimi ile Atatürk ile barıştırılma teşebbüsü akim kalınca İsmet Paşa tarafından gönlü alınıncaya kadar CHP’ye ve devlete uzak durdu. (1939)

Ondan sonra teklifleri kabul etse de, CHP’ye kendisini mahkûm eden “inkılap partisi” gözüyle baktı. Karabekir’in tersine partiye hiçbir zaman geri dönmedi.

ALİ FUAT PAŞA RAUF BEY’İ ÇANKAYA’YA BARIŞTIRMAYA GÖTÜRÜYOR

Ali Fuat Paşa, 1935’te Rauf Bey’i Atatürk ile görüştürmek, barıştırmak istedi. Atatürk, Cebesoy ve Bele ile daha önce barışmış ve onların yeniden mebus seçilmelerini sağlamıştı. Onlarla ayrılık siyasi düzeyde kalmıştı. Rauf Bey ise mahkûm olmuştu.

Rauf Bey, kırgınlığına rağmen Çankaya’ya gelmeyi kabul etti. Atatürk eski günlerin hatırına görüşmeye istekliydi. Ama parti yöneticileri Rauf’tan özeleştiri bekliyorlardı. Bu, af dilemek anlamına gelirdi. Rauf’tan böyle bir şey beklemek yanlıştı. Görüşme bu nedenle gerçekleşmedi.

Bence görüşmeyi engelleyen mahkûmiyet kararını veren İstiklal Mahkemesi üyeleriydi. Bu tutum onun gerçekten suçlu olduğuna inandıklarını gösterir.

Netice itibariyle, Rauf Bey, 1935’te dönmesine rağmen Atatürk ile görüşemedi. Daha sonra da istekli olmadı.

Parti ve devletle kırgın bir şekilde bir araya gelmesi Atatürk’ün ölümünden sonradır.

TÜRKİYE’YE DÖNDÜĞÜNDE EMEKLİLİK HAKKI İADE EDİLDİ (1935)

Rauf Bey, Mısır üzerinden 1935’te Türkiye’ye döndüğünde emeklilik işlemleri yapıldı. 1933 affı ile bütün hakları iade edilmişti. Eski milletvekili, eski başbakan ve güverte Albayı kıdemleri dikkate alınarak emekli maaşı bağlandı.

İSMET PAŞA İLE YENİ DÖNEM

İsmet Paşa 1939’da eski muhalifleri kazanmak için önemli bir girişimde bulundu. Dolmabahçe resepsiyonu bunun içindir. Ali İhsan Sabis Paşa bile çağrıldı. Rauf Bey’in gönlü alındı. Kastamonu milletvekili oldu.

Bu jestleri bence başlangıçta gönülsüzce kabul etti. Buna dilerseniz kerhen diyebilirsiniz. Atatürk ile rekabet etmiş, yenilmişti. Ama İsmet Paşa’yı daima kendinden aşağıda görmüştü. Atatürk’ün yokluğunda geri dönüşünün sebebi budur. Kendisini değil İsmet Paşa’yı ricacı gördüğü için. Karabekir için de aynı şeyi söyleyebilirim.

CHP’ye girmedi. Ama parti listesinden mebus olmayı kabul etti. Bu tavrıyla partinin kendisine biat etmiş olduğunu düşünüyor olmalıdır.

LONDRA BÜYÜKELÇİMİZ RAUF ORBAY’IN İZLEDİĞİ GÜZERGÂH

İsmet Paşa, Rauf Bey’i Londra’ya Büyükelçi olarak tayin etti. O da kabul etti. Tarih: 14 Şubat 1942’dir. Seyrüsefer güvenliği nedeniyle, Avrupa veya Akdeniz üzerinden İngiltere’ye gitmesi mümkün değildi. Bu nedenle trenle Adana’ya gitti. Oradan Beyrut üzerinden Kahire’ye ulaştı. Sudan’a geçti. (Hartum) Nijerya (Lagos) üzerinden Lizbon’a geçti. Nihayet İrlanda üzerinden Londra’ya ulaştı. 23 Mart 1942.

27 GÜN SÜREN BİR YOLCULUKTAN SONRA LONDRA’YA ULAŞMIŞ

Rauf Bey, 27 günlük bir yolculuktan sonra Londra’ya ulaştı. 23 Mart 1942. BBC’ye mülakat vermiş, Türkiye’ye hitaben bir konuşma yapmıştır. Londra’da bir Halkevi kurmuş, Eden’i Halkevine üye yapmıştı. Bu arada savaş bütün şiddeti ile devam ediyordu. Buna rağmen Londra’da eğitimine devam eden Türk öğrencilerin var olduğunu öğreniyoruz.

TÜRK GAZETECİLERİN LONDRA’YA GELİŞİ

İkinci Dünya Savaşı olanca şiddeti ile devam ederken Türk gazeteciler iki kez Londra’ya getirildiler. Almanlar da kendi ülkelerine cepheleri gezdirmeye götürdüler. Taraflar maneviyatlarının yüksek, güçlerinin yerinde olduğunu Türklere göstermek istiyorlardı. İlk Londra ziyareti 1940’da yapılmıştı. İkincisi ise Rauf Bey’in büyükelçiliği sırasında. Ziyaret tarihi: Kasım-Aralık 1942. Bu heyette bulunan gazeteciler şunlardır: Ahmet Şükrü Esmer (Ulus), Hüseyin Cahit Yalçın (Tanin), Zekeriya Sertel (Tan), Ahmet Emin Yalman (Vatan). Bu isimler gazete başyazarları idi. İngiltere izlenimleri hakkındaki yazıları 7 Aralık 1942’den itibaren yayınlanmaya başladı.

KAHİRE KONFERANSI’NDAN SONRA ANKARA’YA ÇAĞIRILDI

Rauf Bey ikinci Kahire Konferansı’ndan sonra acilen Ankara’ya çağrıldı. Yine meşakkatli bir yolculuktan sonra 21 Aralık 1943’te Ankara’ya vardı. Savaşın safahatı ve Türkiye’nin tavrı konusunda toplantıya katıldı. Bu toplantıda Mareşal Çakmak dışında, Kazım Orbay, Şükrü Saraçoğlu ve Numan Menemencioğlu bulunmuşlardı.

LONDRA BÜYÜKELÇİLİĞİNDEN İSTİFA NEDENİ NEYDİ?

Rauf Orbay, Londra Büyükelçiliği görevinden 9 Mart 1944 tarihinde istifa etmiştir. İstifa dilekçesinde Dışişleri Bakanlığı’nda işlerin liyakatsiz kişiler tarafından yürütüldüğünü öne sürmüştü. Orbay bu istifadan sonra bir daha devlet görevi kabul etmemiştir.

MÜNİR ERTEGÜN YERİNE WASHINGTON BÜYÜKELÇİLİĞİ ÖNERİSİNİ KABUL ETMEDİ

Türkiye’nin Washington sefiri Münir Ertegün 1934’ten beri görevdeydi. İkinci Dünya Savaşı devam ederken vefat etti. Atlantik’i aşarak Türkiye’ye getirilmesi imkânsız olduğundan ABD yönetimi büyükelçimizi geçici olarak Arlington Mezarlığı’na defnetti.........

© 12punto