Can Atalay milletvekili mi? Değil mi?

Can Atalay’ın milletvekilliği ile ilgili bu yazımı yazarken, Müzeyyen Gözden Atasayan, Tolga Şirin, Korkut Kanadoğlu, Kemal Gözler, Sibel İnceoğlu ve İbrahim Kaboğlu hocaların makalelerinden yararlandım.

Öncelikle belirtmeliyim ki, Anayasa Mahkemesi, Can Atalay kararlarında, bir süper temyiz mercii gibi davranmamış, yerindelik denetimi de yapmamıştır. Temel hak ihlalinden kaynaklanan Anayasaya aykırılığın giderilmesini sağlayacak kararlar vermiştir.

AYM ilgili kararlarında vurgulandığı üzere Anayasanın 14.maddesi ile 83. maddesinin norm alanları farklıdır. 14. maddenin amacı yasama dokunulmazlığına istisna teşkil eden suçları belirlemek değildir.

Bana göre 83. maddede tanımlanan yasama dokunulmazlığı sadece “ağır cezayı gerektiren suçüstü halinde” öne sürülemez. Örneğin: Bir milletvekilin genel kurulda bir başka milletvekilini öldürmesi gibi. (Türkiye’de yaşandı bu hatırlayınız)

Can Atalay, iktidarın doğrudan sorumlu olduğu bir çok felaketin mağdurlarının avukatlığını yapmıştır. Bu başlı başına iktidar sahiplerinin epey sinirlerine dokunan bir şeydi.

Bu olaylardan bazılarını ifade etmek gerekirse Soma Faciası, Ermenek Maden Kazası, Adana Öğrenci Yurdu Yangını, Çorlu Tren Kazası.

Bunların yanısıra Atalay, Taksim Dayanışmasının yanında tavır aldı. Bu platform, 40’lardan beri şehirde özel bir yeni olan Taksim Gezisini yok etme planına karşı örgütlenen insanlardı. Bu sivil, demokratik, hukuka uygun meşru bir durumdu. Demokratik, anayasal bir haktı. İktidar yurttaşların “toplanma ve gösteri yürüyüşü hürriyetini” korumak yerine kriminalize etmeyi tercih etti. Kendi siyasi planları gereği.

Yeri gelmişken bazı hatırlatmalar yapmak isterim. Gezi Parkı eylemleri başladığında MHP muhalefetteydi. Devlet Bahçeli eylemleri haklı buluyordu. AKP hükümetine demediğini bırakmıyordu. 2013’ün MHP’sine göre insanlar anayasal haklarını kullanıyorlardı. İki kişiyi daha size hatırlatmak isterim. Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu da Millet İttifakına katıldıktan sonra müşteki sıfatıyla Gezi Davasında imzası olanlar arasında olmadıklarını, hatta zamanın başbakanını uyarmaya çalıştıklarını söylediler.

Meselenin zıvanadan çıkması iktidarın şiddet dozunu arttırması nedeniyle oldu. İktidar gösterilere suhuletle yaklaşmak yerine platformu ezme yoluna gitti. Kanımca olayın özü şudur: Dönemin başbakanı bu olayları “şahsi iktidarına yönelik” ciddi bir tehdit olarak gördü.

Bir not daha düşmek isterim. Siyasi tarihimiz şunu gösteriyor ki 1 Mayıs 1977 felaketi dahil olmak üzere bir çok olayda yurttaşların toplantı ve ifade hürriyetlerini kriminalize eden provakatif gruplar hemen devreye girmiştir.

Gezi Parkı eylemleri sırasında da benzer bir senaryo yaşandığını söyleyebilirim. Protestoculara aşırı sol örgütler dahil oldu. Bence denetimli bir şekilde. Buna yol verenlerin “derin bazı işlerle” alakalı olduklarından eminim. 1 Mayıs 1977’de olduğu üzere.

Böylece İktidar olayları ayaklanma girişimi, hükümeti devirmeye kalkışma suçu olarak kriminalize etme olanağına kavuştu. Sonrası malum.

AKP iktidarının (o tarihte 61. Hükümet) Taksim’in laik cumhuriyet kimliğini silmek gibi bir gündemi olduğu malumunuzdur. Bunun yolu Osmanlıcılığı meydan üzerinden hakim kılmaktı. Günümüzde Taksim’e gittiğinizde bunu apaçık görürsünüz. Cumhuriyetin ortadan kaldırdığı “Ecdat yadigarı Topçu kışlası” söylemi sadece bir paravan işlevi görüyordu.

AKP iktidarı, Taksim Gezi Parkına, Kışlayı güya ihya etmek görüntüsü altında bir AVM dikmek niyetindeydi. Bu niyetin iki yönlü işlevi olacaktı. Birincisi, Gezi Parkı, İnönü’nün cumhurbaşkanlığı döneminde yapılmıştı. Hatta belediye tarafından verilen resmi adı : İnönü Gezisi idi. Bu proje ile iktidar İsmet Paşa’nın ismini bir yerden daha silmiş olacaktı. İkinci yön ise yandaş sermayeye yeni bir rant alanı açmaktı.

Meselenin bir de fiziki yönü vardı. Taksim Cumhuriyet Anıtını fiziki olarak ezen karşı devrim hamlesinin ivmesini arttırmak. Cumhuriyetin İstanbul halkına kazandırdığı Gezi Parkını yok ederek alanda iktidar ideolojisini egemen kılmak. Cumhuriyet Devrimini simgeleyen anıtı cüceleştirmek. (Pietro Canonica, 1928)

Gezi Parkını büyük bir gayretle İstanbul halkına kazandıran Dr. Lütfi Kırdardır. Kırdar, tek parti döneminin başarılı bir bürokratı idi. Atatürk ve İnönü’nün cumhurbaşkanı olduğu yıllarda İstanbul valiliği yapmıştı. Kırdar kanun gereği aynı zamanda belediye başkanı idi. CHP’den milletvekilliği de yapmıştı. Tutucu çevreler onun 1957’den sonraki DP’li kimliğini önemserler. Dr. Kırdar, öncelikle İttihatçıdır. Sonra cumhuriyetin vali, milletvekili ve bakanı olmuştur.

Kırdar, şimdi Maçka Parkında gözlerden uzak bir köşede duran “Atlı İnönü” heykelinin fikir babasıdır. Heykeli Akademi’den Prof. Rudolf Belling yapmıştı. Dr. Kırdar, o heykeli Gezi Parkı girişine koymayı düşünüyordu. Kaidesi de yapılmıştı.

Kırdar’ın mümeyyiz özelliği başarılı bir tek parti bürokratı olmasıdır. Onda “dinci sağın sahiplenebileceği” hiçbir şey yoktur. Dr. Kırdar, yanlış zamanda yanlış yerdeydi. Hayata talihsiz vedası bununla ilgilidir. Yassıada’da duruşma sırasında ölümü iktidar partisi tarafından istismar edilmektedir o kadar.

Öyle sanıyorum ki bu davada yargılanan Osman Kavala, Can Dündar ve Can Atalay iktidar çevrelerinin en çok husumetini çeken isimlerdir. Kavala ve Dündar malum nedenlerle. Can Atalay ise iktidara şiddetli mukavemeti nedeniyle.

Can Atalay, Gezi Parkı platformu savunucusu konumunda iken Gezi Parkı Davası sanıklarından oluvermiştir. Aynı İmamoğlu’nun avukatının birden bire sanık olup tutuklanması gibi. Atalay, bu davada tutuklanmış, yargılanmış, milletvekili seçilmeden kısa bir süre önce ilk derece mahkemesinde mahkum edilmişti.

Netice itibariyle, Can Atalay, bir avukat olarak iktidarın sorumlu olduğu her felakette mağdurların yanında yer almış, savunmalarını üstlenmişti. Sonunda kendisi de iktidara en büyük kitlesel meydan okuma olan Gezi Parkı olaylarını kriminalize eden davanın içine atıldı. TCK 312 torbasına atılanlardan biri de o oldu. Açılan davada mahkum edildi.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi 25 Nisan 2022’de TCK 312’den Kavala’yı müebbet hapis cezası verdi. İçlerinde Atalay’ın da bulunduğu diğer sanıkları........

© 12punto