menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Başkent'te yaya olmak...

20 0
19.02.2026

Ben bir Ankaralıyım, 43 yıllık hayatımın sadece 6 yılını Ankara’dan uzakta geçirdim. Sade ve onurlu yapısıyla karşımızda duran Anıtkabir’in yanı başında bir ilk okulda okudum her sabah Andımızı…

Hititler’den Doğu Roma’ya, Selçuklular’dan Ahi’lere tarih boyu sahnede yer alan Ankara’yı “bizim Ankaramız” yapan, onu tarihe yeniden taşıyan Atamızın kararıydı ve Ankara Cumhuriyet’in sembolü olarak nefes aldı, nefes aldırdı. Ankara’da yaşamak bu onuru da taşımaktı.

Ankara’nın yurda yaydığı ışıktan trafik ışıklarına doğru ilerliyorum bugün. Anıtkabir etrafında kırmızı ışığa denk gelenler bilir,trafik ışığında beliren ay yıldızı...

O kavşaklarda kırmızı ışıkta beklemek, bayrağa, Ata’ya saygıya dönüşür; yeşil yanmasın, kırmızı sürsün isterim.

Gözümü ayırmadan selamlarım hem bayrağı hem de kırmızı ışıkta Cumhuriyet’i selamlamaya imkan tanıyan aklı. 

Şehrin nefes aldığını hissederim her seferinde; aynı yolda, aynı ışıkla, aynı gururla...

Anıtkabir bölgesinde kırmızı ışığı saygı duruşuna dönüştüren bu aklı ve uygulayıcıları alkışlarken, aynı Ankara’da Cumhuriyet’in başkentine yakışmayan herhangi bir durumda da bazen söylenmekle kalır, bazen de bugünkü gibi yazarım... 

Bir Kasım akşamı, Ankara’nın merkezinde, Kızılay’da şehrin nefessiz kaldığını hissetim ve sitem ile doldu içim, sorular sormaya başladım.

Üniversite yıllarında arşınladığımız o kaldırımlardan uzun süredir geçmeyip şehrin merkezinden ve yaya güzergahlarından epeyce uzak........

© 12punto