Malumun ilanına kızılca kıyamet

Geçtiğimiz günlerde, CHP’nin eski Parti Meclisi üyesi Buket Müftüoğlu, Kızılcagün Platformu Panelinde “Siyaset ve Etik” konulu bir  konuşma yaptı. Konu ile bağlantılı örneklemeler yaparken 2009 yılında yaşadığı bir olayı anlattı. O günlerde başlayan “Andımızın kaldırılması” operasyonuna, Kemal Kılıçdaroğlu’nun verdiği, “Andımızın kaldırılmasını onayladığına” yönelik sözlerini aktardı. Kılıçdaroğlu olayın yaşandığı günlerde henüz CHP Grup Başkanvekiliydi. 

Anlattıkları hiç de şaşırtıcı değildi, malumun ilanıydı. 13 yıllık genel başkanlığı sürecinde CHP’den bir Y-CHP yaratma girişimi kamuoyunun gözleri önünde gerçekleşmişti. Buket Müftüoğlu’nun anlattıkları, Kılıçdaroğlu’nun CHP’yi “CHP’sizleştirme” girişimleri içinde sadece küçük bir nokta kadar yer tutuyordu.

Ancak Kızılca kıyamet koptu. Haber köpürtülerek bir sosyal medya linçine dönüştürüldü.  Hatta Kılıçdaroğlu’nun avukatı hakaretler içeren bir mesaj paylaşarak, dava açacaklarını bile duyurdu.

Genel Başkanlığının ilk yıllarında kendisini hedef alan en ağır iddia ve eleştirileri “olgunlukla” karşılayan Kılıçdaroğlu’nu bu kadar öfkelendiren neydi? 

Acaba giderek yakınlaşan mutlak butlan davasının sonucunda yeniden CHP Genel Başkanı olma beklentisine bir engel olarak görmesi miydi?

Bir imaj tazeleme  ihtiyacında iken, yeniden CHP’yi CHP’siz bıraktığının hatırlatılması mıydı? 

Ancak bu örgütlü trol saldırılarına aşina olmuş kişiler olarak, saldırı, tehdit ve hakaretlerin Gerçek CHP’lilerin hafızalarını da tetiklediğine kuşku yoktur.

2007-2015 yılları arasında CHP Milletvekili, PM üyesi, hatta Deniz Baykal döneminde MYK üyesi olarak görev yapmış bir kişi olarak, CHP’nin, Y-CHP’ye dönüşümünün acılarını yaşamış olmam, kuşkusuz benim hafızamı da tetikledi.

CHP’nin kapatılarak bir Vakfa dönüştürülmesini isteyenlerin, CHP’li olmadıkları için milletvekili yapıldıklarını söyleyenlerin, CHP’yi statükocu, faşist, çağdışı ilan edenlerin, 6 Ok’u yeniden yapılandırmaya hatta yeni oklar eklemeye çalışanların, Atatürk’e “soykırımcı”, Ulusalcılara “kafatasçı” diyenlerin üşüştüğü ve övülerek koruma altına alındığı bir Y-CHP inşa edildi. 

Yeni CHP’nin destekçileri arasında kimler yoktu ki!  Örneğin Kılıçdaroğlu’nun en içten destekçileri arasında yer alan Nagehan Alçı, eski CHP’yi Vatikan yapısı  ile özdeşleştirdi.  Murat Yetkin “betonarme olmuş yaşlılar iktidarı olarak yorumladı”. Kimi danışmanları “fosilleşmiş CHP algısından” dem vurdu ve dönüşümün sağlaması ve belli isimleri değiştirmesi övgü ile anlattırıldı.

Kılıçdaroğlu, CHP’nin tarihsel geçmişini karalamayı temel bir yöntem olarak belirledi. Örneğin 11.Mart. 2012’de Habertürk’te yer alan Serdar Turgut, yazısında Kılıçdaroğlu ile yaptığı görüşmeyi  şöyle paylaşıyordu;

“AKP iktidarına karşı mücadele ederken bazen kendimi 1940’ların CHP iktidarına karşı mücadele ediyormuş gibi sayıyorum. Çünkü AKP iktidarı aynen 1940’lar CHP iktidarının koşullarını yarattı.”

Haziran 2014’te ise Diyarbakır’da Toplumsal Araştırma Merkezi’nin (DİTAM) toplantısında; “ Bizi hala 1930’ların ve 1940’ların CHP’si olarak görmeyin. Biz değişiyoruz. Yeni şeyler söylüyoruz. Demokrasiyi, özgürlüğü savunuyoruz. Çağdaş dünya ile bütünleşmek istiyoruz. Eski CHP değil, dünya değişti, biz de değiştik” diyordu.

Acaba 1930’lı yılların CHP’sinin tüm dünyanın övgüyle izlediği, tarihimizin en başarılı dönemlerine imza attığını bilmiyor muydu?

Her fırsatı CHP’yi kötüleyerek değerlendirme konusunda uzmanlaşan Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı adaylığına hazırlanırken zoom üzerinden muhafazakar aydınlarla da buluştu. 

Onlara, “ Siz kendinize muhafazakar diyorsunuz ama yanılıyorsunuz. Asıl muhafazakar olan CHP, çünkü değişime direniyor”  sözleriyle DEVRİMİN PARTİSİNİ yerden yerden vuruyordu.

CHP’nin geçmişini yerden yere vurmak, kazanılan başarıları inkar etmek yetmemişti. CHP’nin ideolojisinin de değersizleştirilmesi ve bu yöntemle Türkiye Cumhuriyeti Devletinin temel değerlerinin etkisizleştirilmesi de portföyünde yer alıyordu.

Atatürk, CHP’yi  ve çağdaş Türkiye’yi 6 temel kolon üzerine inşa etmişti. 1924 Anayasasında da ilkeler güvenceye alınmıştı. Ancak iki temel taşıyıcı kolon vardı ki, bunlar........

© 12punto