Emperyalizm ve NATO

1945 yılında, İkinci Paylaşım Savaşı biterken, aynı zamanda kapitalist dünyada da egemenlik İngiltere’den ABD’ye geçiyordu. Henüz savaş tam olarak sonlanmamışken yapılan ünlü Bretton Woods toplantılarında Birleşmiş Milletler, Dünya Ticaret Örgütü, IMF ve Dünya Bankası gibi siyasi-yönetsel v finansal örgütlenmeler kuruluyordu.

Bir süre sonra da, 4 Nisan 1949 tarihinde Komünistler karşısında askeri ittifak olarak Kuzey Atlantik Anlaşması Örgütü adıyla, ABD başkanlığında onbir ülkenin katıldığı NATO kuruldu. 

Bir askeri ittifak olarak NATO, toplu savunmaya katılan ülkelerde harcama tasarrufu gerekçesine dayandırılıyordu. Zira savunma harcamalarından yapılan tasarrufun ekonomik yararlılıkla kullanılmasının her ülke için avantajlı olacağı görüşü başattı. Ancak NATO, örgütteABD’nin üstünlüğü nedeniyle, bu savın geçerliliğine rağmen, farklı açılardan ülkelere yüklediği sorumluluklarla zaman içinde demokratik bir örgüt olmaktan uzaklaşmıştır.

Nitekim, soğuk savaşın başat olduğu dünyada bir savunma sistemi olarak kurulmuş olan NATO, kuruluşundan beri olduğu gibi, özellikle de günümüzün tek sistemli çok kutuplu dünyasında bir tür emperyalist araca dönüşmüş olarak, güçlü-güçsüz ilişkisi bağlamında karşımıza çıkmaktadır.

Örneğin, 1950’lerde Kore savaşında görüldüğü üzere, ilgisiz alanlara ideolojik amaçlı yönlendirilmemiz de NATO’nun olumsuz örnekleri arasında, hatta savunma örgütüne katılma koşulu dayatması bağlamında bağımlılık görüntüsü vermektedir. Askeri bağımlılık, aynı zamanda ulusal düşünce üst-yapısını oluşturarak siyasal bağımlılığı da gündeme  taşımıştır. Günümüzün Ortadoğu savaşında görüldüğü üzere, NATO ülkemizin kendi menfaati doğrultusunda  bağımsız ve yansız politika izlemesini zorlaştırıcı etken işlevi görmektedir.

Emperyalizm ve NATO sözcükleri, farklı açılardan aynı siyasi amaca yönelişi işaret eder. Şöyle ki, emperyalizm, belirli bir merkezin ya da merkezlerin hakimiyet........

© 12punto