Bugün NATO'ya nasıl bakmalı?
4 Nisan 1949 yılında, kurucu 12 ülkenin Washington’da kurduğu NATO, zamanla genişleyerek, günümüzde 32 ülke sayısına ulaşmıştır. Bugün ortada etkili bir komünist örgütlenme bulunmadığına göre, bugün NATO’ya nasıl bakmalıyız! NATO’nun kuruluşundan 6 yıl sonra kurulmuş olan Varşova Paktı’nın sloganlarında “dostluk, işbirliği ve karşılıklı yardımlaşma” ifadeleri yer alırken, NATO’nun icraatı oldukça karanlık seyretmiştir. Belki de bu fark, kapitalizm ile komünizm arasındaki ayrışmayı ortaya koymaya yeter.
Komünist dünya karşısında kapitalist dünyayı korumak amacıyla devreye alınmış olan NATO, kuruluş felsefesi ile, komünist dünya karşısında kapitalist dünyanın düşünce ve tercih özgürlüğünü kısıtlamıştır. İlginç olay ve süreçlerle insanlığın ve toplumların tercihlerini belirleyebilen ve ters çevirebilen tarihsel dinamikler, burada da devrededir. Dönemsel koşullarının, savaş tahribatıyla yaşanan çöküşünde kapitalist Avrupa’yı komünist dünyanın en güçlü yapısıyla karşı karşıya getirmesiyle kapitalist reflekslerin devreye girmesi kader değil, kapitalizmin korunma reflekslerinin sonucudur.
Örgütlenmenin orkestra şefi ise, İkinci Paylaşım Savaşı sonrasında İngiltere’den bayrağı devralan, yeni dünyanın lideri konumundaki ABD’dir. Kısaca, NATO’nun ortaya çıkışı ve devamlılığı, zamanın dünya hakimiyetini temsil eden komünizm-kapitalizm cepheleşmesinde savunma görüntüsünde, kapitalist bloku derdest etmek, savunma görüntüsü altında komünizm fikir ve düşüncesini yasaklamak ve baskılamak, böylece sömürücü düzenin yeryüzünde devamının idamesidir. Bu baskılamanın en acı dramı da 1953 yılında, kurgulanmış bir casusluk iddiasına dayandırılarak verilen hükümle, Julius ve Ethel Rosenberg ailesinin elektrikli........
