menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Üniversitelerimiz

14 0
previous day

Toz duman içindeki gündemde bir türlü aklımıza gelmeyen bir sorunumuz var, üniversitelerimiz! Yıllardan beri dile getirmeye çalışıyorum. Osmanlı İmparatorluğu’nun tarihe göçmesinde bu koca imparatorluğun üniversite yoksunluğu unutulur. Öte yandan “Birinci Dünya Savaşı sonrası Almanya'nın büyük yenilgisi 1919 Versailles Antlaşması'yla noktalanır. Almanya toprakla¬rından önemli bölümler kaybeder, ordusu dağılır, yüklü bir savaş tazminat ödemek durumunda kalır. İşte bu sırada ün¬lü Alman asker ve devlet adamı Hindenburg şöyle der: ‘İyi ki üniversitelerimize dokunmadılar.’” (TBMM’ye açık mektup: Hakimiyet kayıtsız şartsız YÖK’ün değil. H. Yazıcı, Milliyet 15 Haziran 1992, Muteber Bir Nesne Yok Devlet Gibi’de –Milliyet Yayınları, 1998)

Kanımca hukuk/yargı düzenimiz ile üniversitelerimiz, göz bebeğimiz Cumhuriyetimizin en sorunlu iki halkasıdır. Bu birlikte bir nedensellik bağı var mı derseniz, bence var. Gerek hukuk/yargı gerekse de üniversiteler bir toplumun uygarlığa erişiminde olmazsa olmazları, dürüstçe doğruyu ve gerçeği arayışa saygının adeta kaleleridir. Uygarlığın ise pek kestirmesi yoktur. Diğer bir deyişle bu kaleleri sağlam kurmadan uygarlık aramak akıntıya karşı kürek çekmekten farksızdır.

Hukukçular kusura kalmasınlar, kanımca söz konusu iki kaleden öncül olanı bence üniversitelerdir. Öyle ya gerçek, doğruya öncüldür. Hukuk ise doğrular üzerine kurulur. Ancak toplumun doğruları zaman içinde değişebilir ve tarih boyunca de değişmiştir. Üniversitenin öncül amacı gerçek peşinde koşmak, bunu yaparken güncel doğruyu sorgulamak, bulurken, öğrenirken öğretmektir. Hukukçular hem doğruyu hem de gerçeğe ve ona erişmeye saygıyı, öğrenerek yine üniversitelerde yetişirler. İşte bu nedenle de sağlıklı, uygar bir toplum açısından üniversiteler öncüldür. Bunun yanı sıra güncel hukuk/yargı sorunlarımıza üniversitelerimizin başta ilgili........

© 12punto