Babayasa

Önce savunmamı yapayım. Nerden ilham aldım bilmiyorum, yeni bir Anayasa’nın konuşulduğu bu günlerde aklıma bize tez elden bir anayasa yerine yine tez elden bir babayasa gerek konulu bir yazı yazmak geldi. İntihal (aşırma) ile yakın ilgimi bildiğinizi varsayıp, burnu büyüklüğümü de hoş karşılayacağınızı umarak hemen Bay Google’a sordum. Meğer yeri dolmaz mizahçımız rahmetli Aziz Nesin’in 1982 yılında çıkardığı Zübük dergisinin 30 Nisan 1982 tarihli 13. sayısının da manşetinde “Anayasa Değil Babayasa" deyişi varmış. Değil üzülmek, belki çok ufak bir örnekle de üstada benzer bir mizah çağrışımı yapabilmek yeteneği bende de varmış diye bayağı gururlandım.   

Biraz araştırdım. Görebildiğim kadarıyla en üst yasalarına anayasa diyen bizden başka bir ülke yok. Büyük çoğunluk Latince constitutio sözcüğünün çeşitli türevlerini kullanıyor. Doğal olarak, her zaman olduğu gibi, yanlışlanmaya hazırım. 

Kanımca bu en üst yasamıza ana yerine baba nitelemesi çok uygun. Görüşüme göre bunun dört temel nedeni var:  

1. Baba sözcüğü her zaman bir kuvvet/kudret simgeler. Hz. İsa bile çarmıh üzerinden Tanrı’ya “Baba” diye yakarır. Hemen altını çizeyim. Kafayı karıştırmayın. Burada Hz. İsa’nın Tanrı’nın oğlu olup olmadığı ayrı bir konudur. Öte yandan yeni babayasamızın hazırlanışı sırasında yapılacak ve doğrusu merakla beklediğim gibi meclis görüşmeleri sırasında bu önemli İsa konusu pekâlâ gündeme gelebilir. Ayrıca, bilim çevrelerimiz takdir buyurulursa aynı konu bir TÜBİTAK projesi dahi olabilir.   

Bildiğiniz gibi baba deyişinin kuvvet/kudret ilişkisinin diğer bir kanıtı kafamız kızdığında “Öyle babalanma!” dememizdir. “Öyle, analanma!” diye bağıranı ben hiç duymadım.

2. Baba sözcüğü aynı zamanda bir yardımseverlik ve şefkat ifadesidir. “Bildiğin gibi bizim ilçe başkanının da yakini olan Hasan’a bir babalık yapıp onu bir işe yerleştiriver.” veya “Aziz kardeşim bir babalık........

© 12punto